CHP'li Çakırözer, tutuklu gazetecilerin mesajını paylaştı: "Ya bugün konuşun ya da ilelebet susun"

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazetecileri ziyaret ederek mesajlarını paylaştı: "Bu basın bayramında sessiz kalmayın artık. Ya bugün konuşun ya da ilelebet susun. Biz bu bedeli sadece kendi çocuklarımız için değil, sizlerin çocukları için de ödüyoruz"

24 Temmuz 2020 Cuma, 04:59
CHP'li Çakırözer, tutuklu gazetecilerin mesajını paylaştı:
Abone Ol google-news

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazetecileri ziyaret ederek mesajlarını paylaştı: "Bu basın bayramında sessiz kalmayın artık. Ya bugün konuşun ya da ilelebet susun. Biz bu bedeli sadece kendi çocuklarımız için değil, sizlerin çocukları için de ödüyoruz"

Çakırözer, tutuklu gazeteciler Oda TV Ankara Haber Müdürü Müyesser Yıldız ve Rudaw Muhabiri Rawin Sterk ile görüştükten sonra Sincan Cezaevi önünde açıklama yaptı. 

YILDIZ: “KEYFİ CEZAEVİNDE TUTUYORLAR”

Çakırözer, 41 gündür Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve iddianamesinin bir an önce hazırlanmasını istediğini belirtern Müyesser Yıldız'ın sözlerini şöyle aktardı:

“Yazdığım 3 haber nedeniyle burada tutukluyum. Haberlerim kamuoyuna mal olmuş konular. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisinin kamuoyuna anlattığı konular. Ama biz yazınca keyfi olarak cezaevinde tutuyorlar. Yaşadıklarımız eski FETÖ kumpaslarıyla neredeyse bire bir aynı. İsimsiz, imzasız bir ihbar mektubuyla dosya açılıyor. Dosyanın içinde hiçbir belge yok. O yüzden telefonumdan bilgisayarımda olmayan belge yaratmaya çalışıyorlar.

"ÇOCUĞUMU NEDEN MAĞDUR EDİYORSUNUZ"

“Hukuksuzluk sadece beni cezaevinde tutmakla bitmiyor. Oğlumuzun bilgisayarına da benimle birlikte el koymuşlardı. İncelemesi bitmiş ama hala vermiyorlar. Beni zaten mağdur ediyorsunuz bir de çocuğumu neden mağdur ediyorsunuz. Zaten kanuna aykırı hareket ettiler. İmaj alınmadan bilgisayarıma el konuldu.  Açarken beni ya da avukatımı çağırmaları gerekiyordu. Çağırmadılar.  Ondan sonra, ‘FETÖ uygulamaları devam ediyor’ derken ben utanıyorum, ama bu beylerin yüzü bile kızarmıyor.”

GAZETECİLERE ÇAĞRI: “YA ŞİMDİ KONUŞUN, YA DA ÖMÜR BOYU SUSUN”

“Ben 24 Temmuz’da kendi meslektaşlarıma seslenmek istiyorum. Başından beri yanımızda olan, bu hukuksuzluğa karşı çıkan bir avuç meslektaşlarımız oldu. Onlara teşekkür ediyorum. Ama sessiz kalanlar da oldu. Sessiz kalan meslektaşlarıma 24 Temmuz’da sadece şunu söylemek isterim.  Ya bugün bu hukuksuzluklar karşısında konuşsunlar, ya da ilelebet sussunlar. Aynı Ergenekon, Balyoz davaların süreçlerinde olduğu gibi sessiz kalıp, sonradan ‘Biz zaten karşıydık’ diyorlar ya, şimdi de aynısını yapmaya kalkmasınlar. Ya şimdi konuşsunlar ya da ömür oyu sussunlar. Ama şunu da bilsinler ki biz bu bedeli sadece kendi çocuklarımız için değil, onların çocukları için de ödüyoruz. Biraz cesur olsunlar. Bugün bizi burada tutanlar, yarın onlara da aynı hukuksuz muameleleri rahatlıkla yapabilirler” dedi.

STERK: “HUKUK BİZLER İÇİN HİÇ İŞLEMİYOR”

Çakırözer, 5 aydır Sincan Cezaevi’nde tutuklu Rudaw Muhabiri Rawin Sterk’i de ziyaret etti. Sterk, “Edirne’de sınır bölgesinde Suriyeli göçmenlerin durumunu incelemek için çalışırken, 9 gazeteci gözaltına alındık. Bizden sonra onlarca gazeteci daha gözaltına alındı. Bir tek ben hala tutukluyum. 2008 de açılan bir soruşturma dosyası nedeniyle 2020 de tutukladılar. 12 yıl boyunca ifadeye dahi çağrılmadım. Ama fezlekemde 2008’deki iddialar değil, dış politika ile ilgili son aylarda yazdığı iki yazı attığım 6 tweet var. Ben İstanbul’da yaşıyorum. Dava İstanbul’da açıldı, ama beni 5 aydır Ankara’da tutuyorlar. Üzüldüğüm şey hukuk bizler için hiç işlemiyor” dedi.

Strek, tutukluluklarının hukukla, adaletle bir ilgili olmadığını belirterek şöyle devam etti:

" Türkiye’de Anayasa’yı, uluslararası sözleşmeleri, basın ve ifade özgürlüğünü hiçe sayan, aykırı bu tutuklamalar hepimiz adına utanç vericidir. Ama gerçeğin önünü hiçbir yalan kapatamaz. Birileri halkın haber alma hakkını savunan bizler bedel ödemek zorunda bırakılıyoruz.”