"Bunlar sulandırma hareketi"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan CHP'nin Anayasa değişikliğine ilişkin önerisini, "Bunlar hep sulandırma hareketidir. Bu kadar ciddi konunun sulandırılmasını kabul etmemiz mümkün değil" şeklinde değerlendirdi.

14 Nisan 2010 Çarşamba, 15:11
Abone Ol google-news

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ABD'deki zirve sonrası yurda dönüşünde Esenboğa Havalimanı'nda bir basın toplantısı düzenledi. Erdoğan, bir soru üzerine CHP lideri Deniz Baykal'ın Anayasa değişikliğiyle ilgili dile getirdiği, "Hükümet 3 maddeyi askıya alsın" önerisine ilişkin şöyle konuştu:
"Karşı önerimizin olması söz konusu değil. Bu sürece girdiğimiz andan itibaren parlamento içi, dışı tüm siyasi partileri, sivil toplum örgütlerini, medya temsilcilerini bilgilendirdik. Bu görüşmeler neticesinde en ufak bir olumlu sinyal alamadık. O gün taslağı Anayasa Mahkemesi'ne götüreceğini söyleyenler sonra başka bir şey söylediler. Bir başka siyasi parti de seçimlerden sonra görüşelim dediler. 2008'de parlamento başkanımızın yazılı davetine kimlerin olumsuz cevabı hatırlayın. Bunlar hep sulandırma hareketidir. Bu kadar ciddi konunun sulandırılmasını kabul etmemiz mümkün değil. Halkımızın talebi 82 Anayasası'nın değişmesidir."

 

"Üstlendiğimiz sorumlulukları yerine getirmeyi sürdüreceğiz"

Erdoğan, Ziyaretine ilişkin açıklamalarda bulunarak, ABD'de katıldığı "Nükleer Güvenlik Zirvesi"nde nükleer malzeme ve tesisin güvenliğinin artırılması yolunda atılması gereken adımlar üzerinde çalışmalar yaptıklarını ifade etti.

Bu kapsamda, konuya liderlerin verdiği önemi yansıtan bir zirve bildirisiyle gelecek dönemde yapılacak çalışmaların seyrine ışık tutacak bir çalışma planı üzerinde mutabakata varıldığını anlatan Başbakan Erdoğan, "Zirve, Türkiye'nin nükleer silahlarla mücadele ve nükleer silahlardan arındırılmış bir dünya hedefi doğrultusundaki görüşlerini açıklamamız için de önemli bir fırsat teşkil etmiştir" dedi.

Başta ev sahibi Obama, Rusya Federasyonu Başkanı Medvedev, Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva olmak üzere zirveye katılan birçok devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler yaptığını hatırlatan Erdoğan, "Keza Sayın Dışişleri Bakanımız ve Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız da kendi muhataplarıyla orada bir araya gelmek suretiyle alanlarında bir çok görüşmeleri gerçekleştirdiler" şeklinde konuştu.

Ziyareti kapsamında George Mason Üniversitesinde "Medeniyetler İttifakı" konusunda bir konferans verdiğini ve "Piri Reis'ten Katip Çelebi'ye Osmanlı Haritaları" sergisinin açılışını yaptığını ifade eden Erdoğan, "Türkiye uluslararası plandaki ağırlığına paralel olarak nükleer konulardaki görüşlerini paylaşmaya bundan sonra da benzer vesilelerle devam edecektir. Bu çerçevede taraf olduğumuz uluslararası anlaşma ve sözleşmelerle üstlendiğimiz sorumlulukları da hakkıyla yerine getirmeyi sürdüreceğiz" şeklinde konuştu.


