CHP Ana Muhalefet Partisi Olarak Yeterli mi? -III-

Ana muhalefet partisi olarak CHP’nin daha çok gündemi belirlemesi gerekirken, aksine AKP gündemi yapay konularla belirlemekte ve CHP büyük ölçüde bu oyuna gelmektedir. Oysa CHP, halkı günlük yaşamlarında sürekli tedirgin eden konuların üzerine ısrarla gitmeli, gerekirse bunlara demokratik yollarla geniş kitlelerin katılımını sağlamalıdır.

02 Eylül 2011 Cuma, 06:34
Abone Ol google-news

Ana muhalefet partisi olarak CHPnin daha çok gündemi belirlemesi gerekirken, aksine AKP gündemi yapay konularla belirlemekte ve CHP büyük ölçüde bu oyuna gelmektedir. Oysa CHP, halkı günlük yaşamlarında sürekli tedirgin eden konuların üzerine ısrarla gitmeli, gerekirse bunlara demokratik yollarla geniş kitlelerin katılımını sağlamalıdır.

İki örnekle bu eleştirimi somutlaştırmak istiyorum.

Japonyadaki büyük deprem, tsunami ve atom santralı faciasının ertesi günü Başbakan Erdoğan Rusya ile 20 milyar dolarlık atom santralı anlaşması imzaladı. Dünya kamuoyunda son derece büyük tedirginlik yaratan bu büyük felaketi görmezlikten gelen bu politikayı, CHP kıyasıya eleştirmeli ve bunu Türkiyenin ana gündem konusu yapmalıydı. Türkiye bakımından bir dizi sorunu beraberinde getiren bu olay karşısında bir iki cılız çıkış dışında CHPden gerekli tepki gösterilmeyişini anlamak olası değildir. .

Oysa Japonya felaketi tüm Batı Avrupa ülkelerinde köklü bir enerji politikası değişikliğine gidilmesine yol açtı. Enerjisinin önemli bir kısmını atom santrallarından sağlayan Almanyada Merkel hükümeti bu felaket sonrasında ve özellikle iki eyalette uğradığı büyük seçim kaybı nedeniyle, daha önce izlenen politikasının aksine, yeni bir yasaya imza atarak 10 yıl içerisinde tüm atom santrallarını kapatacağına ve doğan enerji eksiğini yenilenebilir enerji olan rüzgâr ve güneş enerjisiyle karşılayacağına karar vermiştir... Çoğu Batı Avrupa ülkesinde benzer politik değişikliklere gidilirken bunun tersine hareket etmek isteyen İtalya Başbakanı Berlusconi yapılan halkoylamasında büyük bir yenilgiye uğramıştır.

Türkiye gaz ve petrol ithalatı bakımından Rusyaya zaten aşırı düzeyde bağımlıyken, bir de Mersinde fay hattına yakın bir yerde atom santralı kurma projesiyle bu ülkeye bağımlılığını daha da arttırması, asla kabul edilir bir politika olamaz. Batı Avrupa ülkeleri, gaz ve petrol enerjisinde Rusyaya olan bağımlıklarını azaltma amacıyla, Azerbaycan-Türkiye üzerinden Avrupaya, Türkmenistan, Kazakistan, Azerbaycan ve belkide Irak ve İran gazını taşıyacak olan NABUCCO projesine büyük önem vermektedirler. Avrupanın enerji gereksiniminin önemli bir kısmının Bakû-Ceyhan ve gelecekte NABUCCO projesiyle Türkiye üzerinden sağlanması, Türkiyenin bu konudaki önemini de büyük ölçüde arttıracaktır. Türkiye bakımından son derece önmli olan ve AKP tarafından gerektiğince üzerinde durulmayan bu projenin ivedi olarak yaşama geçirilmesinde CHPnin ana muhalefet partisi olarak gerekli girişimlerde bulunduğu söylenemez.

CHP seçmenler için yenilenebilir enerji politikalarının partisi olmalıdır!

CHP, ülkenin en önemli sorunlarından birisi olan enerji sorununu çözmek için, yenilenebilir alternatif enerji kaynaklarını, özellikle de güneş, rüzgâr ve jeotermal enerjiyi gündeme taşıması, yasa önerilerinde bulunması gerekirken bu alanda son derece yetersiz kalmıştır. Enerji politikaları tüm ülkelerin en önemli konuları arasında yer almaktadır. CHP gecikmeksizin bu konu üzerinde önemle ve ısrarla durmalı, gerekirse bu konuda halkın sivil direnişine katkı sağlamalıdır..

AKP ülkemizin son derece zengin olduğu özellikle güneş enerji politikasını tamamen ihmal ederek, Türkiyenin dışa bağımlılığını daha da arttıracak olan atom enerjisine yönelmesi karşısında, CHPnin bu konuyu kararlılıkla siyasi gündeme taşıması ve özellikle de bölge halkını atom santralına karşı seferber etmesi gerekirdi ve gerekmektedir.

Atom enerjisine sahip ülkeler, son derece riskli olduğu artık kanıtlanmış olan bu bela teknolojiden kurtulma çareleri ararken, deprem bölgesinde bulunan ve bu nedenle de Türkiye için büyük riskleri taşıyan atom santrallarına karşı CHP, kendi alternatif politikalarıyla gündeme oturabilmeliydi. Bu büyük eksikliğini CHP ivedi olarak gidermelidir. Bilindiği gibi Türkiyenin dış ticeret açığının çok büyük bir kesimi enerji ithalatından kaynaklanmaktadır. Yenilenebilir yerli enerji kaynağı, ülke ekonomisine büyük rahatlık sağlayacaktır.

Kamuoyunda yeniden gündeme gelen bir diğer konu, Hollandanın uluslararası kimya maddeleri üreten firmasının, zehirli ve patlama riski olan atıklarını deprem bölgesi Yalova yakınlarına depolama projesidir. CHP Yalova milletvekili ve grup başkanvekili Sayın Muharrem İncenin tepkisi dışında, bu son derece önemli olay üzerinde CHP’nin yeterince durmamasını da anlamak olası değildir. Muhalefet bu türden güncel konularla gündemi belirleyebilir ve kamuoyunu yanına çekebilir. CHP tüm olanaklarını seferber ederek Türkiyenin herhangi bir yerinde başka ülke sanayi atıklarının depolanmasına asla izin vermeyeceğini, gerekirse halkı seferber edeceğini, girişimleriyle kanıtlaması gerekirdi ve gerekmektedir.

CHP artık daha fazla zaman kaybetmeksizin, son seçimde de istenen sonucun bir hayli altında neden kalındığını özgüvenle araştırmalı, tartışmalı ve yeniden yapılanmaya giderek, parti içi demokrasiye işlerlik kazandırarak kendini gelecek seçimlerde iktidar partisi olmaya hazırlamalıdır. CHP seçimlerde istenen oyları alamıyorsa bunun suçunu seçmende değil kendi politikalarında aramalıdır!

Unutulmamalıdır, ki AKP’nin seçimlerde kazandığı başarı, AKP’li belediyelerin bir çoğunda gösterilen başarılı çalışmalardan da kaynaklanmaktadır. CHPli belediyelerin, daha iyi çalışmalarıyla, daha dürüst ve temiz politikalarıyla kendilerini kanıtlamaları, böylece de CHP hakkında kamuoyunda beklenen imajı sağlamaları gerekmektedir. Bazı CHP’li belediyelerin bu olumlu imajı veremediklerine ilişkin eleştiriler, gündemde yer almaktadır..

Prof. Dr. Hakkı KESKİN Siyaset Bilimci