Birinci Ergenekon davasının 132. duruşması

Birinci ''Ergenekon'' davasının tutuklu sanıklarından Osman Yıldırım'ın avukatı Murat Eken, Danıştay saldırısından bir gece önce ''Osman Mutlu'' adındaki bir kişinin sabaha kadar otelde Alparslan Arslan ile kaldığını ve olaydan sonra da Ankara'dan ayrıldığını iddia etti.

28 Ocak 2010 Perşembe, 08:49
Abone Ol google-news

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın bugünkü duruşmasına, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, Alparslan Arslan ve Osman Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu tutuklu 21 sanık katıldı. Tutuklu sanıklar İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile Fikri Karadağ, Selim Akkurt, Sevgi Erenerol, Ergün Poyraz ve Hayrettin Ertekin ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada tutuksuz yargılanan gazeteci Gülay Kömürcü Öztürk de hazır bulundu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, geçen Salı günkü oturumda kötü hava koşulları nedeniyle taleplerin alınmasına ara verilip duruşmanın ertelendiğini belirterek, isteyenlerin talepte bulunabileceğini söyledi. Bunun üzerine söz alan Güler Kömürcü Öztürk, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılması için daha önceden talepte bulunduğunu ancak mahkemenin bu yönde bir kararı olmadığını söyledi. Öztürk, talebine ilişkin karar verilmesini istedi. Basına yansıyan ''Balyoz Eylem Planı''nda adı geçen 136 gazeteci arasında kendi isminin de bulunduğunu ifade eden Öztürk, ''Darbe suçtur. Güler Kömürcü Öztürk ne gazeteci ne de vatandaş olarak hiçbir suçun yanında olamaz'' dedi. Öztürk, adını bu şekilde kullananlara karşı yasal haklarını kullanacağını dile getirdi.

Perinçek'in avukatı Mehmet Cengiz ile Veli Küçük'ün avukatı Zeynep Küçük de taleplerin yarınki oturumda alınmasını, bugün savunmalara devam edilmesini istedi. Bunun üzerine Şengün, savunmasını yapması için Osman Yıldırım'ın avukatı Murat Eken'e söz verdi. Duruşma, avukat Eken'in savunma yapmasıyla sürüyor.

 

Şevki Yiğit'in yaptığı ihbarın ses kaydının bir kısmı dinlendi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada savunma yapan Eken, Ümraniye'deki bir gecekonduda el bombaları bulunduğuna ilişkin Şevki Yiğit'in yaptığı ihbarın ses kaydının bir kısmını duruşma salonunda dinletti. Eken, müvekkili Osman Yıldırım'ın birtakım kişiler hakkında beyanları olduğunu, bombaları kimden aldığına dair açıklamalarda bulunduğunu ifade ederek, bu ihbarın da Yıldırım'ın beyanlarını desteklediğini kaydetti.

Ümraniye'deki gecekondunun bulunduğu yere giderek incelemelerde bulunduğunu anlatan Eken, Muzaffer Tekin'in, Ümraniye Çakmak Mahallesi'ndeki baz istasyonu verilerine göre telefonundan mesaj attığının görüldüğünü söyledi. Ümraniye Mithatpaşa Caddesi'ndeki PTT binasından alınan baz istasyonu sinyaline göre, Tekin'in başka bir mesaj attığını da dile getiren Eken, bu cadde ile gecekondunun bulunduğu yer arasında 50 metre kuş bakışı mesafe olduğunu anlattı. Eken, Muzaffer Tekin'in Alparslan Arslan'ı Danıştay saldırısından 1,5 yıl önce gördüğünü, Arslan'ın ise Tekin'i olaydan 6-7 ay önce görmediğini söylediğini ifade etti. Arslan'ı Tekin'in ofisinde farklı farklı kişilerin ayrı zamanlarda gördüğünü belirten Eken, bunun da Arslan'ın, Tekin'in ofisine bir çok kez gittiğini ortaya koyduğunu söyledi. Danıştay saldırısının ardından bazı olayların meydana geldiğini belirten Eken, Tekin'in intihar girişimine de değindi.

