Ankara'dan bir Julaidan geçti

Julaidan'ın 'malvarlığı dondurulan' kişiler listesinden çıkarılması ilişkiler ağını tekrar gündeme getirdi.

30 Ağustos 2014 Cumartesi, 22:51
Abone Ol google-news

Bakanlar Kurulu önceki gün aldığı kararla, El Kaide örgütüyle bağlantılı kişilerden olduğu öne sürülen Wael Hamza Abd al Fatah Julaidan’ı “mal varlığı dondurulan” kişiler listesinden çıkardı. Bakanlar Kurulu kararının gerekçesi belirtilmezken Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi de 26 Ağustos’ta aldığı kararla, Julaidan’ı yaptırım listesinden çıkarmıştı. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yer alan Bakanlar Kurulu kararında, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarıyla listelenen kişi, kuruluş veya organizasyonların tasarrufunda bulunan mal varlığının dondurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararındaki listenin ‘El Kaide ile Bağlantılı Gerçek Kişiler’ başlıklı bölümünün 148. sırasında yer alan Wael Hamza Abd al Fatah Julaidan adlı şahsa ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılmıştır” denildi. 56 yaşındaki Suudi kökenli Julaidan, 1984 yılında Afganistan’da “Hizmet Mektebi” örgütünü kurmuştu, 1988’de ise Usame bin Ladin ve Abdullah Yusuf Azzam ile birlikte El Kaide’yi kuranlar arasında sayılıyordu.

Uluslararası İslami terörü destekleyen kişilerden biri olduğuna dair hakkında ciddi iddialar bulunan Julaidan, 25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının 1 numaralı şüphelisi olarak görünen Yasin El Kadı’nın, 1992’de geldiği Türkiye’de faaliyet yürüttüğü şirketlerin ortakları arasında bulunuyordu. Hem El Kadı hem de eski ortağı Julaidan'ı tüm dünyada kara listeye alınmasının nedeni de ortaklıktı. İddiaya göre ikilinin ortak oldukları şirket paravandı ve El Kaide'ye finans sağlıyordu.

11 Eylül saldırılarından bir ay sonra 12 Ekim 2001’de El Kadı’nın da adını terörizme destek suçundan kara listeye almıştı. Bir hafta içinde önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, ardından Avrupa Birliği Konseyi’nin “Terörü Finanse Edenler” listelerine alınmasıyla El Kadı uluslararası bir “terör destekçisi” ilan edildi. El Kadı’nın tüm dünyadaki mal varlığı BM kararıyla dondurulmuştu. Türkiye’de de Bakanlar Kurulu, 22 Aralık 2001’de aldığı bir kararla BM’nin yaptırımına uydu. İlgili kurumlara talimat verilerek El Kadı hakkında da araştırma yapıldı. El Kadı'nın şirketleriyle ilgili raporu hazırlayan isim Maliye Başmüfettişi Hamza Kaçar'dı. Raporlarda El Kadı'nın ortaklığı bulunduğu BİM (Birleşik Mağazacılık A.Ş.), Maram Seyahat, Karavan Dış Ticaret ve İnşaat, Ella Film Prodüksiyon şirketlerin hesaplarının para akışının terörist organizasyonlar ile bağlantısı olup olmadığının savcılıklar tarafından soruşturulması gerektiği vurgulanıyordu.

 

El Kadı-Saraç ortaklığı

El Kadı’nın Türkiye’de ilişkili olduğu şirketlerden Ella Film Prodüksiyon Şirketi 1993 Şubat’ında tescillenmişti. 1970’li yıllarda Suudi Arabistan’da İslam iktisadı konusunda dünyanın ilk uluslararası kongresini organize eden isimlerden Muhammed Ömer Zübeyir’in hisselerin yüzde 90’ının sahibi göründüğü şirkette El Kadı küçük ortaktı. Şirketin eski ortakları ise yolsuzluk soruşturmaları sırasında sızdırılan telefon kayıtlarından sonra “Alo Fatih” diye anılan Mehmet Fatih Saraç ile Suudi kökenli Usame bin Halife, Abdul Aziz Abul Faraj ve sinemacı Mustafa Ablak’tı. El Kadı, üretilen İslami tandanslı çizgi filmleri Müslüman coğrafyasına pazarlamak için kurulan şirketin para kaynağıydı. 1995 Şubat’ında tescillenen Karavan Dış Ticaret ve İnşaat Şirketi’nde de El Kadı’yla yine Mehmet Fatih Saraç ve Muhammed Ömer Zübeyir ile ortak görünüyordu. Her iki şirket de Perpa İş Merkezi No: 942 adresine kayıtlı görünüyordu.

