Gençliğe en büyük armağan

Mustafa Kemal , 19 Mayıs 1919’da, çökmüş bir imparatorluğun küllerinden yeni bir ülke yaratmak için ilk adımını attı. Samsun’a çıkan Atatürk’ün yaktığı meşale, bir halkın yeniden doğuşunun rehberi oldu. 19 Mayıs 1919’da başlatılan Kurtuluş Savaşı, bağımsız ve çağdaş Türkiye’nin kurulmasıyla sona erdi. Modern Türkiye yolundaki ilk adım sayılan 19 Mayıs, bayram ilan edildi. Atatürk, bu bayramın gençliğin olduğunu duyurdu. 99 yıl sonrasının Türkiye’sinde tam 70 bin genç cezaevlerinde. Cezaevlerindekileri ve tüm gençleri Can Yücel’in dizeleriyle selamlıyoruz: Gençlik ve Spor Bayramınız kutlu olsun.

18 Mayıs 2018 Cuma, 20:31
Abone Ol google-news

                         Atatürk bir okul ziyaretinde Cumhuriyet’i emanet ettiği gençlerle birlikte.

Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, 99 yıl önce bugün Samsun’a çıkarak bağımsızlık meşalesini yaktı. O meşalenin ışığı bir millete yol gösterdi. 19 Mayıs, 1936’dan bu yana gençliğin bayramı olarak kutlanıyor.

Yolculuk başladı

Mustafa Kemal’in kurtuluş mücadelesi, 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a gitme göreviyle başlamış oldu. Yolculuk, 16 Mayıs 1919 Cuma günü başladı. ‘Bandırma’ vapuruyla hareket eden Mustafa Kemal, zorlu bir yolculuktan sonra, beraberindeki 18 askerle, 19 Mayıs sabahı Samsun’a çıktı. Bağımsızlığa, çağdaşlaşmaya ve demokratikleşmeye giden yolun ilk adımı böylece atılmış oldu. Mustafa Kemal, ulusal direniş örgütleri birleştirildi.

‘Benim kararım’

Ulu önder, Nutuk’un 1. bölümündeki ‘Benim Kararım’ başlığı altında bu göreviyle ilgili şunları yazdı: “Osmanlı ülkeleri bütün bütüne parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türkün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Baylar, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulus egemenliğine dayanan, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak. İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar, bu karar olmuştur.”

Atatürk’ün gençliği...

24 Mayıs 1935’te Spor Günü olarak kutlanmaya başlanan Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, 19 Mayıs 1936’da bayram niteliği kazandı. İsmi ise ‘Jimnastik Bayramı’ydı. İstanbul’daki gösteri adresleri ise Fenerbahçe ve Taksim statlarıydı. Atatürk, gençlere armağan ettiği bayram kutlamalarına ise sadece bir kez katılabildi. Ulu Önder Atatürk’ün 19 Mayıs 1938’deki katıldığı tek bayram, Ankara Stadyumu’nda yapıldı. Atatürk’ün katıldığı bayram törenine Yugoslavya Savunma Bakanı da katıldı.

1919’un Türkiyesi

Atatürk, Nutuk’ta Samsun’a çıktığı günkü genel durumu ise şöyle anlatıyor: “Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu topluluk, genel savaşta yenilmiş. Osmanlı ordusu her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ‘Ateşkes Anlaşması’ imzalanmış. Büyük savaşın uzun yılları boyunca, ulus yorgun ve yoksul bir durumda. Ulusu ve yurdu genel savaşa sürükleyenler, kendi başlarının kaygısına düşerek yurttan kaçmışlar. Padişah ve halife olan Vahdettin soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini umduğu alçakça yollar araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş. Ordunun elinden silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta...” Kurtuluş yolu ararken, “İtilaf Devletleri’ne karşı düşmanlık durumuna girmemenin ve padişah ile halifeye canla başla bağlı kalmanın temel koşul olmasının istendiğini belirterek, şöyle devam ediyor: “Şimdi baylar, izin verirseniz size bir soru sorayım: Bu durum ve koşullar karşısında kurtuluş için nasıl bir karar düşünülebilirdi?.. O halde sağlam ve gerçek karar ne olabilirdi? Baylar, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da ulus egemenliğine dayanan, kayıtsız, koşulsuz, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak. İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulamaya başladığımız karar bu karar olmuştur. Bu kararın dayandığı en sağlam düşünüş ve mantık şu idi: Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ancak tam bağımsız olmakla sağlanabilir. Ne denli zengin ve gönençli olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık karşısında uşak durumda kalmaktan kendini kurtaramaz.