Eken, ''Tekin'in intihara teşebbüs etmesi 'gerçek miydi değil miydi' diye çok yazılıp çizildi. Tekin kendi ifadesinde bıçağı kalbine 2 kez sokup çıkardığını beyan etmiştir. Muzaffer Tekin kalbinin nerede olduğunu gayet iyi bilecek bir insan. Akciğeri ile kalbinin aynı yerde olmadığını bilir. Hayati tehlikeye maruz bırakacak yara almadığı kesin. Bu da şüphe yaratıyor. Şüphe buradan doğmakta. Bu da incelenmesi gereken bir nokta'' dedi. Eken, Danıştaya saldırı davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesinin, konulara daha detaylı girilmesi ve olayın aydınlatılması açısından iyi olduğunu, sanıkların da bu şekilde düşündüğünü kaydetti. Alparslan Arslan'ın bombaları ve silahları temin etme şeklinin de şüpheli olduğunu dile getiren Eken, şöyle konuştu: ''Alparslan Arslan, silahlar ve bombalar için 10 bin lira para harcıyor. Yakalandığında üzerinde 80 lira para çıkıyor. Arslan tutuklanıp cezaevine girerken parasını sayamamışlar. Cebi para doluymuş. Bu şüpheli bir durum. Alparslan yakalandığında da yemek yemiyor, su içmiyor. Cezaevine girince yemekleri başkasına tattırıyor. Cezaevine kedi istemiş. Bireysel olarak eylem yapan bir kişi niye öldürülmekten korksun? Alparslan Arslan'ın birtakım insanları koruma gayretinde olduğunu görüyoruz.''

Eken, Aykut Mete Şükre'nin telefon kayıtları incelendiğinde, ''Osman Mutlu'' adındaki bir kişinin Danıştay saldırısından bir gün önce Ankara'ya geldiğinin görüleceğini ifade ederek, şunları kaydetti: ''Eğer Danıştay saldırısına bir Osman iştirak ettiyse olsa olsa bu Osman, Osman Mutlu olabilir. Aykut Mete Şükre silahları veren, temin eden kişi. Osman Mutlu bizzat Ankara'ya gelip sabaha kadar Alparslan'ın yanında olmuş. Başkalarıyla telefonda konuşmuş. Hiç telefon görüşmesi yapmadan otele gidiyor. Olaydan sonra da Ankara'dan uzaklaşıyor. İştirak etmiş ve uzaklaşmış. Her bomba olayından sonra Süleyman Esen, Osman Mutlu'yu arıyor. Bu hiç doğru değil. Alparslan'ın etrafındaki kişilere bakıldığında hepsinin suça karıştığı görülüyor. Salı günü Alparslan'a Osman Mutlu'yu sorduğumda rahatsız oldu.''

Duruşmada söz alan Oktay Yıldırım da avukat Murat Eken'in savunmasına değinerek, ''Avukatın çaresizliğini anlayabiliyorum. Ama bu çaresizliği dilini bize uzatmadan, bizi yaftalamadan gidermeye çalışsın'' dedi.

Muzaffer Tekin de avukat Eken'in gelen telefon kayıtlarını yanlış algıladığını belirtirken, söz alan Mehmet Demirtaş ise Eken'in savunmasına tepki gösterdi. Alparslan Arslan da ''Avukat beyin bilgi sorunu var herhalde'' diyerek, Eken'in belirttiği Osman Mutlu ile Danıştay saldırısından bir gece önce Ankara'da aynı otelde kalmadığını söyledi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Köksal Şengün de Arslan'a Osman Mutlu'yu tanıyıp tanımadığını sordu.

Arslan da Mutlu'nun üniversite yıllarında arkadaşı olduğunu belirterek, Alparslan Türkeş'in cenazesine Mutlu ile birlikte gittiklerini kaydetti. 2-3 yıl sonra da Mutlu ile Ankara'ya gitmiş olabileceğini ifade eden Arslan, ayrıca gergin ortamlarda duruşma salonunda bulunmaktan rahatsızlık duyduğunu söyledi.

Arslan, insanların cezaevinde sürekli tutulmasının da bir yararı olmadığını dile getirdi.
Tutuklu sanıklardan Emin Gürses ise aynı koğuşta kaldığı Ümit Sayın'a gizli tanık olduktan sonra kötü davrandığı yönünde haberler çıktığını belirterek, Sayın'ın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca ''koğuşunda güvenlik problemi yaşayıp, yaşamadığına dair'' ifadesinin alındığını söyledi.

