Türk iş dünyasından von der Leyen'e tepki: 'Jeopolitik açıdan hatalı bir analiz'

Türk iş dünyasından von der Leyen'e tepki: 'Jeopolitik açıdan hatalı bir analiz'

22.04.2026 17:32:00
Güncellenme:
Türk iş dünyasından von der Leyen'e tepki: 'Jeopolitik açıdan hatalı bir analiz'

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’yi jeopolitik açıdan Rusya ve Çin ile aynı kategoride anması, Türk iş dünyasında ve Avrupa siyasetinde geniş yankı uyandırdı. DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, bu yaklaşımın jeopolitik gerçeklerle bağdaşmadığını belirterek; Türkiye’nin NATO müttefikliği, Gümrük Birliği entegrasyonu ve enerji güvenliği gibi alanlardaki kritik rolüne dikkat çekti.

Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in AB genişlemesine ilişkin değerlendirmelerinde Türkiye’yi Çin ve Rusya ile aynı kategoride anması, Türk iş dünyasında tepkiye neden oldu.

DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, açıklamaların Türkiye-AB ilişkileri ve Avrupa’nın stratejik yaklaşımı açısından yanlış bir çerçeve sunduğunu belirtti.

“TÜRKİYE STRATEJİK ORTAKTIR”

Yalçındağ, Türkiye’nin Avrupa ile ilişkilerinin yapısal ve çok boyutlu olduğuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

Avrupa Birliği’nin kurucu ruhu, farklılıkları tehdit olarak değil, ortak akıl ve çıkar üretmenin kaynağı olarak görme cesaretine dayanıyor. Avrupa Birliği’nin kuruluşundaki temel fikir kıtada ekonomik entegrasyon yoluyla kalıcı barışı tesis etmek, köprüler kurmak ve bu yolla küresel bir aktör haline gelmekti. Bu çerçevede, AB aday ülkesi, NATO müttefiki ve bir Avrupa ülkesi olan Türkiye’nin ifade edilen jeopolitik kategoriye yerleştirilmesinin gerçeklikten uzak bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye, Avrupa’nın ekonomik, güvenlik ve toplumsal dokusunun ayrılmaz bir parçasıdır. NATO müttefikliği, Gümrük Birliği entegrasyonu, enerji, göç ve güvenlik alanlarındaki derin karşılıklı bağımlılık, Türkiye’yi Avrupa için bir “tehdit” değil, stratejik bir Avrupalı ortak ve üye konumuna taşıyor. Bu nedenle kullanılan dil ve yapılan kategorik sınıflandırmalar, jeopolitik gerçeklikten ziyade taktiksel hesaplara dayanıyor izlenimi veriyor; bu da uzun vadede Avrupa’nın stratejik kapasitesini zayıflatıyor.

AB-TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE STRATEJİK BAĞLAR

Yalçındağ, Türkiye-AB ilişkilerinin yalnızca siyasi değil, ekonomik ve güvenlik boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini belirtti:

Bizler DEİK olarak Türkiye’nin AB’ye üyeliği konusunda başlattığımız özel sektör girişimi kapsamında, AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’in de röportajında ifade ettiği gibi, AB’nin enerji, tedarik zincirleri ve güvenlik konularında daha bağımsız ve güçlü bir aktör olması gerektiğini, bunun da Türkiye ile birlikte mümkün olabileceğini ifade ediyoruz.

AVRUPA’DA KARAR ALMA MEKANİZMALARI VE REFORMLAR

Avrupa Birliği içindeki karar alma süreçlerine de değinen Yalçındağ, mevcut yapının reform ihtiyacına işaret etti:

Bugün Avrupa’da karar alma mekanizmaları üzerine yürüyen tartışmalar, özellikle oybirliği ilkesinin yarattığı tıkanıklıklar, daha çevik ve hızlı hareket eden bir birlik arayışını öne çıkarıyor. Nitelikli çoğunluk oylamasına geçiş ve farklılaştırılmış entegrasyon modelleri bu arayışın doğal uzantısı. Ancak bu reformların hayata geçmesi için yine oybirliği gerekiyor; bu da bazı üye devletlerin çekincelerini belirleyici kılıyor. Türkiye konusunu bu bağlamda Avrupa içi siyasetten bağımsız, 21. yüzyılda Avrupa’nın küresel menfaatleri açısından olumlu değerlendirmek faydalı olur.

