Bakü-Brüksel hattında yoğun trafik... Avrupa enerji haritası yeniden mi çiziliyor?

Bakü-Brüksel hattında yoğun trafik... Avrupa enerji haritası yeniden mi çiziliyor?

15.05.2026 16:00:00
Güncellenme:
M. Birol Güger
Takip Et:
Bakü-Brüksel hattında yoğun trafik... Avrupa enerji haritası yeniden mi çiziliyor?

Avrupa enerji güvenliği ekseni, jeopolitik depremlerle sarsılırken, tüm alternatif rotalar mercek altında. Azerbaycan petrol devi SOCAR’ın İtalya hamlesi, TAP-TANAP hattının genişlemesi ve Hürmüz krizinin yarattığı baskının gölgesinde karşımıza çıkan en önemli soru şu: Avrupa enerji haritası yeniden mi çiziliyor?

Azerbaycan Cumhuriyeti Devlet Petrol Şirketi SOCAR'ın, İtalyan enerji devi Italiana Petroli'yi satın alması ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin Bakü ziyareti bizlere satır aralarında çok şey anlatıyor.

Cumhuriyet'e konuşan, Azerbaycanlı gazeteci Nigar İbrahimova'ya göre, Avrupa'nın enerji güvenliği ekseni sessizce kayıyor, ve bu kayışın merkezinde Bakü'den Brüksel'e uzanan uzun bir koridor yer alıyor.

İbrahimova, Meloni'nin 4–5 Mayıs'ta, Ermenistan'ın başkenti Erivan'da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi'nin hemen ardından Bakü'ye geçişinin, 'bu dönüşümün somut yansıması' olduğunu söylüyor. 

"Meloni'nin, Erivan zirvesi sonrası doğrudan Bakü'ye geçmesi tesadüf değil" diyen İbrahimova'ya göre, "Avrupa bugün Güney Kafkasya'ya sadece siyasi değil enerji güvenliği perspektifinden de bakıyor."

Veriler, bu değerlendirmeyi doğrulasa da uzmanlar, Avrupa’nın enerji çeşitlendirme arayışının henüz Rusya sonrası dönemin kalıcı mimarisine dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda temkinli.

SOCAR'IN İTALYA HAMLESİ

12 Mayıs'ta tamamlanan SOCAR–Italiana Petroli satın alımıyla birlikte Azerbaycan devlet enerji şirketi, 90 yılı aşkın tarihe sahip Italiana Petroli'nin yüzde 99.82'sini resmen devraldı. Satın alma yalnızca bir şirket değişimini değil; iki rafineri, yıllık yaklaşık 10 milyon ton işleme kapasitesi, 4 bin 500 yakıt istasyonu ve entegre lojistik altyapıyı kapsıyor. 

Bu durumda, Azerbaycan artık sadece TAP üzerinden gaz göndermiyor; İtalya içinde de enerji dağıtım zincirinin ayrılmaz bir parçası oluyor.

İbrahimova'ya göre ortaya çıkan yapı artık, klasik enerji ticaretinin çok ötesine geçti. Hazar'dan çıkan Azerbaycan gazı, Trans Adriatik Boru Hattı (TAP) üzerinden Avrupa'ya girerken, Azerbaycan petrolü artık İtalyan rafinerileri ve binlerce istasyon üzerinden Avrupa pazarına dağılıyor.

Avrupa Komisyonu, satın alımın rekabet ortamını olumsuz etkilemediğine hükmederek işleme onay verdi; analistler ise bu gelişmenin Bakü'yü yalnızca bir tedarikçi değil, Avrupa'nın değişen enerji güvenliği mimarisinin merkezi alternatiflerinden biri haline getirdiğini değerlendiriyor.

Image

BAKÜ-BRÜKSEL HATTINDA YOĞUN TRAFİK

İbrahimova'ya göre Azerbaycan, 16 Avrupa ülkesine enerji veriyor ve SOCAR’ın Avrupa’daki en büyük akaryakıt istasyonu ağı (200'den fazla nokta ile) İsviçre’de bulunuyor. Bu durumda, İtalya’daki bu yeni yatırım da Avrupa’daki ikinci büyük yatırım sayılıyor. 

"Yalnızca son birkaç hafta içinde Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Çekya Başbakanı Andrej Babiš, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas Bakü’yü ziyaret ettiler" diyen İbrahimova'ya göre, bu görüşmelerin ana başlıkları enerji, Orta Koridor ve güvenlik başlıkları olarak öne çıktı.

HÜRMÜZ'E KARŞI HAZAR SİGORTASI MI?

