Hamas temsilcisinden kritik açıklamalar: 'Filistinlilerin kanıyla verilen bir resepsiyonla karşılaşıyor'

Hamas’ın İran temsilcisi Halit Kadumi, "Aksa Tufanı" operasyonu hakkında kritik açıklamalarda bulundu ve Gazze'deki son durumu değerlendirdi. ABD'nin tutumunu ikiyüzlülük olarak değerlendiren Kadumi, "Blinken, Tel Aviv’e geldiği zaman, Filistinlilerin kanıyla verilen bir resepsiyonla karşılaşıyor" dedi.

Yayınlanma: 07.11.2023 - 14:21
Hamas temsilcisinden kritik açıklamalar: 'Filistinlilerin kanıyla verilen bir resepsiyonla karşılaşıyor'
Abone Ol google-news

Hamas’ın İran temsilcisi Halit Kadumi, Hamas'ın İsrail'e yönelik gerçekleştirdiği "Aksa Tufanı" operasyonunun neden 7 Ekim’de başladığı, esir değişimi ve kuşatmanın kalkması, Hamas’ın son durum hakkındaki değerlendirmeleri hakkında konuştu. 

Gazete Duvar'a konuşan Hamas temsilcisi Kadumi,  "Aksa Tufanı" operasyonunun gününe ilişkin "7 Ekim, Filistin halkına dayatılan bir şeydi. Bunun nedeni 75 yılı aşkın bir süredir uluslararası kamuoyundan adalet eli uzatılmasını bekliyor oluşumuz" ifadesinde bulundu. İsrail’in, Filistin topraklarında işgalci olduğunu belirten Kadumi, "Uluslararası hukuka ya da Birleşmiş Milletler’e göre bile (İsrail) işgalci bir güç. İsrail’in işgalci olduğunu ben değil onlar söylüyor" dedi ve ekledi: 

"İsrail’in aralıksız devam eden vahşetinin, savaş suçlarını durdurmasını bekliyoruz. Bugün ne oluyor? İsrail’in kitlesel katliamında masum çocuklar, aileler öldürülüyor. Bu durum on yıllardır devam ediyordu ve maalesef kimse 'Burada bir işgalci güç var' diye anlamaya çalışmıyor" 

"EL AKSA CAMİSİ İSİLA EDİLDİ, KİLİSELER BASKINA UĞRADI"

"Aksa Tufanı" operasyonunu için 7 Ekim günün seçilmesine ilişkin açıklamasına devam eden Kadumi, "El Aksa Camii, yerleşimcilerce talan edildi. Hani şu ‘sivil’ olarak gösterilen yerleşimciler. Bizim sivillerimizi, sokaktaki insanlarımızı öldürenler işte bunlar: Batı Şeria’da tarlalarını yakıyorlar. Şimdi bile 7 Ekim’den bu yana Batı Şeria’da 200’e yakın Filistinli sivil şehidimiz oldu. Şehitlerimizin büyük bir bölümü sözüm ona ‘sivil’ denilen İsraillilerce öldürüldü. Düzenli olarak El Aksa Camii istila edildi. Hıristiyanların da kutsal mabetlerine saldırdılar: Kudüs’teki kiliseler baskına uğradı. Üstelik, Netanyahu hükümetinin sözde Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Gvir gibi İsrail’in baş siyasi unsurlarınca bile yönetildi. Bu adam pek çok defa açık bir şekilde Filistinlilerin yaşam hakkı olmadığını dile getirdi, El Aksa Camii'ne kendi şahsi tabancasıyla girdi, Kudüs kiliselerindeki papazlara tükürdü. Filistinlilere bu topraklarda hiçbir yer olmadığını hep ısrarla söyledi. Yerleşimcilerle birlikte El Aksa Camii’ne girdiğinde onlara önderlik ediyordu. Bunu tabii ki polis ve İsrail ordusu tarafından sunulan güvenlik çemberi içerisinde yapıyordu. Sonra ibadet edenlerin ellerine kelepçe vurdular, aralarında kadınlar ve hatta küçük kız çocukları vardı. Onların da başörtülerini zorla çıkarttılar ve vahşice cezaevine itildiler. Hepsi kameraların gözü önünde oldu, bunlar öyle uydurma hikayeler değil. Uluslararası kamuoyu yaşananlara tanıklık etti. Dünya alem bugün İsrail’in işlediği suçlara karşı sokakta" dedi. 

