Çizginin ustası Turhan Selçuk'u özlemle anıyoruz

Çizginin ustası Turhan Selçuk'u özlemle anıyoruz

11 Mart 2021 Perşembe, 04:01
Çizginin ustası Turhan Selçuk'u özlemle anıyoruz
Abone Ol google-news

Kimse alınmasın ama Turhan Selçuk gibi gerek çizgileri, gerek içerikleriyle, gerek günlük karikatürleri, gerek kitapları, sergileri, katıldığı çalışmalar, aldığı ödüllerle onu aşmış karikatürist yok sanki yaşayan... Turhan Selçuk’u, grafik mizah tarzına varışı, yalın çizgilerine yüklediği zengin içeriği ile bugün hâlâ güncel ve yaşayan yapan, onun yeteneği ve savunduğu değerler. Gerçi karikatürist hemen her zaman vicdan ve yürek taşımıştır ama Turhan Selçuk’un göbekli politikacısı ve kemiği çıkmış yoksulu kadar adaletsizliği ve yozlaşmayı en çarpıcı hangi görsel anlatmıştır ki? Güzel insandı. Fani bedeni yok ama eserleri, fikirleri kitaplarda yaşıyor. Amacımız sevenleriyle buluşturmak, gençlere tanıtmak, Turhan Selçuk kimdi diye sormalarına gerek kalmadan yaşatmak! Işıklar saçmıştı, ışıklar içinde uyusun.

ANILARDAN

Ruhan Selçuk yazdı...

Turhan Selçuk’un özel seçkilerden oluşan “İnsan Hakları” konulu sergisi tüm Avrupa ülkelerinde dolaştı... 

Dönemin Dışişleri Bakanlığı kanalıyla organize edilen sergilerin herbirinin açılışına mümkün olduğunca katılıyorduk.  Almanya’nın Nürnberg şehrindeki sergi açılışında Abdülcanbaz hayranı,  lokanta sahibi bir Türk vatandaşımız bizi lokantasında ağırlamak üzere randevu istedi. Konsolosluk yetkilileri eşliğinde davete katıldık. Lokantanın neon lambasında Abdülcanbaz’ın portresi ve mekânın sahibi bizi karşıladı. Cam vitrininde ise Abdülcanbaz heykeli ve dergileri... İç kısımda masalarda, duvarlarda yine Abdülcanbaz desenlerinden oluşan örnekler konumlandırılmıştı... Dahası bayanların lavabo kapısında Ramona, beylerinkinde Fayrabi gibi Abdülcanbaz kahramanlarının figürleri vardı.. Lokantanın sahibi tüm grubu gece boyunca çok güzel ağırladı ve yemeğin sonunda mahcup bir şekilde masaya gelerek “Turhan Bey, efendim bir gün sizi burada görmek benim hayalimdi, ne kadar mutlu olduğumu anlatamam... Ben tüm bu desenleri uygulamadan önce sizden izin almak için çok uğraştım ancak bir türlü irtibat kuramadım. Bunları sizden izinsiz kullandığım için beni affeder misiniz” dedi... Turhan bu içtenlik karşısında çok duygulanmıştı... “Rica ederim, verdim izni şimdi, lütfen rahatsız hissetmeyin, ayrıca burada olmak beni de çok mutlu etti” diye yanıtladı...

Bu kez başka bir şehirde, “Bamberg” sergisinin açılışındayız. Sergiyi gezen aynı şehirdeki bir Alman profesör bizi mensubu olduğu üniversitesine davet etti. Önce üniversiteyi gezdirdi ve üniversite hakkında devamlı  bilgiler veriyordu. Alman profesör tüm bunları çok güzel konuştuğu Türkçesiyle anlatıyordu.Turhan, bir ara “Sayın profesör öyle güzel Türkçe konuşuyorsunuz ki bu kadar güzel Türkçeyi nerede öğrendiniz” diye sordu. Profesör bu soruya yanıt vermedi ve bizi odasına götürdü. Masasının çekmecelerinden ve dolaplardan çıkardığı Abdülcanbaz dergilerini masanın üzerine yaydı...  

“Turhan Bey, işte biraz önceki sorunuzun yanıtı, Türkçeyi bunlardan öğrendim efendim, eksiğiniz varsa alabilirsiniz” dedi. Bu Turhan’ın çok hoşuna gitmişti...

BABAM TURHAN SELÇUK 

Aslı Selçuk yazdı...

Babam Turhan Selçuk evde çalışırdı. Ben onu ilk adımlarımı attığım yıllardan başlayarak merakla izledim. Çalışkan, disiplinli, dikkatli, titizdi. O tüm yaşamında her yaptığına, her davranışına, her söylediğine aynı özeni, titizliği gösterdi. 

Sabah ilk işi tüm günlük gazeteleri inceleyerek önemli iç ve dış olaylarla ilgili notlar almaktı. Sonra çalışma masasının başına geçerek günlük karikatürünü çizmeye girişirdi. Evin içindeki sesler ve hareketler ona asla ulaşamazdı. Çalışma, yaratım yoğunluğu gerçekten şaşırtıcıydı. Bu yalın, yoğun ortamda evrensel karikatürlerini yaratıyordu. Çizerken apayrı bir boyuttaydı. 

Aynı konuyla ilgili bir-iki-üç bazen de daha fazla karikatür çizerdi. Bitirdikten sonra da beni yanına çağırıp bunlardan hangisi iyi sence derdi. Ben de kendime göre bir seçim yapıp “Bu bence çok daha iyi pederim” derdim. 

Öğleüstü bu kutsal seremoni bitmiş olurdu. Babam karikatürü rulo yapıp beyaz kâğıtla iyice sardıktan sonra karikatürü gazetenin Cağaloğlu’ndaki binasına götürmek benim görevimdi, bunu gururla yapardım.

Bu yaratıcı çalışkanlık onun dünyanın değişik yerlerindeki (İtalya, Fransa, İspanya, Almanya, İsviçre, Rusya, ABD vb.) başlıca yayınlarda yolunu hazırladı. Çocukluğumundan başlayarak büyüme yıllarımın babamın yanında geçmesi benim çok mutlu olmama, ondan çok şey öğrenmeme neden oldu. 

Bugünlerde onunla ilgili yaptığım çalışmaları aynı yoğunlukla ve aynı dikkatle sürdürüyorum. Babam benim kahramanım, Abdülcanbazım, ben de onun sevgili Canbaziye’siyim. O hep benim yanımda.

Ve yapıtlarıyla, düşünceleriyle, ödünsüz tavrıyla yaşamayı sürdürüyor.