"Çözüm: Abdullah Öcalan"

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, "30 yıldan beri canını vererek mücadele edenlerin mutlaka müzakereler içinde olması gerekir" dedi. Türk, çözüm için anahtarın Abdullah Öcalan'da olduğunu söyledi.

01 Eylül 2009 Salı, 15:42
Abone Ol google-news

DTP'nin 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla düzenlediği "Onurlu bir barışa evet" mitinginde konuşan Ahmet Türk, Hükümet'in başlattığı 'demokratik açılım' sürecini sert sözlerle eleştirdi. Türk, mitingde özetle şu mesajları verdi:
"Eğer insanlar özgürlük mücadelesi için mücadele ediyorsa bedelini de alır bir şekilde ödemeye hazır görmelidir. Bu kaçınılmazdır. Bu savaşı, çatışmayı savunduğumuz anlamına da gelmemelidir. İşte bunların bir daha yaşanmamsı için bu konuda düşüncelerimizi, hatta uyarılarımızı yapıyoruz. Evet, DTP, parlamentoya girdiği günden bu güne kadar barışçıl bir sürecin gelişmesi için önemli çabalar ortaya koydu. Sorunun ancak diyalogla çözüleceğini ifade etti. Diyalog kanallarının açılması için çaba gösterdi. Ve bugün de bu çabaları sürdürmekteyiz. İnatla, ısrarla, barışı kovalayacağız, özgürlükleri kovalayacağız. Bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Barış bitti diyenlere de yanıt vermek istiyoruz. Barışı, barış söylemini gündemden kaldıracak Kürtler olmayacaktır. Barış için bütün gücüyle çabayı ortaya koyacaktır. Ama siz de bilirsiniz ve takdir edersiniz ki DTP'nin diyalog, uzlaşı, sürecin barışa evrilmesi için ortaya koyacağı çabalar bir yere kadardır, sınırlıdır. Çünkü 30 yıldan beri canını vererek mücadele edenlerin mutlaka müzakereler içinde olması gerekir diyoruz. "


"Öcalan'ın görüşleri göz ardı edilemez"

"Eğer gerçekçi davranmazsak barışı sağlama şansına sahip olamayız. Toplumsal realite bunu gösteriyor. Bu konuda gerçekten formüllerin, diyaloğun, barışa bu sürecin nasıl evrileceğini çok iyi okuyarak, dürüst davranarak sürdürmeliyiz. Bakınız PKK'nin önderi Sayın Öcalan barış için katkı sunmaya hazırım diyor. Şimdi Kürt halkı için önemli olan bu düşüncelerin, bu söylemin Sayın Öcalan tarafından dile getirilmesini ne Kürtler, ne PKK hiç kimse göz önünde tutmam diyemez. Çünkü halkımız biliyor ki anahtar oradadır. Bu anahtarın doğru kullanılması bir zorunluluktur. Bakınız çok açık bir şekilde söylüyoruz. Devlete siz mecbursunuz demiyoruz. 'Ey kardeşlerimiz' diyoruz, formülü budur."


"Öcalan arkadaşlarıyla görüşmeli"

"İngiltere'de İrlanda sorunu gündeme geldiği zaman gerçekten bu işin mutfağı oluşturuldu. Hem hükümetle hem IRA'yla görüşmeler yapılarak belli bir rapor ortaya kondu ve şöyle bir açıklama yapıldı:

Eğer İrlanda'yı IRA'yı bu müzakerelerin dışına iterseniz bu süreç işlemez, barışa dönüşmez.  Tony Blair, 'Barış için gerekirse şeytanla da görüşürüm' dedi.
O barışı sağlayan Lord John'a bunun için lordluk ünvanı verildi. Yine günümüzde dünyanın gündeminde, her halkın belleğinde hafızalarında unutulmayan Mandela bir adaya sürüldü. Mandela Cumhurbaşkanı'ndan Adalet Bakanı'na kadar mektuplar yazdı. Bu kanın durması ve barışın sağlanması için. Ancak beyaz ırkçı hükümet Mandela'ya yanıt bile vermedi. Ama bir dönem sonra görüşmeler başladı ve o siyah insanların temsilcisi, Güney Afrika'nın temsilcisi 'arkadaşlarımla özgürce görüşmeliyim' dedi.

Eğer bir gün müzakereler başlarsa ve sayın Öcalan'a gidilirse bilin ki sayın Öcalan da arkadaşlarıyla özgürce görüşmelidir. Yoksa bunun başaramayız."


"Kürt halkını yaralayan söylemle bu sorunu çözemezsiniz"

"Evet, tabii birilerini, bazı siyasetleri iyi tanıyoruz. Onların zaten nereden beslendiklerini çok iyi biliyoruz. Varsınlar bizi ilgilendirmez. Ama sosyaldemokrat olduğunu söyleyenler, yazıktır, günahtır diyoruz. Gelin halkların kardeşleşmesine katkı sunacak pozitif bir rol alın diyoruz. Tabii ki bu karşı duruştan dolayı iktidar partisinde bu sorunu çözerim diyenlerde adeta bir savrulmanın yaşandığını görüyoruz.