Müfettiş Hamza Kaçar’ın raporunda yer verilen El Kadı’yla ilişkili bir diğer şirket olan Maram Seyahat şirketinin adresi ise yine Perpa İş Merkezi’nde ancak diğerinden iki kat yukarıda bulunan 1381 numara olarak kayıtlıydı. 1997 Ocak ayında tescil edilen Maram şirketi 11 Eylül saldırılarından dört ay önce sicil kaydını kapatmıştı. Son görünen ortakları ise Mohammed Luay Bayazied ve Wa’el Hamza Abd al Fatah Julaidan’dı. Şirketin eski ortakları ise M. Mahmoud Salim Ahmed ve T. Muh-Gawhar Mubarak olarak görünüyordu. ABD için El Kadı’yı terör finansörü yapan bağlantı da bu şirketti.

 

'Maram El Kaide'nin' iddiası

Washington temsilcisi Tolga Tanış’ın 6 Ocak 2014’te yayımlanan yazısında yer alan bilgilere göre, Amerikan finansal istihbaratı, El Kadı’nın 1998’de Ocak ayından Ağustos’a kadar Cenevre’deki hesaplarından Perpa’daki Maram’a 1.25 milyon dolar transfer ettiğini tespit etmişti. ABD’liler, Maram’ın El Kaide’nin paravan şirketlerinden olduğunu tespit edince El Kadı için kara liste yolu açılmıştı. Yasin El Kadı’nın avukatı, Maram’a aktarılan paralarla ilgili, 17 Aralık yolsuzluk operasyonlarının zanlılarından olan Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evinde bir ayakkabı kutusunda bulunan 4.5 milyon dolarla ilgili açıklamasına benzer tanıdık bir savunma yapıyordu. ABD’nin hakkında aldığı kara liste kararına yaptığı itirazda El Kadı’nın avukatı gönderilen paraların “eğitim amaçlı” olduğunu savunuyordu. Tıpkı, “Makedonya’ya üniversite kuracaktık” diyen Süleyman Aslan gibi El Kadı’nın avukatı da “Paralar Yemen’de yapılacak bir okula gidecekti” dedi. Ancak Amerikalıların bu savunmadan yola çıkarak yaptığı araştırmada, Maram şirketinin El Kadı’dan gelen paraları yolladığı Yemen’deki İman Üniversitesi’nin de aslında Usame bin Ladin’e yakın kişilerce yönetildiğini belirledi.

Okulun rektörü olan ve aynı zamanda Yemen’deki Müslüman Kardeşler’in liderliğini yürüten Abdülmecit Zindani’nin, Afganistan’da bin Ladin’le omuz omuza çarpıştığı belirlenmişti. Zindani Şubat 2004’te ABD tarafından kara listeye alınırken kayıtlarda Maram’ın eski ortağı olarak görünen M. Mahmoud Salim Ahmed de El Kaide’nin finans sorumlusu olma suçlamasıyla ABD’de hapse atılacaktı. Salim Ahmed’in Maram şirketindeki hisselerini devrettiği, Wa’el Hamza Abd al Fatah Julaidan da, yine El Kaide’yle bağlantılı olduğu gerekçesiyle 2002 Eylül’ünde ABD’nin kara listesine adını yazdırdı. Şirket kayıtlarında Julaidan’ın ortağı olarak görünen son isim olan Mohammed Luay Bayazied’in ise ABD’de yapılan bir yargılamada, tanık ifadeleri sonucu Ebu Rida El Suri kod adını kullanan bir El Kaide lideri olduğu ve örgüt için silah alımı yaptığı ortaya çıkacaktı.

 

El Kadı'dan Julaidan'a para transferi

Müfettiş Kaçar da El Kadı’nın ortak göründüğü şirketlerden, hakkında El Kaide’ye finansman sağladığı iddiaları da bulunan Wa’el Hamza Abd al Fatah Julaidan’a para akışı tespit etmişti. Julaidan aynı zamanda 1980’li yıllarda Bin Ladin ile birlikte Afganistan’daki Rus işgaline karşı birlikte çatışmıştı. Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın 11 Nisan 2004 tarihli 460 sayılı yazısı üzerine Yasin el Kadı ile Türkiye’deki şirketlerinin ortağı olan Fatih Saraç ve Wa’el Hamza Abd al Fatah Julaidan hakkında 2004/881 hazırlık numarası ile soruşturma başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonunda savcılık 30 Aralık 2004’te sanıklar hakkında takipsizlik kararı verdi. Aynı olayla ilgili Maliye Başmüfettişi Hamza Kaçar’ın 31 Mart 2004 ve 26 Ekim 2004 tarihli iki ayrı raporu uyarınca açılan bir diğer soruşturmanın akıbeti de aynı olmuştu.

