Bir proje olarak ahlak zabıtalığı

Hacdan dönen bayan vekillerin türbanla meclise girmesi karşısında CHP’nin, tuzağa düşmeyip, onun yerine iktidar tarafından atılan topu ofsayta düşürmesiyle AKP bu konudan gerektiği gibi nemalanamamıştı.

09 Kasım 2013 Cumartesi, 13:13
Abone Ol google-news

Bunun üzerine seçimlere yaklaşırken kendi tabanına oynamak, orada biraz daha güçlü bir kenetlenme yaratmak için yeni bir proje seçti kendine: öğrenci evleri. Özel hayatlara müdahale projesinin taze bir alt başlığı olarak. Kız ve erkek öğrencilerin aynı evde birlikte kalmasının muhafazakâr demokrat yapısına ters olduğu hükmünü verdikten sonra bunun bir biçimde denetiminin yapılacağını ilan etti başbakan Erdoğan. İlk şaşkınlığı üzerimizden attıktan sonra ancak sorabildik; peki ama nasıl ve hangi hukuki yetkilere dayanarak?

Fakat talimatın etkisi bizim sorularımızdan önce yayılıyor olmalıydı ki hemen ertesi gün Adana valisi Hüseyin Avni Coş, soy ismine yakışır bir açıklama yaparak vatandaşların konuyla ilgili şikâyetlerinin ve hassasiyetlerinin dikkate alınacağını ve yasal gereğinin yapılacağını ilan etti.

Başbakan’ın açıklaması toplumda da derhal karşılığını buldu ve Üsküdar’da işgüzar bir apartman yöneticisi apartmanda kızlı erkekli yaşadıklarını iddia ettiği yetişkin insanları kastederek bina girişine bir yazı astı ve bu kişilerin polise ihbar edilmesi için apartman sakinlerini galeyana getirme girişiminde bulundu.

Böylece vatandaşın, Gezi olaylarında da net örneklerini gördüğümüz gibi “muhbirlik” mesleği konusundaki ihtisası için önünün biraz daha açıldığına örnekleriyle şahit olmaya başladık

İktidar, türban meselesiyle açamadığı gediği, bilhassa da Anadolu’da anne babaların son derece hassas olduklarını bildiği bir konu, şehir dışına üniversite okumak için gönderdikleri çocukları üzerinden yakalamaya çalıştı nabzı. Ancak atlanan ya da görülemeyen bir nokta var. Toplum ve siyaset mühendisliğini işleterek oy devşirme maksadı güdülürken aslında sert kayaya çarpılıyor. Zira bu mesele gündeme getirilerek, zaten hedef tahtasına konulmuş olan gençlerin zihinlerinde açılan yaralar bir kenara, bir yerde anne babalar da hedef gösterilip, “sizin yapmanız gerekeni biz yapacağız, kızlarınızın namusuna bekçilik edeceğiz” denmiş oldu.

Bilhassa “mahallelerde yaşayan” nispeten muhafazakâr anne babalar töhmet altında bırakıldı, mahalle baskısına zemin hazırlandı. Bir tür utanç alanı yaratıldı; toplumsal ahlak sorgulanarak insanların onuru rencide edildi.

Halk bu sorgulamadan hoşlanmayacaktır, nitekim hoşlanmadığını da bugün toplumun genelinden gelen tepkilerden anlayabiliyoruz. Başta yardımcısı Bülent Arınç, danışmanı Yalçın Akdoğan, AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli olmak üzere bazı aklıselim kimseler frenleme mekanizması olarak bu açıklamaları toparlama görevlerini yerine getirmek için kendilerini feda edip haberi asparagas olarak ya da içinden zorlamayla başka manalar çıkarmak suretiyle yorumladılarsa da yine ve yeniden başbakan tarafından ofsayta düşürülmekten kurtulamadılar. Söylemeye gerek var mı bilmiyorum; kanunen reşit sayılan kız ve erkek öğrencilerin nerede, kimlerle, hangi koşullar altında kaldığı, ne yaptığı, ne yediği, ne içtiği, ne giydiği ancak ve ancak kendilerini ilgilendirir.Kanunen herhangi bir suç işliyorlarsa ya da üçüncü kişileri rahatsız edici hal ve hareketlerde bulunuyorlarsa da elbette vatandaşların ilgili mercilere şikâyette bulunma hakkı bakidir ve devlet organlarının hâlihazırda uygulayabilecekleri yeterli miktarda yasal, hukuki düzenleme de mevcuttur.

Üstelik yargının da bunca bağımlı yapısı ve Erdoğan’ın bu konuya özel talimatlarını da göz önünde bulundurursak zaten konuyla ilgili sıkıntı yaşanması da beklenemez.Fakat hukuk yerine, başbakanın kendi saplantıları, meşru ve gayri meşru hayat tanımlaması üzerinden, ahlaki kıstaslar ve “günah”lar üzerinden, evrensel insan hakları hiçe sayılarak ülke yönetmeye, toplumu formatlamaya kalkışmanın ismi ancak “otoriter İslamcılık” olabilir.

Sadık ÇELİK
[email protected]