Gürses, Sayın'ın ise ifadesinde ''Gürses ile aynı koğuşta kalmaktan dolayı bir kaygı taşımıyorum. Emin Gürses koğuşun temizlik işlerini yapıyor. Psikolojik rahatsızlığım var. Benimle ilgileniyor. Onunla kalmaktan memnunum. Beni buradan çıkartmayın'' dediğini belirtti.

Duruşmada savunmasını yapan Timuroğlu, daha önceden alınan polis ifadelerini kabul etmediğini belirterek, barodan atanan avukatın polisle birlikte hareket ettiğini, bu ifadelerdeki beyanların kendisine ait olmadığını ileri sürdü.

Mahkeme Başkanı Köksal Şengün tarafından daha önce alınan ifadeleri okunduğu sırada açıklamalar yapan Timuroğlu, Tekin Irşi'ye ''Cumhuriyet gazetesine bomba atılması eylemini yapar mısın?'' diye sormadığını belirtti.

Timuroğlu, ''Osman Yıldırım bize telefon açarak 'Cumhuriyet Gazetesi'ni bombalayacağım' dedi. Ben Cumhuriyet'i bilmem. Spor gazetelerine bakarım. Osman elinde poşetle geldi. Ortaya koydu. Tekin'e 'bombalayacan mı?' diye sordu. Tekin de 'he' dedi. Tekin şaşırdı. Tekin'e 'pimini çekip atacaksın' diyerek, nasıl atacağını gösterdi. Tekin gitti ama bombayı atmadı. Osman'ın buna kızıp hakaret etmesi üzerine bombayı attı ama patlamadı. Tekin Irşi, Osman Yıldırım ile beraber gittiği için buraya kadar sürüklendik. Tekin kabul etmeseydi, Osman Yıldırım ya kendi atacaktı, ya da başkanına attıracaktı'' diye konuştu.

Timuroğlu, ikinci bombalama olayında Yıldırım'ın ''bomba patlarsa Tekin Irşi ve İsmail Sağır'a para vereceğini'' söylediğini belirterek, ancak ikinci bombaların da patlamadığını kaydetti.


Cumhuriyet gazetesine 3. bomba atılması

Alparslan Arslan'ın Osman Yıldırım'a ''Bunlar bir işi beceremeyecekler, gel işimizi kendimiz yapalım'' dediğini söyleyen Timuroğlu, şöyle devam etti:
''O sırada İsmail ile Tekin geldi. Elinde bomba pimi vardı. 'Patlamadı' dedi. Tekin ile İsmail biraz uyuşturucu almış gibiydiler. Alkollü müydüler bilemiyorum ama kafaları iyiydi. Daha sonra Osman Yıldırım arayarak, telaşlı bir şekilde İsmail ile bana 'çabuk Mecidiyeköy'e gelin' dedi. Bana, 'Alparslan ile beraber bir yere kadar gidin' dedi. Bomba atılmaya gidileceğini söylemedi. Alparslan temiz bir insandır. 'Benimle beraber var mısınız' dedi. 'Cumhuriyet'i bombalayacağız' demedi. Haline baktım. Bu adam tek başına gidecek, başına bir şey gelirse vicdanım rahat etmez. 'Tamam gidelim' dedim. İsmail Sağır'a başörtüsü verdi. Cumhuriyet Gazetesi'ne gittik. Alparslan, el bombasını çıkardı. 'Allahuekber' diyerek attı. Ben, 'çocuklar, kadınlar var' diye kızdım. Bombayı attıktan sonra yaya olarak uzaklaştık. Sonra Alparslan ile ben taksiye bindik. Sonra da Alparslan ile camiye gidip namaz kıldık.''

Eylemi gerçekleştirmek için bir amacı olmadığını, Tekin Irşi ve İsmail Sağır'ın para karşılığı eylemi yaptıklarını dile getiren Timuroğlu, ''Ben Osman Yıldırım için gittim. Ağabeyimdi. Onu dinler ve severim. Para için yapmadım. Paraya ihtiyacım yoktu'' dedi.
Timuroğlu, Ankara'ya giderken de Danıştay konusunun hiç geçmediğini belirterek, Tekin Irşi ve kendisinin Danıştay'ın ne olduğunu bilmediklerini anlattı.

Başkan Şengün, Timuroğlu'nun önceki ifadelerinin okumasının tamamlanmasının ardından, duruşmayı yarın saat 09.30'a erteledi.