Erdoğan'dan belge yorumu

Partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "İrticayla Mücadele Eylem Planı" adı verilen belge ile ilgili, "Belge karşısında sessiz kalmamız düşünülemez" diyerek, iddiaların peşini bırakmayacaklarını belirtti.

03 Kasım 2009 Salı, 10:05
Abone Ol google-news

Meclis'te AKP Grup toplantısında açıklamalarda bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "İrticayla Mücadele Eylem Planı" adı verilen belge ile ilgili olarak, "Bütün mesele oradaki zanlılar varsa bunların ortaya çıkarılması, hukuka teslim edilmesi gerekir. Yönetici makamında olanların tutuculuk içine girmemesi gerekir, rahatlıkla yargıya bunları teslim etmelidir, burada da rahat olacağız. Kim olursa olsun nerede olursa olsun bunların ortaya çıkarılması lazım. Bunlar ortaya çıkarken kurumlar asla yıpratılmamalı, burada da hassas olmalı. Bu silahlı kuvvetler için güvenlik teşkilatlar için emniyet teşkilatı için gereklidir" dedi.

 

ERDOĞAN: AŞI OLMAYACAĞIM

 

Islak imza

Başbakan Erdoğan, devrim niteliğinde adımlar attıklarına işaret ederek, irtica belgesine yönelik imzayı hatırlattı. Erdoğan, "Geçtiğimiz aylarda bir belge ortaya çıktı. Ben o zamanki grup toplantısında ifade ettim, gerçekse de vahim sahteyse de vahim dedim. Bu belgenin peşini bırakmayacağımızı, hukuk, demokrasi çerçevesinde takip edeceğimizi ifade ettim, sabırlı olmamız gerektiğini konunun hukuka intikal ettiğini sonucu beklememiz gerektiğini söyledim. Farklı yerde arayışa girmedik" dedi.

 

"Hukuka yüklendik"

Erdoğan, belge ile ilgili süreçte sadece hukuka yüklendiklerini ifade ederek, farklı yerlerde arayışa girmediklerinin altını çizdi. Gerçeklerin gün yüzüne girmesi için adaletin işlediğini gördüklerini dile getiren Erdoğan, "Bütün kurumlarımız hukuka yardımcı olarak savcı ve hakimlerin işlerini kolaylaştıracak şekilde katkı destek verdi. hiçbir şey karanlıkta kalmıyor kalmayacak da. Ancak bu süreçte gerek hukuk sisteminin gerek kurumlarımızın bir hedef haline getirilmesini acımasızca eleştirilmesini son derece mahzurlu gördüğümü ifade etmek istiyorum" diye konuştu.

 

"Suç sabit olmadıkça"

Erdoğan, kimsenin suçu sabit olmadıkça kimseye suçlu muamelesi yapmadıklarını belirtirken, zanlı üzerinden kurumları yıpratan çevrelerin olduğuna dikkat çekti.

Erdoğan şöyle dedi: "Hukuka demokrasiye ülke ve milletimize de bunlar yarar sağlamaz. Biz suç sabit olmadıkça kimseye de sen suçlusun deme hakkına sahip değiliz. Büyüklerimizin ifade ettiği gibi beraati zimmet asıldır, biz böyle hareket ediyoruz. AKP olarak bu iddialardın peşini bırakmadık, bundan sonra da bırakmayacağız. Adaletin tecellisi noktasında parti iktidar olarak üzerimize düşeni hukuk ve demokrasi çerçevesinde yerine getirmeye devam edeceğiz. Bütün yanlışlar ortaya çıkmalıdır ve süreç hakkaniyet içinde devam etmelidir. Kim olursa olsun nerede olursa olsun bunların ortaya çıkarılması lazım. Bunlar ortaya çıkarken kurumlar asla yıpratılmamalı, burada da hassas olmalı. Bu silahlı kuvvetler için güvenlik teşkilatlar için emniyet teşkilatı için gereklidir."

Erdoğan, irtica belgesi ile ilgili olarak kurumlara bir çağrıda bulunarak,
"Bütün mesele oradaki zanlılar varsa bunların ortaya çıkarılması, hukuka teslim edilmesi gerekir. Yönetici makamında olanların tutuculuk içine girmemesi gerekir, rahatlıkla yargıya bunları teslim etmelidir, burada da rahat olacağız" dedi. 


