BES'ten MEB'in ayrımcılık genelgesine eleştiri

BES Genel Başkanı Gürkan Avcı, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun "Ayrımcılık" genelgesinin eğitimde sınıfsal ve ekonomik ayrımcılığı görmezden geldiğini söyleyerek, "Genelgenin eşitsizlikler ve ayrımcılık üzerine kurulu eğitim sisteminde gerçek bir karşılığı bulunmuyor" dedi.

19 Eylül 2009 Cumartesi, 11:46
Abone Ol google-news

BES Genel Başkanı Gürkan Avcı, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun "Ayrımcılık" genelgesinin eğitimde sınıfsal ve ekonomik ayrımcılığı görmezden geldiğini söyleyerek, "Genelgenin eşitsizlikler ve ayrımcılık üzerine kurulu eğitim sisteminde gerçek bir karşılığı bulunmuyor" dedi.

Avcı yaptığı yazılı açıklamada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ayrımcılık konulu ilk genelgesine değinerek, "Sınıfsal ve ekonomik ayrımcılıkları görmezden gelen MEB'nın "Ayrımcılık Açılımı" diğer ayrımcılık başlıkları açısından incelendiğinde de başarı şansı bulunmadığı görülüyor" değerlendirmesini yaptı.

İlk ve orta öğretim çağındaki nüfusun önemli bir kısmının eğitim hakkından yararlanamadığını dile getiren Avcı, Anayasa ile güvence altına alınan ilköğretime erişim hakkının, ilgili nüfusun yüzde 5'i tarafından kullanılamadığını, orta öğretimde de ilgili nüfusun yüzde 42'sinin okula devam etmediğini belirtti.

Eğitimde asıl ayrımcılığın sebeplerini, Türkiye'de ailelerin gelir seviyesinin düşüklüğü, çocukların çalışmak zorunda bırakılması, devletin eğitime yeterli kaynağı ayırmaması ve gerekli yatırımları zamanında yapmaması şeklinde sıralayan Avcı, şunları kaydetti:
"Ardahan'da köyde okuyan çocukla, İstanbul'un kolejinde okuyanlar arasında fırsat eşitliği açısından önemli farklılıklar bulunuyor. Asıl ayırımcılık budur. Milli Eğitim Bakanlığı'nın kendi istatistiklerine dayanan raporlarda son 7 yılda artan öğrenci sayısına karşın, Milli Eğitim Bütçesinin, ortaya çıkan ihtiyacı karşılayacak kadar artmadığı kanıtlanıyor. Asıl yapılması gereken de budur."

Dershanelerin giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Avcı, şöyle devam etti: "Ailelerin ekonomik koşullarına bağlı olarak çocuklarını gönderebildikleri dershaneler, eğitimdeki ayrımcılığın ve eşitsizliğin bir başka tezahürü olarak karşımıza çıkmaktadır. Öğrenciler dershaneye gitmeden sınavları kazanamayacağını düşünüyor. Ülkemizdeki dershane ayıbı, yoksul halk kesimlerinin yüzüne 'Paran varsa oku. Paran kadar oku." acı gerçeğini sürekli haykırıyor."