Burcu Kara: Bu döneme ait değilim

Burcu Kara “Tozlu Yollar” dizisinde aşkı, aşk acısını tatmamış ama her ölümlü gibi bir gün bu acıyla yüzleşecek bir kadını canlandırıyor. Bu bir dönem dizisi, zaten Burcu Kara dönem projelerini özellikle seviyor çünkü şimdinin ruhuyla derdi var.

17 Şubat 2013 Pazar, 13:07
Abone Ol google-news

Burcu Kara yeni dizisi “Tozlu Yollar” için gün sayarken bir yandan da televizyon programı “Bi Dünya Tasarım”a devam ediyor. Tiyatro ise olmazsa olmazı. Yaşadığı ve imkânı olduğu sürece tiyatro sahnesinde olmak istiyor. Her günü son gün gibi yaşamak istese de zamanının çoğunun geçtiği yerler setler. Şöhretin, görünür olmanın yükünü taşımayı öğrenmiş ama sürekli sabırlı ve otokontrollü olmaya çalışmak onun için yorucu ve yıpratıcı. Yalnızca yargılanmayacağı yerlerde kontrolü bırakıyor, o zaman özgür ve rahat hissediyor. Üzülmemek için de artık uzun vadeli planlar yapmamayı öğrendiğini anlatıyor.

- Yeni diziniz, “Tozlu Yollar” bir dönem projesi, nedir oradaki hikâyeniz?

- Henüz insanların çirkin yüzleriyle tanışmamış, amiyane tabirle “bozulmamış”, tertemiz bir kız Feraye’yi canlandırıyorum. Annesi küçükten ölmüş, bir üvey anne tarafından büyütülmüş. Babası Hünkâr Bey’in akıllı, kıymetli kızı. Henüz aşkı, aşk acısını bilmiyor ama o da herkes gibi bunu bir gün tadacak!

- Siz hangi döneme aitsiniz ya da hangi zamanda yaşamak isterdiniz? Dönem projelerinde nasıl bir hali yaşıyorsunuz?

- Bu döneme ait olmadığım kesin. Mutsuzum yaşadığım zamandan. Her şeyin eksildiğini düşünüyorum. Her şeyin bireyselleştiğini, bencilleştiğini ve yalnızlaştığını... Dönem projeleri beni bu yüzleşmeden kurtarıyor belki de. Yalnızca “üç, iki, bir, kayıt!” dendiğinde günümüzden kurtulabiliyorum.

- Peki, ya tiyatroyu sizin için farklı kılan ne?

- Tiyatro kanlı canlı... Kalp atışınızı ve insanların nefesini duyarken, bütün gözler üzerinizdeyken, hata yapma şansınız yokken oynamak farklı bir heyecan. Bu da zamanla tutkuya, bağımlılığa dönüşüyor, vazgeçemiyorsun. Böyle olunca da sürekli sahnede olmak istiyorsun. Tiyatro izleyicisi de farklı, bu yüzden orada duyduklarımı önemsiyorum.

Yaşadığım ve imkânım olduğu sürece sahnede olmak isterim.

- Canlandırmak istediğiniz bir karakter var mı?

- Olmaz mı? Çok! Sonu yok bu isteğin. Hep şaşırtan, çift karakterli, kendiyle çelişen rollerde oynamak istiyorum. Biyografilere de özel bir ilgim var. Mesela Cahide Sonku’yu, Fikriye’yi canlandırmayı çok isterim. İçimizde her çeşit dürtü ve his var. Her defasında cebimden birini çıkarıp onunla oynamayı istiyorum. Çift karakterli insanlar; iyiyken kötüye dönüşen karakterler hoşuma gidiyor.

 

Uzun vadeli planlar yapmayacaksın

- Tasarımı seviyorsunuz, bir dönem tasarım programı yapmıştınız. Devam ediyor mu?

- “Bi Dünya Tasarım” hâlâ devam ediyor, üçüncü sezonu. Zaten tasarım ve dekorasyona ilgim çok. Bu programla daha da içinde oldum. Çok şey görüp çok şey öğrendim. Hayatımda, dokunduğum ve kullandığım, baktığım şeylerde de büyük farklılıklar görüyorum artık.

- Hayat serüveninizin neresindesiniz, neler var önünüzde?

- Belki başı, belki ortası, belki sonu, kim bilir? Her günü son gün gibi yaşamak gerekiyor biliyorum ama çok yapamıyorum bunu. Çok hızlı ve çalışarak geçiyor günler. En azından sevdiğim şeyleri yaparak, sevdiklerimle zaman geçirerek, beni mutlu eden işleri seçerek yapmaya çalışıyorum. Tabii ki insanoğluna hiçbir şey yetmiyor, hep daha fazlası, hep daha iyisi için telaş içindeyiz. Bu çok yıpratıcı. Fakat öğrendiğim bir şey var ki, eğer üzülmek istemiyorsan uzun vadeli planlar yapmayacaksın. Hayat bildiği gibi gelsin, o zaman düşünelim!

- Sosyal sorumluluk projelerinde de görüyoruz sürekli sizi.

- Sahip olduğum bir şey ya da bir değer eğer başkalarına da fayda sağlıyorsa, elimden geleni yaparım. Özellikle de konu çocuklar olursa mutlu oluyorum yaptıklarımdan. Bir işe yaradığımı hissediyorum. Sadece kendi mutluluğum için yaşamak bana göre değil.

- Şöhret, “görünür” olmak zaman zaman üzerinizde ağırlık oldu mu?

- Zaman zaman değil her zaman bir ağırlık şöhret olmak. Özgür büyümüş bir çocuğum. Şimdi çatalı ağzıma götürdüğümde karşıdan on kişinin bana bakıyor olması zor bir durum. Sokakta hiç tanımadığın birinin kolumdan tutup, ilişkim hakkında yorum yapmasını da hadsiz buluyorum. Sabahları gazetelere baktığımda hakkımda farklı senaryolar yazılmış olmasını da haksız buluyorum. Sürekli sabırlı ve otokontrollü olmaya çalışmak yorucu ve yıpratıcı. Yani şöhretin başladığı yerde özgürlük bitiyor.

 

Aktif haberciliğe asla dönmem

- Aslında bu dünyaya habercilikle başladınız, yeniden habercilik düşünür müsünüz, belki daha farklı bir tarzla?

- Haberciligin değil oyunculuğun heyecanını duyuyorum. Aktif haberciliğe hiçbir zaman dönmem artık çünkü o enerjiyi kaybettim.

- Sakin görünüyorsunuz, dediğiniz gibi kontrollü bir ifadeniz var. Görüntünüz gerçek mi, yoksa aslında başka biri misiniz?

- Güvende hissettiğim ve yargılanmayacağım yerlerde kontrolü bırakıyorum.

- Nasıl bir 2013 yılı var önünüzde?

- “Tozlu Yollar”ın yanı sıra bir taraftan da “Romantik Komedi 2”nin telaşı var. 14 Şubat’ta vizyona giriyor. Diğer taraftan TV programım ve tiyatrom sürüyor. Umarım bu yoğun çalışmalarımın takdirini gördüğüm bir yıl olur.