"Çok zorlu bir yol"

Erdoğan, "Kürt Açılımı" ile ilgili süreci değerlendirirken, çok zorlu bir yola çıktıklarını söyledi.

"Biz her halukarda mazlumların mağdurların sesi olmaya devam edeceğiz" diyen Erdoğan Milli Birlik Projesi olarak adlandırdığı "Kürt Açılımı"nı değerlendirdi.

Erdoğan, "Bakınız bu yola çıkarken defaatle zorlu bir yoluculuğa çıktığımızı ifade ettim. Şu ifadeleri kullandım, çelik gibi sinirlere sahip olmamız, sabırlı olmamız sağduyulu soğukkanlı olmamız gerekiyor şeklinde uyarılarda bulundum. Sürecin tahrik edilebileceğini,provakasyonların olabileceğini belirttim. Nitekim bu öngörülerimizde ne kadar haklı olduğumuzu görüyoruz" dedi.

Erdoğan, 34 PKK'linin teslim anı ve sonrasını hatırlatarak, Habur sınır kapısında ve ardından Diyarbakır'daki tavrı eleştirdi.

 

Ülkenin hassas kesimleri

Ülkenin diğer kesimlerindeki hassasiyete değinen Başbakan Erdoğan şöyle dedi:
"Ülkenin diğer kesimlerinde hassasiyetleri çoğaltmış tahriklere uygun bir zemin oluşmasını beraberinde getirmiştir. Terörün bir piyasası vardır, bu piyasadan maddi manevi siyasi olarak nemalananlar vardır, bizim mili birlik projesinden demokratik açılımdan kastımız nedir, tabii ki bu projenin bu sürecin içinde birçok başlıklar var. Yani bunu tek başına toplayacak olursak tüm sorun alanları diyebiliriz. Öncelikli sorun bir terör sorunudur. Biz her yerde bir şey ifade ettik. partimizi kurduğumuz 14 Ağustos 2001 de ondan önce Afyonkarahisar'da yaptığımız basın açıklamasında, 3 kırmızı çizgimizi, 'etnik milliyetçiliğe, bölgesel milliyetçiliğe, dinsel milliyetçiliğe' karşıyız dedik. Biz bun niye söyledik, Çünkü bunlar bizim ülkemizde önemli birer sorun alanı da onun için."

 

"Baykal yok mok diyor ama..."

Etnik milliyetçiliğin sorun alanı olduğuna dikkat çeken Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın bu konuda ki tavrını eleştirirken, CHP'nin Kürt sorunun çözümü noktasında yayınladığı kitaptan örnek vererek, "Sayın Baykal yok mok diyor da, kendisi kitapçığı yayınlıyor o ayrı. Bölgesel milliyetçilik oldu mu oldu; ama AKP iktidarında bu ortadan kalktı. Çünkü biz 81 vilayeti Ankara'dan yöneten bir iktidar olmadık, sürekli dolaşarak nerede ne var görerek tespit ederek hareket ettik" diye konuştu.

Türkiye'de azınlık, temel hak ve özgürlüklerle ilgili sorunların olduğuna dikkat çeken Erdoğan süreçle ilgili olarak şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bütün bunları bizler masaya yatırdık, bunların üzerinde bu işin koordinatörlüğünü verdiğimiz İçişleri Bakanı çok geniş bir çalışma yaptı. Bütün sivil toplum örgütleriyle yüzde 1'ün üzerinde oy alan siyasi partilerle bizzat ayaklarına giderek görüşmeler yaptı. Medyanın görsel ... ulaşabildiklerine ulaştıklarına, ulaşamayanlar da sitelerimize geçsin diye duyurularımızı yapıyoruz. Biz alıcıyız, yeter ki bu sorunu asgariye indirelim, ülkemize barışa egemen kılalım. Bazı çevreler kandan gözyaşından çatışmadan besleniyor, bu süreci tahrik etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Kimiler Kürt kardeşlerimin hassasiyetini, kimileri Türk kardeşlerimin hassasiyetini, kimileri şehit kardeşlerimin hassasiytini istismar ediyorlar. Bu doğru bir gidiş değil, her ikisi de aynı amaca terörün devam etmesine hizmet ediyorlar. Bizim hükümet olarak AKP olarak da şehitlerimize, gazilerimize onların ailelerine hissiyatımız ve hassasiyetimiz bellidir."