TAP, ticari faaliyetlerin başlamasından bu yana İtalya'ya toplam 47.5 milyar metreküp gaz iletti. 2025 yılında bu hat, İtalya'nın toplam gaz talebinin yaklaşık yüzde 16'sını karşıladı. Azerbaycan'ın 2025'te tek başına İtalya'ya ihraç ettiği gaz miktarı 9.5 bcm'e ulaştı. Meloni, Aliyev'le ortak basın toplantısında Azerbaycan'ın gaz ve petrol arzının Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından İtalya'nın enerji güvenliği için 'belirleyici' olduğunu vurguladı. 

İbrahimova'ya göre, Hürmüz Boğazı krizinin yarattığı belirsizlik bu stratejik tercihi daha da anlamlı kılıyor: "'Hürmüz kapanırsa ne olur?' sorusunun cevabı artık Bakü'de aranıyor." Avrupa için TAP'tan gelen her ek bcm gaz, Körfez'e bağımlılığı azaltan bir sigorta anlamına geliyor.

Yeni kompresör yatırımlarıyla TAP kapasitesi bu yıl başından itibaren yılda 1.2 bcm artırıldı; uzun vadeli teknik kapasite hedefi ise yıllık 20 bcm. Aliyev de Meloni görüşmesinde genişlemenin başladığını, ancak sürdürülmesi gerektiğini açıkça dile getirdi. 

AVRUPA'YA ULAŞIMDA TEK HAT...

İbrahimova, bu denklemin sıklıkla göz ardı edilen bir başka boyutuna da dikkat çekiyor: Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) olmadan, TAP işletilemez; dolayısıyla Azerbaycan gazının Avrupa'ya ulaşmasında tek hat Türkiye toprakları.

"Türkiye artık yalnızca transit ülke değil; Avrupa enerji güvenliğinin merkez koridoru haline gelebilir" diyen İbrahimova'ya göre, bir dönem hayata geçirilemeyen Nabucco projesi, bugün TANAP–TAP sistemiyle fiilen gerçekleşiyor. İbrahimova, yeni jeopolitik denklemi şu sözlerle tanımlıyor: "Güney Kafkasya'daki yeni denklemde Ankara artık yalnızca destekleyici aktör değil, belirleyici stratejik güç olarak öne çıkıyor."

Öte yandan enerji koridorlarının güvenliği, Güney Kafkasya’daki kırılgan dengeler ve bölgesel gerilimlerden doğrudan etkilenmeye devam ediyor.

Image

ERİVAN'DA EŞ ZAMANLI TOPLANTILAR

Tüm bu enerji ekseninin arka planında, 4–5 Mayıs'ta Erivan'da eş zamanlı gerçekleşen iki kritik toplantı yer alıyor: Avrupa Siyasi Topluluğu'nun sekizinci zirvesi ve tarihi nitelik taşıyan ilk AB–Ermenistan Zirvesi.

İbrahimova, Paşinyan'ın bu zirveleri stratejik bir hamleye dönüştürdüğünü belirtiyor. Haziran seçimleri öncesinde Batı'yla görünür entegrasyon sağlayan Paşinyan'ın hem Moskova'ya 'alternatifsiz değilim' mesajı verdiğini, hem de iç kamuoyuna Ermenistan'ı uluslararası arenada güçlendirdiğini vurguluyor. Ancak İbrahimova, bu sürecin tam bir kopuş olarak yorumlanamayacağının da altını çiziyor. Ermenistan'ın güvenlik mimarisi kırılgan kalmaya devam edeceğe benziyor.

Öte yandan, Avrupa’nın Ermenistan’a yönelik siyasi desteğinin, somut güvenlik garantilerine dönüşüp dönüşmeyeceği de belirsizliğini koruyor.

GÜNEY KAFKASYA'DA ÜÇ ANA EKSEN

İbrahimova, Avrupa içindeki derin farklılaşmaya da dikkat çekiyor. Fransa'nın Ermenistan'a yönelik desteğinin demokrasi, diaspora ve değerler siyaseti ekseninde ilerlediğini belirterek Macron'un yaklaşımını 'siyasi ileri karakol' kurma stratejisi olarak tanımlıyor. 

Meloni'nin çizgisi ise bambaşka: doğrudan çıkar ve enerji güvenliği siyaseti. Bakü ziyareti, Meloni'nin Hürmüz krizinin ardından Cezayir ve Körfez'in ardından gerçekleştirdiği üçüncü 'enerji misyonu' niteliği taşıyor. Meloni'nin Erivan'dan Bakü'ye geçişi ise bu farklılaşmanın en somut göstergesi.

Güney Kafkasya'daki denklem artık üç eksen üzerine oturuyor: AB ve Fransa'nın siyasi-güvenlik etkisi, Türkiye–Azerbaycan stratejik hattı ve zayıflayan, ancak tamamen çekilmeyen Rus etkisi. İbrahimova'ya göre, "Avrupa enerji güvenliği haritası Bakü–Ankara–Brüksel hattında yeniden çiziliyor."