"MHP ve CHP bunları vatana ihanetle suçluyor. Şimdi demokrasiyi savunması gerekirken, barışı savunması gerekirken, kardeşliği savunması gerekirken geçmişe dönüyor. Niye, Öcalan'ı asmadınız diyor. İp mi yoktu diyor, yoksa ayaklarının altına koyulacak tabure mi yoktu diyor. Kürt halkını rencide eden, derinden yaralayan bu anlayışla bu sorunu çözemezsiniz. Dürüst olun diyoruz. Yine Sayın İçişleri Bakanı sanki Kürtler yokmuş, 20 milyon insanın talebi yokmuş, Kürtleri dışlayan, sorunun çözümün esasıdır diyen, Kürt sorunu bizim de sorunumuzdur diyenler bugün Kürt halkı yokmuş, talebi yokmuş gibi davranıyorlar. Neymiş; tasfiye edilecekler, 30 yıldır zaten bu yönteme başvurdunuz. Biz sizden farklı bir yaklaşım bekliyoruz. Bu mantıkla bunu yapamazsınız.  İçişleri Bakanı, 'gündemimizde anayasa değişikliği, af yoktur' diyor. Bizim için önemli olan halkla özgürlüklerdir. Peki neden milleti ayaklandırdınız çözeceğiz dediniz? Biz bunları söylerken kaygılı değiliz, mutlaka barış gelecektir mutlaka."


"Üniter devletle sorunumuz yok"

"Üniter devletten taviz vermeyiz diyorlar. Türk bayrağı hepimizin bayrağıdır diyor. Bayrakla ilgili Kürtlerin bir sorunu var mı? Hayır yok. Olmayan şeyler neden gündeme getiriliyor? Biz Kürt sorununun üniter devlet yapısının içinde çözülebileceğini söylemedik mi? Söyledik. Bakın üniter devlet nedir? Üniter devlet tek devlet anlamındadır. Biz hep Türkiye'nin bütünlüğü içinde sorunun çözümünü dile getirmedik mi? Ama üniter devleti aşmamız lazım. Franco döneminde İspanya da üniter devletti. Ama bugün 1978 Anayasa'sıyla Baskların, Katalanların hakları güvence altına alındı. Galler'in İskoçların haklarının güvence altına alındığı İngiltere'de üniter devlettir. Güney Afrika'ya bakalım. Siyahların beyazların yanına gidemediği, okullara gidemediği Güney Afrika'da bir devletti. Ama dünkü Güney Afrika'yla, bugünkü Güney Afrika'ya bakın. Hangisi daha güçlü? Üniter devleti bir ırk devleti değildir.

Kürtler eski Kürtler değil, sizin kadar sorunları tartışabilen bir halktır. Kelimelerin arkasına sığınarak bu sorunu başka noktalara taşımayın. Şimdi üniter devletten söz eden Sayın Baykal, keşke bu siyaseti yapmasaydın, 5-10 tane kitap okusaydın, üniter devletin ne olduğunu, halkla özgürlüklerin ne olduğunu öğrenirdin."


"DTP'liler özgürlük istediği için cezaevinde"

"Bugün DTP'nin önemli bir rolü var. Halkımızın iradesini orada temsil etmektedir. Bu nedenle biz partimizi gücümüzü küçümsemiyoruz. Öyle bakmıyoruz. Güçlüyüz, çünkü sizlerle güçlüyüz. Ama birileri çıkıyor diyor ki, DTP bu konuda öne çıkmalı. Çıkıyoruz, müzakereler de yapacağız, içinde de olacağız. Ama bunu diyenlere bir şey hatırlatmak istiyorum. BugünDTP'nin 54 merkez yöneticisi düşüncelerinden dolayı özgürlük istediği için barış istediği için cezaevinde. 300 tane il ilçe yöneticisi cezaevinde. Peki hani misyon olsun diyorsunuz. Ama partinin bütün dinamik güçlerini zindanlara atıldığını da lütfen görün. Eğer zaten barışı özgürlüğü savunan bu kardeşlerimizin bu haksız tutuklulukları sona ermedikçe, iyi niyetlerinize güvenemeyiz. Önce bu partiyle olan ilişkilerinizi bu partide çalışan insanlara saygı duyacak bir tavrı geliştirmelisiniz. Sonuna kadar barışı kovalayacağız. Zor bir süreçtir biz bunu biliyoruz. Hz. Musa'nın asa'sı elimizde yok, bunu yere vurarak bir günde mucizeler yaratamayacağımızı bilmenizi istiyoruz. Ama onlar nasıl yaklaşırlarsa yaklaşsınlar. Sonuna kadar barışı kovalayacağız. Bu konuda Kürtler barışa karşıdır dedirtmeyeceğiz."