 

"MHP dağa çıkacakmış buyursun çıksın"

Bu süreci en fazla eleştiren MHP'de sert çıkan Erdoğan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye şu sözlerle yüklendi: "Bizi terörist başı ile kol kola gösteren kişi önce terörist başını bu ülkeye getirdikten sonra bu süreci işleten kişi olduğunu da burada ifade etmek durumundayım. AKP, illegal örgütlerle illegal kişilerle hiçbir zaman masaya oturmaz, bizim muhatabımız legal örgütlerdir, legal olan insanlardır. İllegal yapılanmalarla kimlerin muhatap olacağı bellidir. Biz şehit ailelerinin akan kanı durdurun yakarışı üzerine biz bu yola çıktık. Biz bunu görev telakki ederek bu adımları attık. Yoksa bu bayrağa sarılı tabutlar gelmeye devam mı etsin, bunun bedelini o yavrular o dul kadınlar aynı şekilde beklemeye devam mı etsin, bunu mu isteyelim bunu mu arzu edelim. MHP dağa çıkacakmış, buyursun çıksın, engelleyen yok. Dağda olanlar belidir, biz terör örgütleriyle mücadelemizi sonuna kadar yılmadan sürdüreceğiz."

 

Yurtdışı gezileri

Erdoğan, konuşmasında, son yurt dışı gezilerini de anlattı. Sözlerine Pakistan'a yapılan geziyle başlayan Erdoğan, İslam Dünyası'nın ilk bayan Meclisi'nin de bu ülkede olduğuna dikkat çekti.

Erdoğan bu çerçevede bayanlara; "Ona göre bayanların daha çok çalışması lazım" değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan Pakistan'da yaşanan bombalı saldırıya değinirken, "Patlamalarda 96 Pakistanlı kardeşimiz ebediyete intikal etti. Bütün bunlar, bölgedeki sıkıntıların terör noktasındaki sıkıntıların ne duruma geldiğini göstermesi bakımından ne denli doğru çalıştığımızın en güzel ifadesi" dedi.

İran'a yapılan gezide önemli ekonomik anlamalara da imza atıldığını kaydeden Erdoğan, "Bizim orada 2011 sonuna kadar 20 milyar dolarlık ulaşmamız gerekir derken İran cumhurbaşkanı birinci yardımcısı Rahimi'nin niçin 30 milyar dolar olmasın karşı teklifi bizi ayrıca sevindirdi. Çok daha önemlisi özellikle Güney Pars bölgesi diye ifade edilen 14 milyar metreküp Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı aracılığıyla arama ve doğalgaz çıkarma faaliyetinde bulunacağız" diye konuştu.

Başbakan, İran'dan gelecek doğalgazın yıllık yaklaşık 35 milyar metreküp olmasının hedeflendiğini, şu anda Türkiye'nin İran'dan aldığı doğalgazın 7 milyar metreküp ile 10 milyar arasında değiştiğini ifade etti. Bu çalışmalar için 4 milyar dolar civarında yatırım öngördüklerini kaydeden Erdoğan, "Bu arada yine benim büyük önem atfettiğim bir projeyi gerçekleştirmek için de İran'da bir protokol imzaladık. Karşılıklı ticaretimizi kendi para birimlerimizle gerçekleştirme kararını aldık. Aynı şeyi Rusya ile de yaptık ki bunlar dünya ekonomisinde çok önemli yer alacak ilk adımdır" diye konuştu.

 

Nükleer silahlar

İran'ın nükleer programını da gündemlerine aldıklarını ifade eden Başbakan Erdoğan, nükleer silahlar konusunda Türkiye'nin tavrını da hatırlattı.