Şiddetli fırtına vardı

Atatürk ve 18 silah arkadaşını Bandırma vapuruyla 3 günlük zor ve tehlikeli bir yolculuktan sonra Samsun’a götürmeyi başaran kaptan İsmail Hakkı Durusu, hatıratında olayı şu sözlerle anlatmıştı: “Atatürk, hareketimizden bir gün önce 15 Mayıs’ta beni Deniz İdaresi’nden, Harbiye Dairesi’ne çağırttı. Sonra Ata’nın Şişli’deki evinde buluşup, önderin verdiği bilgiler doğrultusunda, rotamızı çizdim. Atatürk, 16 Mayıs’ta Samsun’a hareket edeceğimizi buyurdu. Atatürk gemiye Kız Kulesi açıklarında bindi. Zira vapurumuz, Sirkeci’de İngilizler tarafından sıkı kontrolden geçirildi. Boğazdan çıkarken müthiş bir fırtınayla karşılaştık. Şiddetli fırtınaya rağmen yolumuza devam etmeye karar verdik. Mahiyetindekiler, deniz tuttuğu için birer birer kameralara girip yattılar. Atatürk ise, kıç taraftaki köşkte bir köşeye dayanmış oturmakta idi. Metanet ve tefekkür içinde bulunuyordu. Son süratimiz olan 7 mil ile Karadeniz’in sert dalgaları arasında yolumuza devam ettik. Mustafa Kemal, Karadeniz’e açıldıktan sonra ‘İtilaf Devletleri’nin zarar vermesinden uzak olmak için sahili takip eden rotada gidiniz, bir tehlike halinde gemiyi sahile oturtunuz’ emrini verdi.17 Mayıs gece yarısı İnebolu’ya, 18 Mayıs öğle üzeri Sinop’a ulaştık. Bin bir türlü müşkülat içinde 19 Mayıs şafak vakti Samsun’a vardık. Paşa ve mahiyetindekiler iskeleye çıktı. Sonrası malum. Ancak, bazı yazılarda geminin pusulasız ve pareketesiz (vapurun hızını ölçen alet) olduğuna dair bilgiler doğru değildir. Karadeniz’e de ilk kez açılmadım. 1891 yılında stajiyer kaptan olarak ‘Kayseri’ isimli vapurda, daha sonraları pek çok gemide, 1915’te ‘Doğan’ vapurunda, son olarak da 1 Mayıs 1919’da Bandırma vapurunun süvari kaptanlığına atandım."

 

Efendi kaptan unutulmasın

Mustafa Kemal Atatürk’ü 99 yıl önce İstanbul’dan Samsun’a götüren ‘Bandırma’ vapurunun kaptanı İsmail Hakkı Durusu’nun yakınları, mahallelerine anıt yapılmasını istedi. Zincidere eski Belde Başkanı, Durusu’nun akrabası Mustafa Aksu, “İsmail Hakkı Durusu, Ata’mızı sağ salim, peşine takılan İngiliz gemilerini atlatarak Samsun’a ulaştırmıştır. Buraya bir anıt yapılmasını istiyoruz” diyor. Durusu’nun mütevazılığı, sakin mizacı ve ağzının sıkılığı, kaptanlıktaki mahir oluşu nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından bu göreve özel olarak seçildiğini vurgulayan Aksu, şunları söylüyor: “1940 yılında İstanbul’da ölmüş, Feriköy Mezarlığı’na defnedilmiştir. Ölümünden sonra her 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramları’nda mezarı başında anma törenleri düzenlenmiş, ancak sonraları bu anmalar unutulmuştur.

Gençlere...

Atatürk, Nutuk’ta gençlere de şöyle sesleniyor: “Son sözlerimi özellikle memleketimizin gençliğine yöneltmek istiyorum. Gençler! Cesaretimizi artıran ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfanla, insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil!.. Gelecek sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk. Onu yüceltecek, yaşatacak olan sizsiniz... Bu konuşmamla, milli hayatı sona ermiş sanılan bir milletin bağımsızlığını nasıl kazandığını ve bilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı, milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaşmış olduğumuz sonuç, yüzyıllardan beri çekilen milli felaketlerden alınan derslerin ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum...”