"Bunlar ciddi şeyler değil"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erdoğan, Anayasa değişikliği konusunda CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın önerisine karşılık kendilerinin bir önerisinin olup olmadığı sorusuna, "Bizim karşı önerimizin olması söz konusu değil. Bu sürece girdiğimiz andan itibaren bildiğiniz gibi arkadaşlarım parlamento içi, parlamento dışı tüm siyasi partileri, ilgili tüm STK'ları, medya guruplarını bilgilendirdi. Arkadaşlarımızın geniş kapsamlı görüşmeleri oldu" yanıtını verdi. Bu görüşmeler neticesinde, en ufak bir olumlu sinyal alamadıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Hatta kendilerine verdiğimiz taslak ile ilgili, taslağın kapağını bile açıp incelemeden verilen cevapları lütfen şöyle hafıza kayıtlarımızı bir inceleyelim, bir geri dönelim. Ne dediler, 'bunu zaten Anayasa Mahkemesine götüreceğiz' dediler. O gün bunu Anayasa Mahkemesine götüreceğini söyleyenler, hemen ardından 'biz geçici 15. maddeyi sadece Meclis'te görüşmeye varız, bunun dışında hiçbir tanesine olumlu yaklaşmayız, yaklaşamayız' dediler. Ama bu arada bir başka siyasi parti de 'şu anda seçimler öncesi böyle bir şeyi görüşemeyiz ancak seçimlerden sonra yeni kurulacak parlamentoda bunları görüşelim' dediler." Erdoğan devlet işinin, "ciddiyet işi" olduğunu ve parlamentonun bu ülkenin "en ciddi, en onurlu kurumu" olduğunun altını çizerek "Ve bu parlamentoyu temsil edenler de dürüst, dikkatli, hassas davranmakla bu onurlu kurumu güçlendirirler. Tabii biz hep bunu bekledik. 'Gerekirse, bunu gelin oturalım, çalışalım, yapalım' dedik. Ve 2008'de Parlamento Başkanımızın yazılı davetine kimlerin olumsuz yanıt verdiğini hatırlayın. Şu anda Anamuhalefet Partisinin, o zaman Parlamento Başkanı Sayın Toptan'ın yazılı davetine, yine bu konuyla ilgili verdiği olumsuz cevaplar var. Hep bunlar bir sulandırma hareketleridir. Bunlar ciddi şeyler değil. Bizim, bu kadar ciddi olan bir konuyu bu kadar sulandıran bu yaklaşımlara olumlu yaklaşmamız mümkün değil. Kaldı ki bu komisyondan geçti, şimdi Genel Kurulun gündemine geldi. Kendileri de muhalefet şerhlerini yazdılar, verdiler ve Pazartesi 13.00'den itibaren artık Genel Kurulda bu tasarı görüşülmeye başlanacak. Ülkemiz için, milletimiz için ve tüm parlamentodaki artık menfaati konuşmuyorum, inanıyorum ki milletvekillerimiz tüm Parlamentodaki hangi partide olursa olsun, hangi gruba mensup olursa olsun, aklıselim ile ülkemizin, milletimizin çıkarı için inanıyorum ki bu tasarıyı değerlendirecektir ve bu değerlendirme neticesinde hepsi de o kulübede vicdanıyla baş başa kalmak suretiyle 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, ben burada milletin vekiliyim, bir vekili olarak da milletimizin talebi istikametinde, nedir bu talep 82 Anayasası'nın değiştirilmesine yöneliktir, şu anda atılan adım, bunun bir kısmıyla alakalıdır. Ve ortak akıl ve ortak payda bu değişikliğin yapılmasından yanadır. Ve bu istikamette ben, milletvekillerimizin de kararını vereceğine inanıyorum" şeklinde konuştu.

 

"Kimseye kapımız kapalı değil"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın AKP Genel Merkezi'ni ziyaret edebileceği yönündeki açıklamalarına ilişkin, "Görüşme noktasında bizim kapımız her zaman açıktır. Bizim odamızda kamera filan da yoktur. Biz kamera filanla da karşılamayız ama arzu ederlerse medyaya görüntü verir, ondan sonra oturur beraber hangi konuyu görüşeceksek bunu görüşürüz, çünkü bizim misafirperverliğimizin gereği de budur. Kimseye kapımız kapalı değil, siyaset yapıyoruz" dedi.

Başbakan Erdoğan, kapatılan DTP'nin Genel Başkanı Ahmet Türk'e yapılan saldırıyı ve sonrasında yaşanan olayları da değerlendirerek, "Bunlar yanlış şeylerdir. Nerede olursa olsun, bunların hiçbiri bu işin çözüm yolu değil. Şunu söylüyorum; pislik, pislik ile temizlenmez. Ağır bir ifade olacak, kan kan ile temizlenmez, su ile temizlenir" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD'deki zirve sonrası yurda dönüşünde Esenboğa Havalimanı'nda bir basın toplantısı düzenleyerek gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, "Anayasa değişikliği konusunda CHP'nin önerisine, ABD'ye giderken, 'ben de varım' demiştiniz. Süreçte ne oldu da bu fikrinizden vazgeçtiniz? Baykal, 'Gerekirse AKP'ye giderim' dedi. Siz görüşür müsünüz?" sorusunu, "Benim söylediklerimi saptırmayın. Biz bir şey söylüyoruz. Söylediğimiz, bize gelenler bir katkı sağlamak üzere geleceklerse, biz bu katkıları görüşmeye varız ama bize gelecek olanlar, İstanbul'da ne dedim, Bunları iyi takip edin. Bize kimse Şark kurnazlığı ile yaklaşmasın' dedim. 'Kimse bunu hakaret olarak da telakki etmesin. En az bizler de onlar kadar bu konularda kurnazız, kusura bakmasınlar' dedik" şeklinde cevapladı.