“JEOPOLİTİK TUTARSIZLIK VAR”

Yalçındağ, AB içinde Türkiye’ye yönelik farklı değerlendirmelerin bulunduğunu da hatırlattı.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor’un, von der Leyen’in açıklamalarını “jeopolitik açıdan hatalı bir analiz” olarak nitelendirdiğini ve bunun güvenlik alanındaki işbirliği mesajlarıyla çeliştiğini ifade ettiğini aktardı.

Ayrıca Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos’un Türkiye’nin “stratejik ortak” olduğuna dikkat çektiğini, Türkiye’nin AB’nin en büyük ticaret ortakları arasında yer aldığını ve Karadeniz ile Ukrayna bağlamında kritik bir rol oynadığını söylediğini hatırlattı.

NATO VE BÖLGESEL GÜVENLİK VURGUSU

Yalçındağ, Türkiye’nin NATO içindeki rolünün de Avrupa güvenliği açısından belirleyici olduğunu belirtti:

Son Münih Güvenlik Konferansı kapsamında yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin NATO’nun güney kanadındaki rolü ve bölgesel krizlerin yönetimindeki kapasitesi açık şekilde vurgulanmıştır.

İKLİM VE GELECEK İŞBİRLİĞİ

Türkiye’nin uluslararası organizasyonlardaki rolüne de değinilen açıklamada, Türkiye’nin COP 31’e ev sahipliği yapacağı hatırlatıldı.

Türkiye şu anda tüm dünyanın gündeminde olan iklim krizi konusunda çok önemli bir Konferansa, COP 31’e Kasım ayında ev sahipliği yapacak. Biz Türkiye ile AB’nin uyum hedefleri, iklim politikaları, iklim krizine yönelik ortak çözümler geliştirmek gibi konularda da birçok işbirliği alanı olduğunu düşünüyoruz.

'TÜRKİYE STRATEJİK PAYDAŞ OLARAK GÖRÜLMELİ'

Yalçındağ açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:

Dolayısıyla, Türkiye’yi küresel sistemde farklı kategorilerle tanımlamak yerine, Avrupa’nın geleceğini, ortak geleceği birlikte şekillendirecek stratejik bir paydaş olarak konumlandırmak hem daha gerçekçi hem de daha yapıcı bir yaklaşım olacaktır. İnanıyoruz ki Avrupa Komisyonu, AB üyeliğine aday, NATO üyesi bir Avrupa ülkesini ve ihtiyaç duyduğu stratejik partnerini “tehdit” olarak tanımlamayarak yeni dünya düzeninde daha güçlü ve bağımsız bir Birlik olma hedefine erişecektir.

AVRUPA’DA DA TEPKİ ÇEKMİŞTİ

Avrupa Birliği Konseyi’nin eski Başkanı Charles Michel, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin açıklamalarını eleştirerek Avrupa’nın çifte standartlarla güçlenemeyeceğini ifade etmişti.

Michel, sosyal medya platformu hesabından von der Leyen’i etiketleyerek yaptığı paylaşımda, Türkiye’nin Avrupa açısından stratejik önemine dikkat çekti.

AB üyesi ülkelerin liderlerine 2019-2024 arasında başkanlık eden Belçikalı siyasetçi Michel, "Türkiye, NATO’nun temel bir müttefiki, kilit bir göç ortağı, bir enerji koridoru, Avrupa’nın sınırında önemli bir savunma aktörü ve ciddi bir bölgesel güçtür" değerlendirmesinde bulundu.