Doğu Konferansı'nda son durum

Dağhan Duru, NBA'de Doğu Konferansı eşleşmelerini değerlendirdi

23 Nisan 2015 Perşembe, 16:32
Abone Ol google-news

NBA’de normal sezonun ardından geçtiğimiz hafta başlayan playoff heyecanı tüm hızıyla sürerken doğu konferansı eşleşmelerine bir göz atmak istedim.

Hawks-Nets
Atalanta kendi adına müthiş geçen bir sezonu geride bıraktı. Geçen yılki kadronun iskeletini muhafaza edip, Bazemore, Sefolosha gibi rol oyuncularını kadroya eklediler ve oyuncu kalitesi olarak kendilerinden üstün olan Cavs ve Bulls gibi takımları geride bırakıp konferansı lider konumda tamamladılar. Bu başarıyla yetinmeyip kulüp galibiyet rekorunu kırmayı başardılar. Üstelik bunları gerçek anlamda bir süper starları olmadan, sahaya giren herkesin topu paylaştığı gerektiğinde sorumluluk aldığı bir düzen içinde gerçekleştirdiler. Bu performans, sezon başında gelecek yıl için Atalanta şehrinin ilgisizliğinden dolayı lokasyon değiştirmesi gündemde olan Hawks’ın gamsız seyircisinin bile ilgisini çekti. Geçtiğimiz sezon ilk koçluk deneyiminde oldukça başarılı bir performans çıkaran Spurs kökenli Mike Buldhonzer bu sezon yılın koçu ödülünü aldı. Takım kimyası, oyuncu egoları düşünüldüğünde en oturmuş ekip durumundalar. Bir nevi geçtiğimiz yılların Nuggents’ını andıran ekip, varını yoğunu oyunun her iki tarafında da ortaya koyarak hem cinslerinden ayrılıyor. Nets ise gerek mali gerekse idari anlamda doğru yapılanmayı bulamayıp yaşlı oyuncular, zayıf kimya ve yüksek ücretlerle başarısız geçen sezonun sonunda Pacers’ın yaşadığı sakatlık problemleri sonucunda kendini playoffta buldu. Takımın süper yıldızları Deron Williams ve Joe Johnson çaylak yıllarından sonra istatistiksel olarak en kötü yıllarını geride bıraktılar. Brook Lopez all-star arasından sonra biraz kıpırdanmasa playoff onlar için bir hülya olurdu. Seride saha avantajını elinde bulunduran Hawks’ın bu turu rahat geçeceğini düşünsem de ilerleyen turlarda takımın gerçek bir yıldızının olmaması onları baya zorlayacaktır ki serinin ikinci maçında Nets karşısında karar anlarında sıkıntı yaşadılar.

Bulls-Bucks
Ligin Memphis’den sonra en iyi savunma takımı olan Bulls uzun sakatlık döneminin ardından nihayet bu yıl parkelere dönüş yapan Derrick Rose’un da takıma katılmasıyla bilhassa medyada adından sıkça söz ettirdi. Maalesef parkelere beklenen dönüşü yapamayan Rose normal sezonda sakatlıklardan dolayı 30’dan fazla maç kaçırdı. Sezonun sonuna doğru yeniden parkelere dönen yıldız oyuncu kimi zaman oyunuyla takıma zarar verse de serinin ilk maçında ortaya başarılı bir performans koydu. Takım adına bu yıl en büyük kazanç zaten iyi bir savunmacı olan Jimmy Butler’ın yükselişiydi. Zaten pota altında doğu konferansının en alternatifli kadrolarından birine sahip takımı hücum anlamında ilk iki ay sırtlayan Butler dışında bu yıl kadroya katılan Pau Gasol ve çaylak Mirotic’in katkısını da yadsımamak gerek. Bucks ise Kidd ve sezon içinde öne çıkan oyuncular Khris Middleton, Giannis Antetokoumpo ve takas edilene kadar oldukça iyi performans ortaya koyan Brandon Knight önderliğinde biraz da doğu konferansının güçsüzlüğünden faydalanıp mütevazi bir kadroyla iyi bir iş yapmış oldu. Ersan ise sezon başında Jason Kidd’in rotasyondaki ilk tercihi değilken yaşanan sakatlıklar ve sezon içinde Larry Sanders’ın emeklilik kararından sonra kendini kanıtlayıp ilk beşe yükseldi. Bucks’un başarısından söz ederken bir parantez açıp geçen yıl neredeyse aynı kadronun ligi sondan ikinci tamamladığını, üstüne üstlük draft seçimi Jabari Parker’dan sakatlık yüzünden sezonun büyük bölümünde faydalanamadıkları düşünüldüğünde Jason Kidd’in etkisi yadsınamaz. Takımı geçen sene dibe vurmuş halde alıp Middleton ve Antetokoumpo gibi oyuncuların gelişimine vesile olan ve beş numarada Pachulia gibi sınırlı bir uzunla takımı getirdiği nokta takdire şayan. Yine de Bulls önünde bir maçtan fazlasını kazanmaları zor gözüküyor.

Cavs-Celtics
Sezona kurduğu yeni ve iddialı kadroyla beklenen basketbolu oynamaktan uzak bir çizgide giren Cavs ancak sezonun ikinci yarısında beklentileri karşılayan bir basketbol oynamaya başladı. Aralık ayından sonra David Blatt’ın sistemine uyum sağlamaya başlayan ekip Mozgov, Jr Smith ve Shumpert’ın takıma katılmasından sonra daha keskin bir basketbol oynayıp ligin elit takımlarına kafa tutar hale geldi. Konferansı Hawks’ın ardından ikinci sırada bitiren Cavs’ın rakibi ise sezon genelinde oynadığı karakterli basketbol ve mütevazi kadrosuyla doğunun atmosferinden yaralanan Celtics oldu. Yeniden yapılanma içinde all-star guard Ranjon Rondo’yu takas edip Marcus Smart’ın önünü açan ve kadroya İsiah Thomas takviyesini yaptıktan sonra benchten gerekli desteği alan ekip için playoffa kalmak bile başarı sayılabilir. Cavs önünde şansları yok denecek kadar az olmasına rağmen genel menajer Danny Ainge ve koç Brad Stevens en azından işlenmesi gereken bir cevher bulduklarının farkında.
 
Raptors-Wizards
Doğunun en çekişmeli geçmesi muhtemel serisinin bu iki takım arasında cereyan etmesi bekleniyordu ama Wizards deplasmanda ilk iki maçı alarak seride kontrolü elinde bulunduruyor. Raptors cephesinde sezon sonunda yaşadığı sakatlığın etkisini playofflarda üzerinden atamayan ve her iki maçta erken faul problemine giren Lowry’nin performansı iki maç için de belirleyici oldu. Wizards ise doğunun en dengeli ilk beşine sahip takımı olmasının getirisi ve gerek tecrübe gerekse yetenek anlamında daha yetkin bir takım olmasının avantajını çok iyi kullandı. Wall ve Beal ikilisi form grafiklerini yükseltir ve oyunlarında belli bir standardı tuttururlarsa Wizards kimseye kolay lokma olmayacaktır.