Bu albüm bir savaş alanı

Hayal ile gerçek, çaresizlik ile umut, hüzün ve neşe... Derin Sarıyer’in 6 yıl kısık ateşte pişen ilk uzun çaları Hayattasın Tedavisi Yok, karşıt fikir ve duyguların çatışkısını yansıtıyor.

22 Mart 2019 Cuma, 12:38
Abone Ol google-news

Derin Sarıyer: Şarkı yazma zorunluluğumun önemli bir nedeni içimdekileri dökmek

İlk teklisini yayımlamasının üzerinden tam 6 yıl geçti. Derin Sarıyer bu süreçte kendi ifadesiyle kısık ateşte pişen ilk albümünü bekledi. Sony Music Media (SMM) etiketiyle ve Hayattasın Tedavisi Yok ismiyle dinleyici ile buluşan uzun çalar, Sarıyer’in iç dünyasını ve çatışkılarını hayal ile gerçeğin iç içe geçtiği bir evrende tasvir ediyor.

Şimdiye kadar yedi tekliniz yayımlandı. İlk uzun çalarınız “Hayattasın tedavisi yok” içinse, 6 yıl beklediniz. Bunun sebebi neydi?

Müziğin dağıtım olanaklarının büyük bir değişim geçirdiği dönemle ilk tekliyi yayımlama dönemim çakışıyor. Albümün bilinen anlamsal karşılığının erozyona uğradığı zamanlar. Benim de zamanımı doğru planlayabilmem için bir avantajdı tekli yayımlayarak paylaşımlarda bulunmam. Tabii her zaman biliyordum albüm de çıkaracağımı fakat başlangıçta zaman kaybedecek tahammülüm kalmamıştı. Bir albümün hazırlanış aşamaları sürprizlere ve öngörülemeyen aksamalara gebedir. Tekli yayımlamak ise nispeten baştan sonra kontrol altında tutulabilecek bir süreçtir. Bu arada, geçen 6 yıl boyunca yeni şarkılar yazdım ve albümün içeriğini bir nevi kısa ateşte pişirip olgunlaştırdım.

Sezgilerim yönlendiriyor

Şarkılarınızın tüm söz ve müzikleri size ait. Tüm uzun çaları dinleyen birisi Derin Sarıyer’in iç dünyasını ne kadar tanıyabilir?

Uzun çaları dinleyen biri iç dünyamın köşe başlarını görecektir. Tabii şarkı sözleri birer düz yazı, deneme değillerdir. Bir de müzik dinlerken herkes aynı odaklanmayla sözlerin peşinden gitmez. Benim şarkı yazma nedenimin, hatta zorunluluğumun önemli bir nedeni içimdekileri döküp hafifleme ihtiyacı duyuyor olmam. Tabii bir diğer önemli neden de melodi, ritim, armoni olarak kafamda dolanan müziği hayata geçirmek. Sözlerle müziğin uyumunun bazen de bilinçli uyumsuzluğun yarattığı etkiyi sağlarken gidişatı biraz da sezgilerim yönlendirmiş oluyor benden habersiz.

Tüm şarkıları dinleyince insan, hayalle gerçeğin bir araya geldiği bir dünya ile karşılaşıyor. İlk şarkınız Bat Dünya Bat ile gerçeğe bir süre ara verip dinleyiciyi masal ve rüyaların iç içe geçtiği bir evrene aldığınızı, Hayattasın Tedavisi Yok diyerek yine aldığınız yerde bıraktığınızı söylesek ne kadar yanlış olur?

Sizin gibi dışarıdan bakabilmem kolay değil fakat yorumunuzun doğruluk payı yüksek gibi geliyor bana. Hayal ve gerçek, umut ve çaresizlik, neşe ve hüzün gibi karşıt denebilecek fikirlerin çarpıştığı bir savaş alanı olarak görebilirim bu albümü. Bedenen sonluluğumuzun zihnen sonsuzluk arzumuzla ortaya çıkardığı büyük çatışmadan etrafa yayılan parçalar bu şarkıları oluşturuyor gibiler. İnsanın yaşamı boyunca içinden çıkmaya çalıştığı varoluş dehşetinin aslında bütün insanlık tarihi oluşu.

Berraklık beni çekiyor

Müzikal tarzları konuşmak belki günümüz müzik dünyasında çok anlamlı değil, ama şarkılarınızın anlatı ve ruhuna göre farklı tarzları var. Bu bilinçli bir çalışmanın sonucu muydu? Yoksa içten gelen bir tesadüf mü sizi yakaladı?

Şarkıları akustik gitarla yazıyorum fakat demo hazırlama konusuna yatkınlığım var. Yazdığım şarkının altyapısı, düzenlemesi, armonisi, ritmi, trafiğinin nasıl olması gerektiğiyle ilgili fikirlerim de var. Bu albümün prodüktörü Serkan Çeliköz’e demolarımla gittim. Demek istediğim şey, şarkıların müzikal duygusunun şarkının içeriğiyle örtüştüğünü söyleyebilirim. Bazı şarkılarda synth’ler bazılarında ise gitarlar ön planda. Ama temelde temiz bir sese sahip albüm. Müzikal açıdan kaostan ziyade açıklık ve berraklık beni kendine çekiyor.