Uluslararası kamuoyuna seslenen Kadumi, "neden bugüne kadar II. Dünya Savaşı’ndan arta kalan tek kolonyal gücü tolere edilmek zorunda? Hiçbir hesap vermeden, hiçbir cezalandırma ile karşılaşmadan neden tolere ediliyor?" ifadesinde bulundu.

"ÇOCUKLARIMIZ KUŞATMA YÜZÜNDEN EVLERİNDE ÖLÜYORDU"

İsrail yoğun saldırıları altındaki Gazze'ye ilişkin Kadumi, "Bizim halkımız, bizim çocuklarımız kuşatma yüzünden 7 Ekim’den önce de orada, evlerinde ölüyordu. İlaç yokluğu yüzünden, içilebilir suyun, elektriğin olmayışı yüzünden, uluslararası kamuoyuna ulaşmanın imkansızlığı yüzünden. Biliyor musunuz, Gazze’deki Türk kanser hastanesi yeterli ilacın bulunmadığını bas bas bağırıyordu. İsrail’in ilaç tedariğini engellediğini ve hastaların düzgün bir tedavi için dışarıya taşınmasına müsaade etmediğini haykırıyordu. Çünkü biliyorsunuz, Gazze’deki tıbbi altyapı hastaların tedavisini kapsamlı bir şekilde sürdürmeye uygun değil" dedi.

,Hamas temsilcisi, İsrail hapishanelerindeki Filistinliler hakkında "7 bini aşkın tutsağımız var. Aralarında 12 yaşından küçük çocuklar var. Aralarında onlarca yıl cezaya çarptırılmış kız çocukları var. Aralarında dosyası idari gözetim altında 2 bin tutuklu var. (İdari gözetimin anlamı şu: Senin neden İsrailliler tarafından tutuklanmış olduğunu bilememen. Üstelik bu durum her 6 ayda bir yenileniyor ve böylece yıllarca sürüyor). Aralarında Nael Bargouti var, kendisi 42 yıldan fazla süredir hapishanede. Tam 42 yıldır! Aralarında 360 yıl hapis cezasına çarptırılmış tutsaklarımız var" ifadesinde bulundu. 

Kadumi, İsrail hapishanesinde ölen Filistinliler için şöyle konuştu: 

"Ölü bedenlerimiz var! İsrail cezaevlerinin içerisinde! Tutsakların ölü bedenlerini ailelerine teslim etmiyorlar, çünkü onlara göre yatmaları gereken cezayı ölmüş de olsalar henüz tamamlamadılar! Bunu yapan tek hükümet bu!"

Hamas'ın neden İsraillileri rehin aldığını cevaplayan Kadumi, Filistinli esirler ile İsrailli rehinlerin takas yapılabilmesi için İsraillileri kaçırdıklarını açıkladı. 

"ABD'DE TOLERE EDİLMİYORDU"

"Netanyahu’nun aşırılıkçı hükümeti, ABD idaresi tarafından bile tolere edilmiyordu. Biden’ın kendisi bile Netanyahu’yu Beyaz Saray’da ağırlamaya hazır değildi. Çünkü halihazırdaki aşırılıkçı hükümet çok ürkütücü. İsrail mahkemelerinde Gvir hakkında İsrail hükümeti tarafından ileri sürülen yüzlerce iddia var. Nedeni ise Filistinlilere karşı şiddet içeren tavrı" açıklamasında bulunan Kadumi, "(Nentayahu'nun Partisi) Partisi, İsrail hukukunca bir ‘terörist parti’ olmakla suçlandı. Çünkü İsrail Başbakanına suikast düzenlemekle suçlandı. Şimdi ise böylesi bir hükümetle yüzleşmek zorundayız. Oysa bir anda Netanyahu’nun Washington’da özel konuk olduğunu gördük. Filistin meselesini tasfiye etmek istediğini, Filistin halkının meşru her hakkının unutulması gerektiğini söylediğini işittik" dedi. 

