Babacan: Yüzde 4'ün altı sürpriz olmaz

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, şu an itibariyle yüzde 4 büyüme tahminin ulaşılabilir bir tahmin olduğunu belirterek, ''Yüzde 4'ün biraz aşağısına doğru sarkabilen bir rakam olursa da bu sürpriz olmamalı'' dedi.

09 Ağustos 2012 Perşembe, 11:39
Abone Ol google-news

Babacan, NTV-CNBS ortak yayınında katıldığı programda, geçen sene Ekim ayında yüzde 4 tahmini ortaya konulduğunda, dünya ile ilgili beklentilerin bugünkünden çok daha iyi olduğunu ifade ederek, dünyada gelişmiş ülkelerde ve gelişmekte olan ülkelerde büyümenin aşağı doğru revize edildiğini söyledi.

''Buna rağmen bizim yüzde 4 tahminimizi koruyor olmamız, göreli olarak büyümede beklenenden daha iyi performans gösterdiğimizi bize söylüyor'' diyen Babacan ''Yüzde 4 bile şu anda Avrupa'nın en yüksek büyüme oranlarından bir tanesi'' diye konuştu.

Babacan şöyle devam etti:

''Biz iç talep olmasın, iyice kısalım derdinde değiliz ama iç talep aşırı bir kredi genişlemesiyle oluyorsa ve ondan büyüme ihtimali varsa onu riskli görüyoruz. Bizim yaptığımız büyüyelim ama sıhhatli sürdürülebilir şekilde büyüyelim. Aşırı bir kredi genişlemesiyle bereber gelen büyüme, sürdürülebilir olmuyor ve kötü bir yan ürün olan cari açığı da beraberinde getiriyor.

Makro dengelere baktığımızda, Türkiye olarak bu yılki gelişmeler, beklediğimiz ve hedeflediğimiz istikamette gelişiyor. Bugün itibariyle ilave bir tedbire ihtiyaç yok. Bu yıl sonu geldiğinde yüzde 15'lik kredi büyümesi ve bunun paralelinde yüzde 4'lük büyüme, Orta Vadeli Program (OVP) hedefleriyle oldukça uyumlu bir şekilde seyrediyor.

Yüzde 6.2'lik enflasyon tahmini oldukça gerçekçi. Bunun biraz üstü, biraz altı olur bu tahminler belli bir güvenilirlik aralığında veriliyor. Dolayısıyla enflasyonla ilgili ciddi bir problem yok. Bir önceki tahminler 6,5'tan, 6.2'ye revizyon bile oldukça iyi. Çünkü çok daha yüksek, çok daha farklı tahminler yapanlar vardı. Birara çift haneyi görünce birden beklentiler bir süre bozuldu ama şimdi herkes tekrar beklentilerini daha doğru bir zemine çekiyor.''

Babacan, enflasyondaki düşüş trendinin devam edeceği konusunda güçlü bir kanaatin olduğunu söyledi.


''Büyümenin kompozisyonundaki değişiklikleri bütçe üzerinde görmeye başladık''

Babacan, büyümenin kompozisyonundaki değişikliklerin etkilerini bütçe üzerinde görmeye başladıklarını belirterek, ''Büyümede dış talep daha etkin, iç talebin rolü daha az. Bizim büyüme kompozisyonunda iç talebin rolü düştüğünde ithalde alınan vergilerimiz düşüyor. İçerde alınan özel tüketim vergisi, katma değer vergisi gibi tüketimle alakalı vergiler düşüyor. İhracat arttığında da ihracattaki vergi iadeleri artıyor. Bir bakıma cari açığı düşürücü istikrara doğru gidiş var, iç dış talep dengelenmesi var. Ama bunun yanında da bütçe üzerinde bir yan etkisi var. Dolayısıyla bizim bu yılki bütçe gelirlerimiz yılbaşında öngördüğümüz bütçe gelirlerinin bir miktar altında gerçekleşecek'' diye konuştu.