Erdoğan medyaya bu konuda bir çağrıda bulunarak, "Lütfen gerek ulusal medya gerekse uluslararası medya buradan söylediklerimi kendi istedikleri şekilde değil, ne söylediysem aynısını dünyaya yansıtmak şeklinde duyursunlar. Aksi taktirde şahsıma da partime de ülkeme de haksızlık yapılır. Biz nükleer silahlardan arındırılmış bir bölgede yaşamak istiyoruz. Nükleer silahların tamamen ortadan kaldırıldığı bir dünyada yaşamak istiyoruz" dedi.

 

"Türkiye'nin dış politikası eksen değiştirmiyor"

Temaslarının ardından gerek yurt içinde gerekse yurt dışında Türkiye'nin dış politikasının çok farklı şekilde ele alındığına şahit olduklarını vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin dış politikada "eksen değiştiriyor" şeklindeki eleştirilere ise "Türkiye'nin dış politikası yön değiştirmiyor, eksen değiştirmiyor kulvar değiştirmiyor. Ama Türkiye'nin dış politikası normalleşiyor. Ve olması gereken düzeye emin adımlarla kararlı adımlarla ilerliyor daha etkin bir hal alıyor. 7 yıl boyunca komşularımızla kurduğumuz iyi ilişkiler dostane ilişkiler normalleşmenin ötesinde bir kavramla izah edilemez. 2002 yılından beri temas kurduğumuz her ülkeyle tüm ilişkilerimizi masaya yatırdık, hemen her ülkeyle ilişkilerimizin yeterli düzeyde işbirliğimizin olmadığını tespit ettik" diye konuştu.

 

Avrupa Birliği süreci

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin AB ile ilişkilerine değinirken, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin, 31 Temmuz 1959'da başladığını hatırlatarak o tarihten 17 Aralık 2004'e kadar AB'ye katılım hususunda somut, kayda değer bir ilerleme sağlanamadığını söyledi.

Erdoğan, bu konuda geçmiş hükümetlere eleştiri getirerek, "Bir çok iktidar geldi, geçti, hep laf ürettiler hiç bir iş yapamadılar. Ama biz geldik masaya oturduk ve en azından müzakere sürecini başlattık. Şu anda 11 fasıl açıldı, bir tanesinin kapaması da yapıldı ve diğerlerinde görüşmeye devam ediyoruz" dedi.

İktidarları döneminde Türkiye'yi Kopenhag kriterlerini karşılayabilen bir ülke konumuna yükselttiklerini dile getiren Erdoğan, "En son ilerleme raporunda adeta bütün dengeler değişir hale geldi. Çok daha iyi bir konuma yaklaştığımızı görüyoruz" dedi. Erdoğan şöyle dedi: "Türkiye AB'ye yük olmaya değil, AB'den yük almaya geliyor. Türkiye, Medeniyetteler İttifakının İspanya ile birlikte eş başkanı ve Medeniyetler İttifakının adresi olarak AB'nin olması şansını getirecek olan bir ülkedir. Onun için Türkiye'yi iyi anlamalısınız ve eğer aksi bir durum olması halinde Türkiye kaybetmez. Ne yaparız? Biz Maastricht kriterlerinin karşısına İstanbul kriterlerini koyarız, Kopenhag kriterlerinin karşısına da Ankara kriterlerini koyar yolumuza devam ederiz. Tüm engellemelere, tüm haksız uygulamalara rağmen şevkimizi kıracak tüm yaklaşımlara rağmen AB'ye katılım sürecimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu hedeflerden geri adım atmamız, reformlardan vazgeçmemiz süreci yavaşlatmamız mümkün değildir."


