Barem, son koronavirüs araştırmasının ayrıntılarını Cumhuriyet ile paylaştı

Barem Genel Müdürü Sencer Binyıldız: Kısa vadede koronadan kurtulma ümidi yok. Bu dönemde insanlar en çok koronavirüse yakalanmaktan, depremden, işsiz kalmaktan ve geçinememekten korkuyor.

19 Ekim 2020 Pazartesi, 05:30
Barem, son koronavirüs araştırmasının ayrıntılarını Cumhuriyet ile paylaştı
Abone Ol google-news

Araştırma şirketi Barem, bu ay içinde yaptığı son koronavirüs araştırmasının ayrıntılarını Cumhuriyet ile paylaştı. Yurttaşlar en fazla yüzde 61 ile koronavirüse yakalanmaktan endişe ediyor. İkinci sırada yüzde 42 ile depremden zarar görmekten endişelenen yurttaşın, üçüncü sırada ise yüzde 36 ile işsiz kalmaktan korktuğu ortaya çıktı. Dördüncü sırada yüzde 34 ile yurttaş geçinememekten endişe duyarken, işsizlik ve geçinememeyi topladığımızda aslında en büyük endişenin ekonomik olduğu ortaya çıkıyor.

Barem Genel Müdürü Sencer Binyıldız, bu ay içinde Türkiye’yi temsil eden 1000 kişi ile görüşerek yaptıkları araştırmada, “İnsanlar koronavirüsten ortalama 25 ay sonra kurtulabileceğimizi düşünüyor. Yani 2 sene daha birlikteyiz” dedi. Yaptıkları araştırmada, insanların yarıdan fazlasının bulunacak aşıyı, hangi ülke yaparsa yapsın, en azından kısa vadede kullanmak istemediğinin ortaya çıktığını vurgulayan Binyıldız, “Denenmesini beklerim ve hiç olmam diyenler toplamda yüzde 53’lük çoğunluğu oluşturuyorlar” diye konuştu.

Binyıldız, geçen yıl yaptıkları araştırmaya göre, Türkiye’de en mutsuz yaş grubunun gençler olduğunu vurgulayarak “Türkiye’de ev kadınları ve işsizler dünyadaki benzerlerine göre çok daha mutsuz ve umutsuz” ifadesini kullandı. Barem Genel Müdürü Sencer Binyıldız ile son koronavirüs araştırmasının ayrıntılarını ve her yıl yaptıkları “Umut ve Mutluluk” araştırmasını konuştuk.

KISA VADEDE KURTULUŞ YOK

- Bu ay başında yaptığınız koronavirüs araştımasında neler çıktı, yakın zamanda kurtuluş ümidi var mı?

Öncelikle koronavirüs salgınından kısa dönemde kurtulmayı bekleyen pek kimse yok. Araştırmamızda dünyanın koronadan kurtulması için gereken süreyi sorduk. İnsanlar koronavirüsten ortalama 25 ay sonra kurtulabileceğimizi düşünüyor, yani 2 sene daha birlikteyiz. Aslında korona söz konusu olduğunda insanları altyapısı, yaşadığı yer, bilgi kaynakları, kendinin veya ailesinden birinin riskli grubunda olup olmaması gibi çeşitli kriterlere göre segmente etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Aynı korona salgınına karşı farklı segmentlerde çok farklı bilgi, inanç, tutum, davranış ve ruh halleri söz konusu. Aslında korona pandemisi tüm dünya için yeni bir sorun, sürekli araştırma yapılıyor, sürekli yeni ve bazen birbiriyle çelişen bilgiler geliyor. Oluşan kaos ortamı önemli bir endişe kaynağı.

- Bu dönemde en çok endişelendiğimiz alanlar neler?

Aynı araştırmada insanlarımızı yakın vadede etkileyebilecek olası riskleri saydık ve görüşmecilerden kendileri ve aileleri için endişe ettikleri ilk üç riski sıralamalarını istedik. Koronaya yakalanma, yüzde 61 ile çoğunluğun endişe ettiği ilk üç riskten biri olarak öne çıktı. İkinci sırada yüzde 42 ile depremden zarar görme geliyor, işsiz kalmaktan korkanların oranı ise yüzde 36. Diğer endişelendiğimiz alanlar ise yüzde 34 ile geçinememe, yüzde 34 ile kadına şiddet, yüzde 24 ile savaş, yüzde 22 ile iklim felaketi ve yüzde 19 ile terör şeklinde sıralandı.

YASAKLAR YENİDEN BAŞLAMALI

- Son dönemlerde vaka sayıları giderek artıyor, ama hayat da normale döndü, yurttaş normalleşmeyi nasıl değerlendiriyor?

İnsanlardan korona günlerinden normale dönüş hakkındaki düşüncelerini de aldık. Görüştüğümüz kişilerin yüzde 50’si normale dönüşü olumlu bulurken, olumsuz bulanlar yüzde 34’te kaldı. Normale dönüşü en çok destekleyen kesim esnaf (yüzde 65), bu çok mantıklı zira herkes evde kalırken esnaf için iş yapma olanağı çok az. Buna karşın kadınların (yüzde 40), gençlerin (yüzde 40), üst sosyoekonomik grubun (yüzde 38), üniversite mezunlarının (yüzde 41) ve maaşlı çalışanların (yüzde 39) normale dönüşe olumsuz bakma oranları ortalamaya göre daha yüksek. Öğrenciler arasında ise normale dönmenin olumsuz olduğunu düşünenler (yüzde 50) olumlu olduğunu düşünenlerden (yüzde 39) daha fazla.

