‘Devletin sanatçıyla çok büyük sorunu var’

Tiyatro Sanatçısı Levent Üzümcü, pandemi sürencinde iktidarın görmezden geldiği sanatçılara dikkat çekmek için Kadıköy Kilise Meydanı’nda, devletin anayasanın 64’üncü maddesini uygulamadığını dile getirdi.

17 Haziran 2021 Perşembe, 02:00
‘Devletin sanatçıyla çok büyük sorunu var’
Abone Ol google-news

Günlerdir yazıyoruz hatta yıl oldu. Sanatçılar zor durumda, sanata sanatçıya destek verilmeli diye. Müzisyenler, tiyatro sanatçıları sosyal medyadan haykırıyor, sanatımızı icra edemiyoruz diye, sonuç yok.

Önceki gün tiyatro sanatçısı Levent Üzümcü, Kadıköy Kilise Meydanı’nda bir taşın üstüne çıkmış yanından geçenlere soruyor; “Cep telefonu olan var mı?” diye, “Çok zor değil sadece anayasanın 64. maddesi yazın ve bakın ne yazdığına...” diye sesleniyor. Sonra ise Nâzım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları şiirinden bir bölüm okudu sanatçı.

Bakın ne yazıyor 64. Maddede: “Devlet, sanat faaliyetlerini ve sanatçıyı korur. Sanat eserlerinin ve sanatçının korunması, değerlendirilmesi, desteklenmesi ve sanat sevgisinin yayılması için gereken tedbirleri alır.”

Bu eylemi yapmayı Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı ile birlikte planladıklarını söyleyen Üzümcü, “Sanatı sokağa taşıdım, çünkü sanatın bütün nefes alacağı yerleri kapattılar biz de sokağa taşıyarak sesimizi duyurmaya çalıştık” diyor. 

Biz de Üzümcü’nün sesine ses olmak için sorduk.

  • Ülkemizde bir siz mi meydanlara çıkıyorsunuz, sanatçıların çoğunun yeteri kadar sesi çıkmıyor diyebilir miyiz?

Türkiye’de sanat ile uğraşanların sesleri çok çıkmıyor evet. Ressamlar mesela örgütlü davranamıyorlar. Bu tarz konularda büyük sıkıntılar çekiyoruz bunu söyleyebilirim. Yazarlar mesela, Yazarlar Sendikası var ama yine de sesini çıkardığın zaman bir çok yönden birçok yerden devlet bütün gücü ve kuvvetiyle sanatın ve sanatçının üstüne çöküyor. Örneğin, çalıştığınız, sizin kitabınızı basan şirkete vergi kontrolüne gidiyor. Serginizi açan yerin vergilerini kontrol ediyor. Tiyatro oyunu oynatmıyor. Devletin sanat ve sanatçıyla çok büyük sorunu var. Bu sorunun varlık nedenide açıkça söylemek gerekirse sanatın aklı, fikri ve vicdanı hür insanlar tarafından yapılması gerekliliği ve bu siyasi garabetin de vicdanı hür insanlarla hiç bir iletişimi olmaması.

  • Devlet tüm bu pandemi sürecinde nasıl bir yol izlemeliydi? Bugünden sonra ne yapılmalı?

Devletin yapması gerekenler anayasada yazıyor. Sahneye çıkması engellenmiş, pandemi döneminde sahneleri kapatılmış anlamında söylüyorum, insanların mutlaka devlet desteği görmesi gerekiyordu. Özel tiyatroların kira ve vergi indirimi yapılması, özel tiyatrolardan, sürekli olarak ayda bir veya iki oyun alıp bunu kendi platformlarında göstermesi ya da bunlarla ilgili bir düzenleme yapması gerekiyordu. Müzisyenlerle ilgili, sanatını icra edemeyen tüm sanatçılarla ilgili böyle bir çalışma yapması gerekiyordu. Çünkü biz bunu seçmedik, böyle bir ortamın içinde bırakıldık. Biz zaten kazandığımız parayla yaşayan insanlarız, bir birikimimiz yok ki bizim. Bu olmayınca insanlar çok zor durumda kaldı. Ama tabii bu bizim devletten beklentimiz ama Türkiye Cumhuriyeti’ndeki devletten söz edilemez artık. Bir parti devleti var, o parti devletinin görüşlerine uygun olan bir çıkar çetesi var. O çıkar çetesinin beslenmesi söz konusu, kandırılması gereken koskoca bir kitle var. O kitlenin kandırılması söz konusu;  bunlar için yeni argümanlar yaratılıyor. Her türlü zorluğun üstesinden gelebileceği gibi bir imaj yaratılıyor. Bir dünya lideri olduğu söyleniyor bu partinin başındaki şahsın. Hayal dünyası yaratılıyor. Osmanlı’ya övgüler düzülüyor. Üç tane Osmanlı padişahını arka arkaya sayamayacak kişiler en büyük Osmanlıcı. 

Bütün lağımın patladığını görüyoruz. Aslında herkes parayla satın alınmış, parayla satın alınmayan insanlar hakkı yenilerek görevinden edilmiş üç bin tane medya çalışanının yerine  monte edilmiş. Bu insanlar orada yaptıkları goygoylar nedeniyle paralar kazanıyorlar. Aracılıklar yapıyorlar. Aracı olmuş bu haberciler ve bu bizim parti devleti dediğimiz kurumun üyeleriyle iş insanları arasında böyle bir köprü oluşturuyorlar. Herkes bir lağımın içerisinde ve pislenmiş durumda korkunç bir çark bu. 

Bu çarktan sanat adına bir şey beklemek son derece beyhude bir çaba, beklentimiz sadece ve sadece bir erken seçim olmalı, bu erken seçim için çabalamalı ve uğraşmalıyız. Biz sanatçılar olarak başka bir şey beklemiyoruz.