Artık her düğünün bir hikayesi var

Damadın elini sandalyede oturan gelinin omzuna koyduğu, stüdyoda çekilen klasik düğün fotoğrafları, yerini kişilere özel hazırlanan ''hikaye fotoğrafçılığı''na bırakıyor.

30 Ağustos 2011 Salı, 10:04
Abone Ol google-news

Alyanstan gelin ayakkabısına, kuaför hazırlıklarından arkadaşlarla içilen bir kahveye kadar tüm detayların yer aldığı sıra dışı kareler, çiftlerin özel günlerini daha da unutulmaz kılıyor.
Düğünün yanı sıra annenin hamilelik görüntüleri, babanın doğum sırasındaki bekleyişi, bebeğin dünyaya gelişi ve ilk emzirme gibi birçok anın yansıtıldığı doğum fotoğrafları da talep görüyor.

Hikaye fotoğrafçısı Elçin Polat, düğün, doğum ya da gündelik yaşamdan kesitlerin belgesel şeklinde fotoğraflandığı, yurt dışında çok yaygın olan hikaye fotoğrafçılığının Türkiye'de son 4-5 yılda geliştiğini söyledi. Artık insanların stüdyolardan çıkmak, ''profesyonel bir bakışla'' doğal hallerini yansıtmak istediklerini anlatan Polat, ''Bizim yaptığımız en önemli şey kişiye özel çalışma. İnsanlar çalışmalarımızı, estetik anlayışımızı görüp ona göre bize geliyorlar. Stüdyo fotoğrafçılığı yerine, belgesel tarzda anlatımlar öne çıkmaya başladı. Bu özel günlerde de olabiliyor ya da insanlar kendilerine özel günler yaratıp bunların fotoğraflanmasını istiyor'' dedi.

Bu anlamda en çok belgesel düğün fotoğraflarının talep gördüğünü ifade eden Polat, düğün günü sabahtan itibaren gelin ve damadın tüm hazırlıklarını fotoğrafladığını, ayrıca belirledikleri bir dış mekanda poz verdirerek yaklaşık iki saatlik çekim yaptığını belirtti. Düğünlerde davetiyeden alyansa, gelin ayakkabısından damat tıraşına, gelinliğin giyilmesinden damadın gelmesine ve arkadaşlarla içilen bir kahveye kadar o gün yaşanan her detayı çektiğini ifade eden Polat, ''Düğün gününde, çiftler çok çeşitli duyguları bir arada yaşıyor. Benim için o gün yaşanan anlık duyguları yakalamak çok önemli. Hikayeyi, benim bakış açımdan onların beğeneceği şekilde anlatmaya çalışıyorum'' diye konuştu.
 

Doğum hikayesi, estetik şekilde anlatılabilir

Türkiye'de doğum fotoğrafçılığının da yaygınlaştığını dile getiren Polat, bu konuda yaptığı çalışmalarda, ameliyathane kısmından daha çok duygusal aşamaları yansıtmaya çalıştığını söyledi. Polat, şunları kaydetti: ''Önemli olan bebeğin gelişine hazırlık. Annenin hamilelik dönemini, ameliyathaneye gidişi, bebeğin dünyaya gelişini ve sonrasını, babanın bekleyişini çekiyorum. Bazı doğum fotoğraflarına baktığımda içimi karartan, beni rahatsız eden durumlarla karşılaşıyorum. Doğum kısmına odaklanmak yerine hikayenin daha çok duygularla, estetik şekilde anlatılabileceğine inanıyorum.''

Doğum fotoğrafında yine belgesel anlatımın ön planda olduğunu bildiren Polat, ''Doğumlarda aile olaya kendisini çok kaptırdığı için o anları yakalamak çok keyifli oluyor. Ancak çalışma saatleri ve ışık koşulları bizi zorlayabiliyor'' dedi. Doğum fotoğrafı için çalışırken ilginç olaylar da yaşadığını anlatan Polat, ''Sabahın çok erken saatinde randevulu bir doğumdu. Ben, doktor ve bütün ekip hastanedeydik. 1,5 saat geçti aile hastaneye gelmedi. Endişelenmeye başladık ve telefonla aradık, cevap vermediler. 2 saat sonunda hastaneye geldiklerinde, annenin astrolojiyle ilgilendiğini, gece astroloji haritasına bakınca beklemeye karar verdiğini öğrendik'' diye konuştu.

Açık havada bebek ve aile çekimleri de yaptığını belirten Polat, şöyle dedi: ''Genelde bebekler bir yaşına gelmeden çekim yapıyoruz, doğal ortamda, hep birlikte oyunlar oynarken, eğlenirken. Bu fotoğrafçılığın gösterdiği değişime bir örnek. Eskiden insanların, 'Parkta, bahçede oynarken fotoğraflarımız olsun' diye bir düşüncesi yoktu. Bu aslında sunmak ve editörlük yapmakla ilgili. Bu işe ilk başladığım zamanlarda insanları açık havada çekime ben zorluyordum. Daha sonra kendileri talep etmeye başladılar.''
 

Evli çiftler de düğün fotoğrafı çektiriyor

Elçin Polat, bunların yanı sıra düğün fotoğraflarını stüdyoda çektiren, ancak memnun kalmayan çiftlerin de kendisini aradığını bildirerek, ''Evlilik yıl dönümlerinde gelinlik ve damatlıkla çektiğim çiftler oluyor. Hatta düğün günü gibi stresli olmadığı için daha rahat zamana yayılan çekimler yapabiliyoruz'' dedi.

Fotoğrafçılığın aslında işin bir kısmının, iyi bir editör olmanın daha önemli olduğunu ifade eden diyen Polat, şunları söyledi: ''Çok fazla fotoğraf çekiyoruz, onları elemek, doğru bulduklarımızı albüme yerleştirmek, albümün kurgusunu ve kişiye özel albüm kapağı hazarlamak ya da müzikli bir slayt gösterimi yapmak... Aslında işin profesyonel kısmı bu. Çekimden daha uzun süren ve daha çok emek isteyen bir süreç. Fotoğrafların kurgusu çok önemli. Albümü bitirmek benim için kitap yazmak gibi oluyor. Bunun yanı sıra çekilen tüm fotoğrafları CD olarak teslim ediyoruz.''

Polat, serbest fotoğrafçılığın güzel taraflarından birinin de kadın fotoğrafçı sayısının artması olduğunu, bu işte kadınların daha çok tercih edildiğini sözlerine ekledi.