Harcama tarafına bakıldığında başta memur maaşları olmak üzere, planlananın bir miktar üzerinde gerçekleşecek harcamalar bulunduğuna dikkati çeken Babacan, yıl sonunda hedeflenen bütçe açığının bir miktar üzerinde kapatılacak gibi göründüğünü söyledi.

Babacan, harcama ve yatırımlarla ilgili verilecek kararlar bulunduğunu, bu kararlara göre de yıl sonu itibariyle bütçe açığının nerede biteceğini OVP ile birlikte açıklayacaklarını ve OVP ya da OVMP'yi de 2013 bütçesini hükümet içinde netleştirmelerini ardından yayınlayacaklarını kaydetti ve şöyle devam etti:

''Genel anlamda bu yıl için, gelecek yıl için koyduğumuz hedeflerden çok büyük sapmalar söz konusu değil. Bütçede bu yıl olabilecek sapma, maliye politikası dinamiklerini etkileyebilecek bir sapma olmayacaktır. Türkiye'nin borç dinamiğini etkileyecek bir sapma olmayacaktır. Bu sapma herhangi bir popülist karar, herhangi bir politika değişikliği ya da 'artık biz daha çok bütçe açığı verelim, daha çok para harcayalım öyle büyüyelim' gibi bir politika sapması değil. Daha çok konjonktürün getirdiği bir konu. Memur maaşları başta olmak üzere harcamalar biraz beklenenin üzerinde seyrediyor. Memur maaşları üzerinde artık hükümetin yüzde 100 kontrolü söz konusu değil. Bunun da ileriye doğru riskleri olabilir, çok çok dikkatli gitmemiz lazım, gelir vatandaşlarımızdan topladığımız vergiler. 3 milyon kadar kamu çalışanımız var. 74 milyondan topladığımız vergilerle maaşlar arasında sürekli denge kurmamız gerekiyor. Bundan sonraki yıllarda da bu konunun çok çok dikkatli götürülmesi lazım.''


Avrupa ve ABD'nin durumu

AB ülkelerinin ekonomileriyle ilgili iyi ve kötü senaryolar olduğunu ve bu konudaki kaygıların devam ettiğini kaydeden Başbakan Yardımcısı Babacan, 2013 yılı için çok belirleyici olacak diğer bir konunun ise ABD ekonomisi olacağını söyledi.

Seçimin ardından Obama veya Obama'nın yerine gelecek yeni yönetimin önünde çok kabarık bir ekonomi dosyası olacağını ifade eden Babacan, ekonomiye yönelik verilecek kararların hem ABD, hem de dünya ekonomisi için çok belirleyici olacağını dile getirdi.

Bazı iktisatçıların ''Türkiye'nin balon ekonomisine gittiği ve Avrupa'daki kriz devam ederse Türkiye'nin de büyük ölçüde etkileneceği'' yönünde teorilerinin olduğunun hatırlatılması üzerine Babacan, ''Biz bütün iktisatçıların görüşlerine değer veriyoruz, hepsini dinliyoruz, ama bütün bunların sonucunda da politika tercihleri yapıyoruz. Bizim zaten her türlü riski dikkate alan yaklaşımımız, bütün bu olumsuz gelişmelere karşı Türkiye'yi şu ana kadar oldukça korudu. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Türkiye bir istikrar adası gibi şimdi bu bölgede duruyor'' diye konuştu.

 

''(Bakanlık)askerlik görevi gibi''

Başbakan Yardımcısı Babacan, 3. dönem kuralı ve kendisine gelen tekliflere ilişkin soru üzerine de kendisinin bundan sonraki yıllarla alakalı herhangi bir planı ve programı olmadığını söyledi.

Babacan, ''Pek çok yakıştırma, söylenti var. Fakat bunların hiçbirisine fazla prim vermemek lazım. Biz şu anda mevcut görevimizle oldukça yoğunuz. Bizim nihayetinde yine yapacağımız iş özel sektördür, kendi işimizdir. Dolayısıyla bu bir askerlik görevi gibi başı ve sonu olan bir görev'' dedi.