"Burada değişen herhangi bir şey yok ama görüşme noktasında bizim kapımız her zaman açıktır" diyen Erdoğan, "Bizim odamızda kamera filan da yoktur. Biz kamera filanla da karşılamayız ama arzu ederlerse medyaya görüntü verir, ondan sonra oturur beraber hangi konuyu görüşeceksek bunu görüşürüz, çünkü bizim misafirperverliğimizin gereği de budur. Kimseye kapımız kapalı değil, siyaset yapıyoruz" şeklinde konuştu.


Ahmet Türk'e saldırı

Erdoğan, kapatılan DTP'nin Genel Başkanı Ahmet Türk'e yapılan saldırıyı değerlendirdi. ABD'de olayı duyduğu anda Türk'ü arayarak, üzüntü ve geçmiş olsun dileklerini ilettiğini anımsatan Erdoğan, "Gereği noktasında da bakanıma gerekenleri söyledim. Bildiğiniz gibi ilk adımlar bu noktada atıldı ve bunun nereye vardığı, arkasında herhangi bir şey var mı yok mu, bu konuyla ilgili çalışmaları arkadaşlarım yürütüyor. Yani olay bitmiş değil" şeklinde konuştu.

Bunun, işin bir yanı olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu tür şiddetle ne yazık ki geçmişten bu yana birçok siyasi liderler hep karşı karşıya kaldılar. Aynı şey, birkaç şey bizim de başımıza farklı şekilde geldi. Diğer liderlerin de başına geldi. Herhalde bunlar da bu işin kaderinde var. Bunları görmek istemiyoruz. Halkımızın da içinde bu tür bazı gurupların, şahısların çıkmasını bizim gibi demokraside ileri standartlara ulaşma mücadelesi veren bir toplumun yapmaması gerekir. Kardeşlik değerlerine bu kadar olumlu yaklaşan bir toplumda bunların olmaması gerekir. Çünkü bunlar hiçbir zaman siyasette çıkış yolu değildir. Bunlar yanlış adımlardır. Fakat bir başka yanlış şudur: İstanbul'da molotofkokteylini belediye otobüsüne atanların yaptığını tasvip etmek de mümkün değildir" şeklinde konuştu.


"Kan kan ile temizlenmez"

Türk'ün olumlu açıklamalar yaparken, diğer taraftan bu tür olayların olmasının, işin nerelere vardığını gösterdiğini ifade eden Erdoğan şunları kaydetti:
"Kimse bunu bir empati olarak göstermeye gayret etmesin. Çünkü bir de böyle bir gayret var. Bu empati değil. Burada sorumluluk taşıyanların özellikle bu konuların üzerine gitmesi lazım. Bir devletin otobüsünün, kamu otobüsünün, halkın otobüsü çünkü, içinde halk var, burada atılan molotofkokteyli ile orada yaralanmalar, çok daha ağır olaylar da olabilir. Hiçbir şey olmasın, kamu malına zarar vermeyi ne ile izah edeceksiniz? Bunlar yanlış şeylerdir. Nerede olursa olsun, bunların hiçbiri bu işin çözüm yolu değil. Şunu söylüyorum; pislik, pislik ile temizlenmez. Ağır bir ifade olacak, kan kan ile temizlenmez, su ile temizlenir. Biz buna bakacağız. Barışı bunun üzerinde yürüteceğiz, intikam hislerini, kin hislerini, nefret hislerini bir tarafa koyarsak, inanıyorum ki ülkemizde şu anda attığımız adımlar, bu demokratik açılım sürecini, üzerine bindirdiğimiz Milli Birlik ve Kardeşlik Projemiz çok daha güçlenerek ilerlemeye devam edecektir. Türk'e tekrar şifa diliyorum. Gerek mensubu olduğu parti teşkilatına, ayrıca bu noktada inanıyorum ki onlar da üzerlerine düşeni yapıyorlar, aklıselim ile hareket ediyorlardır. Aklıselim ile biz bu olaylardan çıkmanın yollarını arayacağız."