‘CANIMIZA YETTİ’

"Çocuklarımızı seviyoruz ve İsrail bombardımanı altında, İsrail ordusunca kıyılmalarını istemiyoruz" diyen Kadumi, ABD'nin Netanyahu'ya ilişkin tutumunun "Aksa Tufanı" operasyonunun başlamasına sebep olduğunu ve "canımıza yetti" mesajlarının uluslararası kamuoyuna iletebilmesini istediklerini belirtti. 

Kadumi, "İsrail’e yeterli diplomatik baskı uygulanması" gerektiğini ve kan dökmeye gerek olmadığını vurguladı. Kadumi ayrıca, uluslararası hukukta yer alan "İşgal altında yaşayan insanların askeri de dahil olmak üzere tüm araçlarla kendilerini savunma hakkı" bölümünü alıntıladı.

"Fransızlar, Latin Amerikalılar, Hindistanlılar..."

Kadumi, Filistinlilerin bu zaman kadar yaşadığı İsrail zulmünün ardından İsrail'e yönelik saldırı gerçekleştirdiklerini "Bize başka bir seçenek hakkı vermediler. Çünkü biliyorsunuz, Dünyanın bütün halkları; Fransızlar, Latin Amerikalılar, Hindistanlılar… özgürlük için nice kurban vererek mücadele ettiler. Kolonyalistlere karşı bağımsızlığa ulaşabilme uğrunda şehitlerini sundular, kanlarını sundular. Yani bu son derece makul bir şey" dedi. 

Gazze'deki son durumu değerlendiren Kadumi,  İsrail rejiminin, ABD’nin yeşil ışığı altında suç işlediğini ifade etti. Kadumi, ABD Dışişleri Bakanı Blinken'in ziyaretlerinin "katliam" yaşanmadan hemen önce gerçekleştiği değerlendirmesinde bulundu. 

ÖZGÜR OLMA HAKKIMIZ VAR

Filistinli lider, 7 Ekim öncesine dönüşün kabul edilemez olduğunu belirtirken uluslararası toplumun, çözüm için İsrail'i baskı altına alması gerektiğini vurguladı. 

Gazze'nin yaşadığı insani krize dikkat çeken Kadumi, Biz yaşamı seviyoruz. Biz de bu hayatı dünyadaki tüm diğer barışçıl halklar gibi huzur içinde yaşamak istiyoruz. Biz de dünyadaki tüm diğer özgür halklar kadar özgürlük istiyoruz" dedi. 

Kadumi, bölge ülkelerinden İsrail ile ilişkileri sonlandırmalarını, petrol ithalatını askıya almalarını ve Refah Sınır Kapısı'nın şart olmaksızın açılmasını beklediğini belirtti. 

Kadumi, BM Genel Kurulu'nda 120 ülkenin Refah Sınır Kapısı'nın açılmasını desteklediğini ve açılan kapıdan İsrail'in izniyle sadece 120 kamyonun geçişine izin verdiğini ancak Gazze'deki insani yardım ihtiyacının 500 kamyon olduğunu vurguladı. 

Filistin’deki halkın ikiyüzlü uluslararası kamuoyu yüzünden sıkışmış durumda olduğunu ifade eden Kadumi, "Gazze denilen açık bir hapishanede yaşayan bu halkın, dünyadaki her özgür halk kadar özgür yaşama hakkı var! İşte bu kadar basit!" dedi.

"TÜRKİYE..."

Latin Amerika ülkeleri Kolombiya ve Bolivya'nın İsrail ile ilişkilerini kestiğini hatırlatan Kadumi, Türkiye’nin, Ürdün’ün yaptığı gibi elçilerini geri çağırması gerektiğini savundu. 

İnsani ateşkesle birlikte Gazze'deki saldırının durdurulmalısı gerektiğini söyleyen Kadumi, "Blinken, Tel Aviv’e geldiği zaman, Filistinlilerin kanıyla verilen bir resepsiyonla karşılaşıyor. Bu çok pis ve ucuz bir dramadır. Filistin'deki masum çocuklarımıza ve sivillere karşı yapılan bu savaşta, Amerikalılar, ikiyüzlülük ve aldatmaca ile üstü kapalı olarak dahildirler" dedi.


İlgili Haberler

Cumhuriyet Tatil Otel Rezervasyon

En Çok Okunan Haberler