Adalet Elçi'siz kaldı!

Öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Lice olaylarına ilişkin İzmir'de süren yargılamaya geçen duruşmada sunduğu yazılı taleplerinin okunmasıyla 'gıyaben' katıldı.

24 Aralık 2015 Perşembe, 15:08
Abone Ol google-news

Aralarında dönemin Bölge Jandarma Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da bulunduğu 16 kişinin öldürüldüğü Lice olaylarının yargılamasına devam edildi. Her duruşmada Diyarbakır'dan İzmir'e taşınanlar dün “bir” eksikti. Bu kez davaya Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi gelemedi. Geçerli de bir mazereti var, çünkü öldürülmüştü!

Güvenlik gerekçe gösterilerek Diyarbakır yerine İzmir'e “sürülen” davanın dünkü duruşması, adalet arayışının takipçilerinden Tahir Elçi'ye adandı. Mahkeme başkanı, duruşmaya başlamadan önce Elçi'nin öldürülmesi nedeniyle çoğu Diyarbakır'dan gelen mağdur avukatlarına başsağlığı diledi. Elçi'nin bedeni mahkeme salonunda değildi belki ama, geçen duruşmada mahkemeye yazılı olarak sunduğu taleplerle davanın odağındaydı. Avukatlardan Yunus Muratakan, Elçi'nin son duruşmada mahkemeye sunduğu taleplerin okunması istemine mahkeme heyeti de sıcak bakınca, öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı da daha öncekilerde olduğu gibi duruşmaya katılmış oldu. Dilekçeyi okuyan mağdur avukatlarından Fatih Çetinkaya aracılığıyla “söz alan” Tahir Elçi, "1990 yılında yaşanan olay ile bugün doğuda yaşanan olaylar aynıdır. Dolayısıyla bu dava büyük önem taşımaktadır. Mahkeme eğer bu davanın altından kalkamayacaksa bunun yolu bellidir. Mahkeme davadan çekilebilir. Bu dava uluslararası mahkemeler açısından da büyük önem taşıyor. Biz adil yargılama istiyoruz" dedi.
Daha sonra tanıkların dinlenmesine geçildi. İlk tanık öğretmen Mahmut Cantekin, yaşadığı olayları anlatırken gözyaşlarını tutmakta zorluk çekti. Olayların yaşandığı sırada bir ilkokulda öğretmenlik yaptığını belirten Cantekin, "Sabah saat 09.00'da öğrencilerle öğretmenler okulda bulunuyorduk. Bir asker, öğrencime, 'Biz köyü yakacağız öğretmenlerine söyle okuldan dışarı çıkmayın' demiş. O da gelip bana söyledi. Ben öğrencime şaka yapıldığını söyledim. Sonra evlere ve okula ateş açıldı. Havadan helikopterin açtığı ateş sonucu çok sayıda ev yandı. Ben kendimi yere attım. Sırtımdan vurulmuştum. Silah sesleri saat 16.00'ya kadar sürdü. O sırada öğrenciler birer duvar kenarına sığınmış ağlıyorlardı. Yaralı bir şekilde evime gittiğimde eşim ve çocuklarım bir duvar kenarına saklanmışlar ve çok korkmuşlardı. Ben onların yaşadığını görünce çok sevindim. Ortada hiç bir çatışma yoktu. Asker ortada rahatlıkla gezdiğini gördüm. Ama evlerin neden yakıldığını anlayamadım. Bir çok kişi hayatını kaybetti. Bugün bu olayı anlatırken sanki o anları yaşıyorum" diye konuştu.