"İşin başlangıcı bir defa yanlış"

Erdoğan, bir gazetecinin, "Anladığımız kadarıyla ana muhalefetin attığı adımlar, bir şekilde genel merkezinizin dışında kalacak, kapılar bu anlamda kapalı" sözleri üzerine, "Kapımız açık dedik" karşılığını verdi ve "Yani bu öneriyle gelmeleri durumunda, ısrarcı olmaları durumunda, Meclis Başkanı'nı işaret etmiştiniz" sözleri üzerine de şöyle konuştu:
"Bakın her şeyi yanlış ifade ediyorsunuz. Ana muhalefet lideri, kime çağrı yaptı? Meclis Başkanı'na mı, bana mı çağrı yaptı, kime yaptı? Sayın Cumhurbaşkanı'na yaptı. İşin başlangıcı bir defa yanlış. Bu işin muhatabı bu safhada Cumhurbaşkanı değildi. Orada dikkat edin biz bir yanlışı düzelttik. Bu aslında işte kurnazlığın bir yanıydı. Sayın Cumhurbaşkanı'nı siyasetin içine, yani tarafsızlığını ortadan kaldırarak, ona gölge düşürmek suretiyle siyasetin içine çekme gayretiydi. Dedik ki 'onun yeri orası değil, bu konuda Meclis Başkanı'na gitmeniz lazım'. Daha sonra gittiler. Neden sonra, gurupları dolaşmak suretiyle Meclis Başkanı'na gittiler. Bu, ilk yapılması gereken adımdı. Bir önceki Meclis Başkanı'nın davetiyle başlayan süreçtir. Bunu aynı şekilde bu dönemde Meclis Başkanımızın riyasetinde yapmak mümkündü. Biz bu tür şeylerin hepsine varız, vardık ama şimdi müsaade edin de komisyonlarda tartışıldı, görüşüldü, bitti ve o dönemde bunların hiçbiri yok, sadece geçici 15. madde diye dayattılar, o olmayınca 3 madde başlığıyla geldiler ki o her bir madde bunlar konu başlıklarıydı. Bunları madde ile kamufle etmek istediler, kendilere göre. 3 madde dediler. Halbuki bunlar 11 maddeyi kapsayan bir yaklaşım tarzıydı. Bunun da tabii olamayacağı ortada. Biz diyoruz ki 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Sizler de milletin vekillerisiniz, gelin vekiller olarak şu anda parlamentodan bunu geçirelim' ama millete gidelim diyorsanız, o zaman zaten referandum için ona da varız. Millete gitmek için de biliyorsunuz 330-367 aralığı söz konusu. Orada çıkacak bir sayı ile zaten millete gideceğiz. Bundan da hiç rahatsız olmaya gerek yok. Milletimiz hangi kararı verirse başımız gözümüz üstünde yeri var. Çünkü biz milletin rotasındayız. Milletimizin kararı bizim için demokraside her şeydir. 'Millet bilmez, biz biliriz' mantığıyla hareket edenlerden değiliz. Milletimiz bu noktada en isabetli kararı verir diyoruz. Bundan da kimse çekinmesin."


"Zürih'te ne imzalandıysa ona sadığız"

Erdoğan, "24 Nisan'dan önce protokollerin ilerletilmesi açından somut bir adım bekleyecek miyiz, beklemeli miyiz? Türkiye'nin tutumunu biliyoruz ama ABD'den de 'kritik bir zamandayız' açıklamaları geldi" şeklindeki ifadeler üzerine, 24 Nisan öncesinde bu yapılan çalışmaya yönelik özel temsilci olarak Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı ile Sarkisyan'a mesaj gönderdiğini anımsattı.

Erdoğan, Bu mektuba cevabı da orada değerlendirdiklerini ve bu değerlendirme neticesinde bakanların görevlendirme kararı aldıklarını ve Dışişleri Bakanları Davutoğlu ve Nalbantyan'ın bir çalışma başlattıkların belirtti. Bunun takipçisi olduklarını ve bu çalışmanın devam ettiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Tabii bu çalışmalardan ne çıkar bunu da göreceğiz ama bunu dün de evvelki günde ABD'de söyledim, bizim Türkiye olarak uluslararası hukukun gereği ahde vefadan hareketle burada tavizimiz yok. Biz ahde vefaya saygılıyız, İsviçre Zürih'te ne imzalandıysa ona sadığız. Şunu çok açık söylüyorum: Biz kendi hafıza kayıtlarımızı Türkiye olarak başka ülkelere dayatma gibi bir anlayışın içinde değiliz. Hiçbir ülke de kendi hafıza kayıtlarını Türkiye'ye dayatmamalıdır. Burada da onlardan bu hassasiyeti bekleme hakkına sahibiz.