"Spor müsabakaları dostluğu geliştirmesi gereken organizasyonlardır"

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan Erdoğan, hafta sonunda oynanan Gaziantepspor-Diyarbakırspor maçında yaşananlara değindi. ''Bursa'da benzeri bir durum yaşadık, şimdi Gaziantep'te böyle bir şey oldu'' diyen Erdoğan, şöyle konuştu:
''Spor müsabakaları, dostluğu, kardeşliği, centilmenliği geliştirmesi gereken organizasyonlardır. Maalesef son dönemde dostluk ve kardeşlik vesilesi olan sporu, kirli provokasyonlarla tahrik vesilesi haline getirmek isteyenlere şahit oluyoruz. Birileri ırkçı ve ayrımcı sloganlarla, birlik, beraberlik, kardeşlik atmosferini bozmaya, kardeşler arasına fitne sokmaya gayret ediyor. Doğrusu bu tehlikeye alet olanlar, Türkiye'nin, Türk milletinin lehine bir iş yapmıyor. Kimse, dostluk vesilesi olan spor organizasyonlarını tahrik ve provokasyonlarla kendi siyasetlerine alet etmesinler. Kimse, milletimizin birlik ve beraberliğine kasteden bir ayrımcılık içine girmesin.
Bir avuç kendisini bilmezin hareketini, bir şehre, bir topluma mal etmek asla doğru değildir. Yani, Gaziantep tribünleri, o bir avuç kendini bilmezin ifadelerini paylaşmamıştır, böyle bir şey yok. Ama münferit hadiseler var. Bunu bahane ederek ortamı daha fazla gerginleştirecek tutum ve tavırlar geliştirmeyi doğru bulmuyorum. Buradan Diyarbakırspor'un yöneticisi kardeşlerime de sesleniyorum; lütfen hissi değil, serinkanlı bir şekilde durumu değerlendirmeli, şehir halkının maçlara devam etmesi düşüncesi dikkate alınmalı. Duygusal davranarak, 'Diyarbakırspor çekildi', bunu demeye hakkın yok. Böyle bir şey olmaz. Aynı Gaziantep'e, namağlup Fenerbahçe, uzatmalarda mağlup oldu. Olur, olur. Sporun zaten güzelliği burada; galibiyet eşittir mağlubiyet eşittir beraberlik. Bu hafta Kayseri de berabere kaldı. Ne yani feryat mı edeceğiz? Olur, önemli olan nedir? Fairplay diyorlar, işte mesele bu. Bütün bunlara rağmen bizim birliğimiz, beraberliğimiz ne olacak, perçinlenecek, daha sağlam olacak. Onun için Diyarbakırspor'un yöneticisi kardeşlerim, sakın ha böyle bir yanlışın içine girmeyin. Diyarbakır'daki geleceğe yönelik o birliğin, beraberliğin, barışın en önemli unsurlarından biri olan sportif faaliyetlerden Diyarbakırspor ve Diyarbakır'ı men edemezsiniz, buna hakkınız yok. Tahriklere zemin vermeyeceğiz, aramıza sızmaya çalışan istismarcılara fırsat vermeyeceğiz. Bu işi suhuletle, sağduyuyla, sabırla nihayete erdireceğiz.
Bu bir taviz süreci değildir. Türkiye Cumhuriyeti tüm kurumlarıyla dimdik ayaktadır. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti her tür sorununu çözebilecek donanıma, özgüvene de sahiptir. Hiçbir sorunun altında ezilmek, hiçbir sorunu sineye çekmek Türkiye'ye yakışmaz. Biz sorunlarımızı çözerek ileriye doğru yol almak durumundayız.''

 

GDO'lu ürünler

Erdoğan, son dönemde genleriyle oynanan gıda ürünlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yayınladığı yönetmeliğe işaret ederek, ''Medya bu konuyla ilgili maalesef Bakanlığımızın yayınladığı yönetmeliğin tam aksine, teşvik ettiği manasına köşe yazıları ve haberler yapılıyor. Bu yönetmelik teşvik eden değil, engelleyen bir yönetmeliktir, dikkatli okusunlar'' dedi.

İlgili bakanın bugün Mecliste de konuyla ilgili açıklamalarda bulunacağını kaydeden Erdoğan, ''Biz genleriyle oynanmış gıda ürünleri konusunda hassasız. Bu konuda kesinlikle AB standartlarının dışında, 'ABD böyle istiyor', hayır, AB dışında bir standardı zaten kabul etmedik, yönetmelik de buna amirdir. Sadece duyduklarıyla bunları yazıyorlar, bunlar yanlış bilgilendirmedir. Bu sürece dikkat edelim'' diye konuştu.