- Pandeminin kontrol altına alınması için yeni yasaklara sıcak bakılıyor mu?

Araştırmamızda çoğunluk, evde kalmalar dahil daha önce uygulanan çeşitli önlemlere dönülmesi önerilerinin tamamı için olumlu görüş bildirdi.

Toplum, özellikle en büyük riski çalışanların işe gidip gelirken aldıklarının bilincinde ve alınacak önlemlere duyarlı. Fabrikalarda vardiya sistemi getirilerek sosyal mesafe için alan yaratılması, kamu kuruluşlarında vardiya sistemi uygulanarak işe geliş gidişlerde ve araçlarda yoğunluk azaltılması, evden çalışabileceklerin evde kalması önermelerine katılım yüzde 90 ve üzerinde. Evde kalmanın bir önlem olarak geçerliliği hâlâ kabul görüyor. Yurttaşlar özellikle korona açısından riskli 65 yaş ve üzeri (yüzde 82) ile 18 yaş altı kişilerin (yüzde 75 ) belirli saatler dışında evde kalmasını ve okulların salgın iyice azalana kadar açılmamasını (yüzde 67) destekliyor.

HEMEN AŞI OLMAM

- Yurttaş koronadan kurtuluş ümidini nerede görüyor?

Pandemide tam normale dönmenin tek yolu olarak etkili bir aşı bulunması ve yaygın olarak kullanılmasından bahsediliyor. Ancak araştırmamız insanların yarıdan fazlasının bulunacak aşıyı, hangi ülke yaparsa yapsın, en azından kısa vadede kullanmak istemediğini gösterdi. Denenmesini beklerim diyenler (yüzde 38) ve hiç olmam (yüzde 15) diyenler toplamda yüzde 53’lük bir çoğunluk oluşturuyorlar. En çok talep yerli aşıya (yüzde 34). Avrupa Birliği’nde üretilecek olan aşı (yüzde 2.2) Amerika Birleşik Devletleri (yüzde 0.7), Çin (yüzde 0.6) ve Rusya’nın (yüzde 0.4) üreteceği aşıların toplamından daha fazla talep görecek gibi görünse de, oranlar çok çok küçük.

TÜRKİYE’DE GENÇLER MUTSUZ

- Geçen yıl yaptığınız “Umut ve Mutluluk” araştırması ile 2020’ye girerken, dünya nüfusunun yüzde 37’si 2020’nin 2019’a göre daha iyi bir yıl olacağı beklentisi içindeydi. Ancak öyle olmadı. 2021 için ne tür beklentiler hâkim?

Mutluluk yaşadığınız bölgeyle sizin doğanıza bağlı bir şey ve olup bitenle çok fazla değişmiyor. Geçen 8 yılda mutluyum diyenlerle mutsuz olduğunu söyleyenlerin arasındaki fark, yani Net Mutluluk Endeksi (NME) ortalaması dünyada + 51 iken Türkiye’de + 32 oldu. 2019 yılı sonundaki araştırmamızda bu endeks dünyada + 48, Türkiye’de ise + 38. Dünyada gençler en mutlu grup ve yaş arttıkça mutluluk azalıyor. Türkiye’de ise en mutsuz yaş grubu gençler (18-34 yaş NME 30). Dünyada mutluluk eğitimle artıyor. Türkiye’de ise en mutlu kesim orta ve lise eğitimliler (NME +55). Dünyada en mutlu gruplar öğrenciler ve çalışanlar iken Türkiye’de öğrenciler, ev kadınları ve işsizler dünyadaki benzerlerine göre çok daha mutsuz.

2020 sonunda bu oranların ne olacağını bilmiyorum ama araştırmada mutlu olduğunu söyleyenlerin mutsuzlardan daha çok çıkacağını ve oranların çok fazla değişmeyeceğini öngörebilirim.

İŞSİZLER UMUTSUZ

- Peki, umut var mı?

Umut, sokaktaki vatandaşın gözünden var olan politik ve ekonomik durum ile gelişimin yönünü yansıtıyor. Önümüzdeki yıldan umutluyum diyenlerle umutsuz olduğunu söyleyenlerin arasındaki fark, yani NUE - Net Umut Endeksi açısından 2013 yılından itibaren Türkiye’nin dünya ile arası açıldı. 2019 yılında bu fark 13 puana indi. Dünyada Üniversite ve üzeri eğitimliler (NUE=17) oldukça iyimserken, eğitimi ilkokul mezunluğuna kadar olan grup (NUE=1) pek öyle değil. Türkiye ise durum tam tersi; eğitim arttıkça umut azalıyor. Dünyada ve Türkiye’de en umutlu kesim öğrenciler, en umutsuz kesim ise emekliler. Türkiye’de ev kadınları ve işsizler dünyadaki benzerlerine göre çok daha umutsuz.

Gündemin hızla değiştiği ülkemizde ve dünyada umut göstergesinde yıldan yıla keskin farklılıklar olabiliyor. Üstelik bu yıl koronavirüs ile birlikte yepyeni deneyimler yaşıyoruz. Çoğunluk gelecek yıl koronadan kurtulmuş oluruz ve her şey iyiye gider derse umut yükselir. Ancak mesela işsizlik daha da artar veya politik çalkantılar ivme kazanırsa umut düşer.