CHP’li Karabat iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi: ‘Baskılanmış döviz kuru üzerinden gerçekleşen oranlar gerçeği gizliyor’

CHP’li Karabat iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi: ‘Baskılanmış döviz kuru üzerinden gerçekleşen oranlar gerçeği gizliyor’

4.01.2026 14:20:00
Güncellenme:
CHP’li Karabat iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi: ‘Baskılanmış döviz kuru üzerinden gerçekleşen oranlar gerçeği gizliyor’

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Karabat, iktidarın “dış borcu bir kalkınma aracı olarak değil, sürdürülebilirliğin finansmanı olarak kullandığını” belirterek “Baskılanmış döviz kuru üzerinden gerçekleşen oranlar gerçeği gizliyor. Bu da yüksek ateşi, bozuk termometreyle ölçmeye benzer. Rakamlar düşer, hastalık iyileşmez” dedi. Ekonominin rakamlarla değil yaşamla ölçülebileceğini söyleyen Karabat, “Bu hayat, her geçen yıl biraz daha pahalı, biraz daha borçlu, biraz daha güvencesiz hale geliyor. AKP ve yandaşları ise borca dayalı balon ekonomi ile düzenini sürdürme derdinde” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Yazılı açıklama yapan Karabat, “Borçla şişirilen ekonomi, 70 milyar dolarlık faiz yükü ve yolun sonu” isimli yazı dizisi ile, iktidarın “dış borcu bir kalkınma aracı olarak değil, sürdürülebilirliğin finansmanı olarak kullandığını” belirterek sürece giden yolu ve sonunu anlattı. 

‘AKP’NİN YÖNTEMİ GEÇİCİ REFAH SUNUYOR’

Üretimin zor ve zaman alıcı olduğunu belirten Karabat, “Borç almak ise hızlı büyüme, geçici refah ve seçim kazandıran bir ‘başarı hikâyesi’ sunar. AKP’nin seçtiği yol tam olarak budur Borçla; inşaat, kamu özel iş birliği (KÖİ) ve döviz garantili projeler büyütüldü. Risk kamunun, kazanç belirli şirketlerin oldu. Kur baskılandı, ithalat ucuzladı, toplum borçla finanse edilen bir refah illüzyonuna alıştırıldı. Yapısal reformlar sürekli ertelendi. Sonuçta borç arttı, faiz ödemeleri patladı, ücretler eridi, yatırım düştü. AKP sürekli büyüyen bir ekonomi değil, sürekli yönetilebilir bir toplum hedefledi. Bedeli ise gelecek kuşaklara bırakılan devasa bir borç oldu” dedi. 

‘RASYONELLİK BUYSA, İRRASYONEL NEYDİ’

Son 22 yılda dış borç stokunun yaklaşık 5 kat arttığını anımsatan Karabat, “2009 sonunda Türkiye’nin dış borç stoku 276 milyar dolardı. Bugün geldiğimiz nokta ise 565 milyar dolar oldu. Bu bir normalleşme değil, kronikleşmiş bir borçlanma rejimidir” değerlendirmesini yaptı. 2014’e kadar dış borcun 413 milyar dolara yükselmesine işaret eden Karabat, bunun sebebinin enerji özelleştirmeleri, KÖİ projeleri ve döviz garantileriyle birlikte üretmeden borçlanma olduğunu söyledi. Bu kapsamda Karabat, “Bu tarihlere dikkat: 2022 sonunda dış borç 459 milyar dolardı. Haziran 2023’te ‘rasyonel politikalara dönüyoruz’ denildi. Sonuç? Eylül 2025 itibarıyla 565 milyar dolar. Rasyonellik buysa, irrasyonel neydi? Savunma ise hep aynı: ‘Borç arttı ama milli gelir de arttı, sorun yok.’ Peki soru şu: Hangi kurdan hesaplanan milli gelirle? Baskılanmış döviz kuru üzerinden gerçekleşen oranlar gerçeği gizliyor” ifadelerini kullandı. 

‘YÜKSEK ATEŞİ BOZUK TERMOMETREYLE ÖLÇÜYORLAR’

AKP iktidarının ‘dış borç/milli gelir’ oranını “yapay olarak düşük tutulan kurla hesapladığını” belirten Karabat, “Bu da yüksek ateşi, bozuk termometreyle ölçmeye benzer. Rakamlar düşer, hastalık iyileşmez” diye konuştu. Borçların faizlerine ilişkin de değerlendirme yapan Karabat, “Türkiye 2010’da dış borç için 8,6 milyar dolar faiz ödüyordu. 2016’da bu rakam 10 milyar doları geçti. 2023’te dış borç faizi 18 milyar dolar, 2024’te 23 milyar dolara ulaştı. Geçen yılın ilk 10 ayında 24,6 milyar dolar ödendi. Bu hızla 2025’teki faiz ödemesi 26 milyar doları geçer. Orta büyüklükte bir ekonomi için tablo hiç de iyi değil. Sadece 3 yılda yaklaşık 70 milyar dolar dış borç faizi ödendi. Önümüzdeki yıllarda bu daha da artacak. On milyarlarca dolarlık faiz ödemesi ne fabrika, ne tarla, ne teknoloji demek” dedi. 

‘EKONOMİ RAKAMLARLA DEĞİL YAŞAMLA ÖLÇÜLÜR’

Dövizle borçlanmanın yanı sıra Türkiye’nin kendi içinde sorun yaşamaya devam ettiğini vurgulayan Karabat, “Yaşadığımız sorunlar neler? İşsizlik, düşük asgari ücret, eriyen emekli maaşları, bozulan gelir dağılımı, yetersiz yatırım, çöken tarım. Ama kaynak dışarıya, ranta, yandaşa akıyor. Üstelik mesele sadece dış borç değil. Hazine ve özel şirketler yurt içinde de dövizle borçlanıyor. Bu rakamlar çoğu zaman resmi dış borç istatistiklerinde bile görünmüyor. Şirketlerin toplam iç ve dış döviz cinsi borcu 300 milyar dolara yaklaştı. Kur arttıkça bilançolar bozuluyor, yatırım iştahı değil borç stresi büyüyor” ifadelerini kullandı. Karabat, ekenominin rakamlarla değil yaşamla ölçülebileceğini belirterek “Bu hayat, her geçen yıl biraz daha pahalı, biraz daha borçlu, biraz daha güvencesiz hale geliyor. AKP ve yandaşları ise borca dayalı balon ekonomi ile düzenini sürdürme derdinde. Bu modelin adı belli: Borçla büyüme, garantiyle zenginleşme, faizle fakirleşme. Kazanan az, ödeyen çok. Bu kadar borçla kimin refahı arttı? İşçi mi, emekli mi, çiftçi mi? Yoksa sadece borç-faiz-ekonomi üçgeninde dönen bir düzen mi büyüdü?” değerlendirmesini yaptı.