 

2012 yılı cari açık öngörüsü

Türkiye'nin dış ticaretini ve ödemeler dengesini de değerlendiren Babacan, Orta Vadeli Program'daki (OVP) 2012 yılı cari açık öngörüsünün, yüzde 8 civarında (Cari işlemler açığının GSYH'ye oranı) olduğunu belirterek, ''Şu ana baktığımızda, OVP'yi yaptığımız günlerden daha iyi bir noktada olduğumuzu görüyoruz. Bugün itibariyle yüzde 8'in oldukça yüksek bir rakam olduğunu görüyoruz. Yüzde 7'li bir rakamın daha gerçekçi olduğunu düşünüyoruz. Bu yıl sonu itibariyle yüzde 7 küsurlu bir cari açığa doğru gidiyoruz'' diye konuştu.


'Tek bir ülkenin, Türkiye'nin genel resmini çok bozacağını düşünmüyorum''


Suriye'de yaşanan sorunlar dolayısıyla, bu ülkeye yapılan ihracatın düşmesini de değerlendiren Babacan, Suriye'ye yapılan ihracatın, toplam ihracat içindeki payının oldukça düşük olduğunu söyledi.

Tek bir ülkenin, Türkiye'nin ''genel resmini'' çok bozacağını düşünmediğini vurgulayan Babacan, ''Kaldı ki her yerde her zaman her şey olabilir. Aynı problem Almanya'da olsa belki kabul edebilirim ama bunlar bizim bölgemizin zaten tabiatında var. Bugün Irak çok önemli ihracat pazarlarımızdan biri ama yarın bakarsınız Irak'la ilgili de bir problem başlar ve Irak'la ilgili ticaretimiz de olumsuz etkilenebilir. Bunlar olabilir ama biz sadece sınır komşularımıza bakmayacağız'' dedi.


Orta gelir tuzağı


Orta gelir tuzağına ilişkin bir soruyu da Babacan, şöyle yanıtladı:

''Daha önce bizim geçtiğimiz dönemlerden geçen ülkeler baktığımızda, (kişi başı milli gelir) 10 bin dolarlardan 20-25 bin dolarlara giden yolculuklarında hızlı giden ülkeler var, bir de bir türlü o noktaya ulaşamayıp, yerinde sayan ülkeler var. O ülkeleri incelediğimizde çok belirleyici bazı faktörler görüyoruz. Bunlardan birisi eğitim bir diğeri de hukuk. Yüksek katma değer, ancak yetişmiş insan gücüyle olur. Ortalama 6,5 yıl eğitim almış çalışan nüfusumuz var şu anda. Yani orta 2'den terk bir ortalama iş gücümüz var. Şimdi bunun üreteceği katma değerin sınırları var. Biz çok hızlı bir şekilde eğitime ağırlık vermeliyiz ki daha yüksek katma değer üretebilelim ve arzu ettiğimiz 20-25 bin dolar seviyelerine ulaşabilelim.

Yine bir hukuk devleti olmak son derce belirleyici. Yargı sistemimizin iyi, hızlı çalışması, güvenilir ve tutarlı yargı kararları çok önemli. Mesela biz Sermaye Piyasası Kanunu Taslağına finansla ilgili özel mahkemeler kurulmasına ilişkin maddeler de koyduk. Niye? İstanbul'un uluslararası bir finans merkezi olmasını istiyorsak, finans konusunda hızlı karar alacak, o konuda uzmanlaşmış mahkemelere ihtiyacımız var. Yargıçlarımız, savcılarımız finans konusunda eğitilsin ve o konuyla ilgili detaylara hakim olup doğru, tutarlı ve hızlı karar alabilsin ki İstanbul, uluslararası bir finans merkezi olsun. Yani eğitim ve hukuk, Türkiye'nin orta gelir tuzağına düşmemesi için çok belirleyici iki alan olacak.''