 

El Kadı-Usame Bin Ladin bağlantısı

Kadı’yı terör örgütü ile bağlantılı şahıslar listesinde alan BM El Kaide Yaptırımlar Komitesi’nin (The Al-Qaida Sanctions Committee) bu kararına dayanak teşkil eden iddialar ilginçti. El Kaide örgütü ve öldürülen lideri Usame bin Ladin ile Taliban örgütünün faaliyetlerinde yer almak, finansal destek sağlamak, silah ve benzeri yardımlarda bulunarak aktivitelerini destekleyenler arasında El Kadı da bulunuyordu. El Kadı’nın kurucusu ve başkanı olduğu Muwafaq Vakfı’nın geçmişte El Kaide’nin öncülü olan ve kurucuları arasında Bin Ladin’in de bulunduğu Makhtabal Khidamat isimli organizasyonunun çatısı altında çalıştığı tespit edilmişti. BM Konseyi, “2001 yılının Haziran ayının başlarında Makhtab al-Khidamat örgütünün dağılmasından ve El-Kaide ile birleşmesinden sonra Muwafaq Vakfı da dahil olmak üzere bu vakıflarla ilgili birçok sivil toplum kuruluşu da El Kaide’ye katılmıştır” tespitinde bulunuyordu. BM raporunda, El Kaide’ye finansman sağladığı düşünülen Wa’el Hamza Abd Al Fatah Julaidan’ın önerisiyle El Kadı, kurucusu olduğu Muwafaq Vakfı’nın Avrupa’daki faaliyetlerini yürütmekle Shafiq ben Mohamed ben Mohamed Al Ayadi’yi görevlendirmişti. BM, o dönemde Bin Ladin ile çalıştığı belirtilen Al Ayadi’nin Muwafaq Vakfı’nın Avrupa sorumlusu olmasını görevlendirmenin El Kaide tarafından yapıldığı şeklinde yorumluyordu. Yapılan tespitlere göre Al Ayadi, 1990’lı yılların başlarında Afganistan’a giderek milis eğitimi aldıktan sonra Sudan’da iki kez Usame bin Ladin’le, Tunuslu cihatçıların eğitimi ve El Kaide adına Bosna savaşına katılmaları hakkında görüşmüştü. 1995’te Al-Gama’at Al İslamiyya lideri Talad Fuad Kasem, Muwafaq Vakfı’nın, Bin Ladin tarafından da desteklenen Bosna Hersek’teki cihatçılara silah ve para yardımı yaptığını söylemişti. BM raporunda şimdilerde kapatılmış olan Saray Bosna merkezli Depositna Bank’ın büyük ortağı olan Kadı’yı temsil eden kişinin de Al Ayadi olduğu belirtiliyordu. İddiaya göre ABD’ye yönelik saldırılarla ilgili toplantılar bu bankada yapılmıştı. Kadı’nın Arnavutluk’taki şirketlerinin sermayesinin de Bin Ladin tarafından sağlandığı öne sürülüyordu.

 

Yasaklıyken bile Erdoğan'la görüştü

El Kaide örgütüne finansal destek verme suçlamalarından sonra BM'nin kararıyla üye ülkeler nezdinde mal varlıkları dondurulan Kadı, uzun yıllar süren davalar sonrasında bu kararların geri alınmasını sağladı. 3 Eylül 2008’de Avrupa Birliği Adalet Divanı, Yasin el Kadı ile İsveç merkezli bir hayır kurumunun, El Kaide örgütüne destek verme suçlamasıyla 2001’de dondurulan mal varlıklarını serbest bıraktı. Karar alma süreçlerindeki usul hataları nedeniyle kazandığı bu davalar sayesinde El Kadı Avrupa’dan sonra, 5 Ekim 2012’de de BM’nin listelerinden tamamen çıkmayı başardı. Ancak kararından emin olan Washington için El Kadı’nın ismi halen aynı listede yer almaya devam ediyor. Malezya’dan Yemen’e ve ABD’den Avrupa’ya kadar uzanan El Kaide’den Müslüman Kardeşler’e birçok yapılanmanın olduğu kocaman bir ağın tam ortasındaki kişi olarak sivrilen El Kadı’ya ilişkin, 24 Temmuz 2003’te “Genel güvenlik açısından yurda girişi yasaklanan yabancılar” kapsamına alınarak Türkiye’ye giriş yasağı konulmuştu. Yasak, terör listelerinden çıkmayı başarmasından sonra Bakanlar Kurulu kararının 19 Ekim 2012’de Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra yürürlükten kaldırılmıştı. 25 Aralık yolsuzluk fezlekesine göre Erdoğan, kefil olduğu El Kadı'yla, yurda giriş yasağı olduğu dönemde Türkiye'de görüşmüştü. Yolsuzluk soruşturmalarının başladığı tarihten itibaren 7 ay süreyle daha Türkiye’ye girişi yasaklı kişiler listesinde olan El Kadı, 7'si Türkiye polisince "arandığı" bir dönemde, polis nezaretinde Başbakan Erdoğan'la Türkiye'de saptanabilen toplam 12 görüşme yapmıştı. Bu dönemde Kadı'nın görüştüğü kişiler arasında MİT Müsteşarı Hakan Fidan da vardı.