2002’de her çocuk 1963 dolar dış borçla dünyaya gözlerini açarken, 2018’de bu 5 bin 513 dolara çıktı

Dış borcun milli gelire oranı yüzde 56.7 ile rekor kırdı. Kurun iki ayda 50 kuruş yükselmesi borç yükünü 222 milyar TL artırdı. Faizlerin de artmasıyla borcun döndürülmesi zorlaştı. İç tüketim ve betona yatırımla yaratılan büyümenin sonuna gelindi. Özellikle 2009’dan itibaren ekonomide tahribat hızlandı. AKP yurttaşı ucuz soğan kuyruklarına mahkûm etti.

29 Mart 2019 Cuma, 20:51
Abone Ol google-news

Seçim öncesi piyasaların son işlem gününde TL değer kaybederken, tahvil faizlerinde sert yükseliş kaydedildi. Dolar/TL 5.66, Avro/TL 6.38 seviyesini gördü. Haftaya yüzde 18.66 seviyesinden başlayan 2 yıllık gösterge tahvil faizi dün yüzde 23.14’ü gördü. Kurdaki ve faizdeki artışın enflasyonla kredi faizlerini yükseltmesi beklenirken, dış borcu çevirmenin maliyetleri de artacak.

Reuters’a göre,yatırımcılar, ABD ile cezalarla sonuçlanabilecek yeni bir diplomatik anlaşmazlığın derinleşerek Türkiye’de resesyonun bu yıl ve daha sonra devam etmesine neden olacağından endişe ediyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından dün açıklanan verilere göre, Türkiye’nin brüt dış borç stoku 2018 sonu itibarıyla 444.8 milyar dolar olurken, dış borcun milli gelire oranı yüzde 56.7 ile kriz yılı olan 2001’deki yüzde 56.5’i aşarak yıllık bazda rekor kırdı. Bu oran 2005’te yüzde 34.2 seviyelerine kadar gerilemişti.

Dış borcun 298.3 milyar doları özel sektörün, geri kalan 146.5 milyar doları kamuya ait bulunuyor.
TL’nin değer kaybı ve faizlerdeki artış dış borcu çevirmeyi giderek zor hale getiriyor.



31 Ocak’ta 5.16’ya kadar gerileyen Dolar/TL’nin dün 5.66’ya ulaşması, sadece 2 ayda dış borcun TL bazında 222 milyar TL artmasına neden oldu.

16 Ocak’ta yüzde 17.98’e kadar gerileyen iki yıllık gösterge tahvilin bileşik faizinin dün yüzde 23.14’e kadar gelerek iki ayda 516 baz puan arttı. 31 Ocak’ta yüzde 14.27 seviyesine kadar gerileyen 10 yıllık gösterge tahvilin bileşik faizi de dün bu yılın en yükseği olan yüzde 19.28 seviyesi çıktı. Tahvil faizlerindeki artış, borcu borçla çevirenlerin maliyetlerini artırdı.

Uluslararası Finans Enstitüsü Başekonomisti Robin Brooks, kamu bankaları eliyle kredi hacminin artırılmasının 2019’da birinci çeyrek büyümesini destekleyeceğini ancak yılın geri kalanında ekonomiye zarar vereceğini dile getirdi.

10 yılın en ucuzu

Bloomberg, seçim öncesi kuru düşük tutmak için Londra’da yabancı yatırımcılara TL sunulmamasıyla tetiklenen Borsa İstanbul’daki sert satışlar sonucunda Türkiye hisse senetlerinin 2009’dan beri en düşük seviyeye gerilediğini yazdı. Ajans, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkeler arasında Rusya’dan sonra en ucuz ülke konumuna gerilediğini belirtti.

Fıtch’ten stres testi

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, 2018 sonundan itibaren 2 yıllık dönem için Türk bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranlarına yönelik stres testi yaptıklarını açıkladı. 

Ortaya koydukları 6 senaryodan sadece 2’sinde bankacılık sektörü sermaye rasyolarının zorunlu minimum seviyenin altına indiğini, bu iki senaryoda sorunlu kredi oranını yüzde 15 olarak aldıklarını anlatan Fitch, diğer senaryolarda sermaye yeterlilik oranının zorunlu seviyenin üzerinde gerçekleştiğini vurguladı. Ancak Fitch, yüzde 10’un ciddi üzerinde sorunlu kredi oranının bankaların esnekliklerine bağlı olarak borç ödeme yeterliliği ve kredi notu üzerinde baskı yaratacağını da belirtti.

EKONOMİ AKP ile çöktü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkenin ekonomik anlamda iyi konumda olduğunu iddia etse de rakamlar tam tersini söylüyor. “Türkiye’nin ekonomisini yönetmek bizim işimiz. Ben de bir ekonomistim” diyen Erdoğan’a rağmen son 17 yılda tarımda kendi kendine yeten Türkiye bugün samanda bile dışarıya mahkûm. Ekonomideki tahribat özellikle 2009’dan sonra hızlandı. Yurttaş ucuz ürün bulmak için tanzim kuyruklarına girerken, özelleştirmelerle Türkiye’nin birçok değeri satıldı. AKP’nin ekonomide yarattığı tahribatın başlıkları şöyle:

İşsizlik: 1988-2002 arası ortalama işsizlik oranı yüzde 8 iken, bu AKP döneminde, 2002-2018 arasında yüzde 10.7’ye yükseldi. Aralık 2018’de işsizlik oranı yüzde 13.5’ti. İşsiz sayısı ise 4.3 milyonla rekor kırdı.

Grev hakkı: 2002 ile 2019 arasında 16 grev ‘erteleme’ adı altında yasaklandı. Bu grevlerin 7’si OHAL dönemindeydi. 200 bin işçinin grev hakkı elinden alındı.

Özelleştirme: Türkiye’deki 69.9 milyar dolarlık özelleştirmenin 61.7 milyar doları AKP döneminde yapıldı. Özelleştirme sonrası birçok işletme kapanırken, en büyük satışlardan Türk Telekom’da ise batık kredi krizi yaşandı. Özelleştirmeyi alan şirket kullandığı krediyi ödeyemeyince Türk Telekom Türk bankalarına geçti. Sakarya’daki Tank Palet Fabrikası Katar ortaklığındaki BMC’ye bedelsiz satıldı.

Dolar/ TL: 2002’de ortalama 1.52 lira olan dolar/ TL kuru 2018’de 4.83 liraya çıktı. Kur, Ağustos 2018’de 6.90 lirayı, hatta yurtdışı piyasalarda 7.24 lirayı gördü. Mart 2019’da 5.84 liraya kadar çıktı.

Enflasyon: 2002 sonunda yüzde 29.7 olan tüketici enflasyon, 2012’de yüzde 6.2 kadar düştükten sonra yeniden artışa geçti ve 2018 sonunda yüzde 20.30’a çıktı. Eylül 2018 yüzde 24.5’ti.

GSYH: Türkiye’nin reel gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) büyümesi, 10’ar yıllık ortalamalarla bakınca AKP öncesi dönemde ortalama yüzde 4.82 idi. AKP dönemi ortalaması da yüzde 4.8 oldu.

Tarım alanı: Türkiye’de 2002’de 41.2 milyon hektar olan toplam tarım alanı, 2018’de 37.8 milyon hektara düştü. İşlenen tarım alanı da 23.9 milyon hektardan 19.7 milyon hektara düştü. n Borç: 2002’de doğan her çocuk 1963 dolar dış borçla dünyaya gözlerini açarken, 2018’de bu rakam 5 bin 513 dolara yükseldi.