İşin bir diğer boyutu, tabii özellikle Zürih'teki imzalanan metinle alakalı, 'Dağlık Karabağ konusuyla Türkiye-Ermenistan arasındaki kapılar konusu birbirine karıştırılmamalı' gibi bir yaklaşım var. Biz burada diyoruz ki '1993'de bu kapılar niçin kapandı?' Kapanma gerekçesi biliyorsunuz bir işgal olayıdır, yani Azerbaycan topraklarının işgalidir. Şimdi bunun düzeltilmesini istiyoruz. Bunun düzeltilmesi halinde biz hemen adımı atarız, buna varız. Peki Azerbaycan bu noktada ne istiyor? Azerbaycan da şu anda diyor ki mesela 'İlk etapta Akdam ve Fuzuli rayonlarının (illerin) açılmasıyla bizler Azerbaycan-Ermenistan arasındaki kapıyı açabiliriz'. Tabii burada farklı olarak Minsk üçlüsüyle yaptıkları görüşmelerde bazı yaklaşımlar var, anlaşamadıkları konu orası. Tabii o çözülemediği sürece burada bir sıkıntı yaşanıyor. Bunu Sayın Obama ve Sayın Medvedev ile de görüştüm ve geçen hafta da Sayın Sarkozy ile Fransa seyahatinde bu konuları görüştüm. Temenni ederim ki bu üçlü de bu çalışmayı biraz daha yoğunlaştırmak suretiyle burada bir çözüme varılır. 24 Nisan öncesinde başka bir gelişmenin olacağına ihtimal vermiyorum. Tabii 24 Nisan ile ilgili Sayın Obama ne tür açıklama yapacak o tabii Sayın Obama'nın takdirindedir. Bu konuyla ilgili hassasiyetlerimizi zaten kendileri biliyorlar."


İran'ın nükleer programı

Erdoğan bir soru üzerine de Brezilya ile Türkiye'nin İran'la ilgili, nükleer program konusundaki yaklaşımlarının büyük ölçüde örtüştüğünü söyledi. ABD'de 12-13 Nisan tarihlerinde yapılan toplantının bir başka versiyonu olan Nükleer Güvenlik Zirvesi'nin, 16-17 Nisan tarihlerinde İran'da da yapılacağını hatırlatan Erdoğan, bu toplantıya Türkiye'den de yetkililerin katılacağını dile getirdi.

Erdoğan, "Brezilya ile bizim bu noktadaki görüşmelerimizde örtüşen noktalar belli ve biz tek şeyi burada arzuluyoruz; Demokratik çözüm, yegane çözümdür, diploması yegane çözümdür, diplomasiden ayrılmamalı ve demokratik çözümden ayrılmamalı, çünkü antidemokratik çözüm yollarının maalesef insanlığa bedeli çok ağır olmuştur. Bunları özellikle de bölgemizde yaşamak istemiyoruz. Kaldı ki burada bir özellik daha var. İran'a, Türkiye dışında BM Güvenlik Konseyi üyelerinden kara sınırı olan başka bir ülke yok. Tek kara sınırı olan ülke biziz, 380 kilometre ve tarihe bakıyorsunuz Kasrı Şirin Anlaşması'ndan bu yana aramızda hukuk var, bunu bir kenara atamayız. Şu anda ilişkilerimiz çok çok farklı bir konumda, bunu her zaman söylüyoruz. Dış ticaret hacmimiz 10 milyar doları aşmış vaziyette. Doğal gazda Rusya'dan sonra ikinci tedarik ülkemiz İran. Biz şimdi ülkemizin bu tür ilişkilerini kalkıp da herhalde bir kenara atacak durumda değiliz ve dostlarımızın da bizim bu konumumuzu iyi değerlendirmesi lazım" şeklinde konuştu.

"Ankara'nın, Kırgızistan'daki geçici yönetime bakışı nedir? Devrik lider Bakıyev'in Türkiye'den sığınma talep edebileceği haberleri çıktı. Böyle bir talep var mı, olursa nasıl değerlendirilir?" şeklindeki bir soruya Erdoğan, şu anda kendilerine ulaşan bir talep olmadığını ancak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Kırgızistan ile ABD'de bazı telefon görüşmeleri yaptığını bildirdi. Erdoğan, Çin'deki deprem nedeniyle de bu ülke halkına başsağlığı dileyerek, Çin yönetimi ve halkına taziyelerini iletti.