Göl sularında ‘Rigoletto’

Güneş iliklerimizi ısıtıyor. Oturduğumuz yerden kalkmak istemiyor canımız. Çevremizde başka mutlu insanlar. Yemeğini yiyen, soğuk birasını yudumlayan, ısıtan güneşte gevşemiş, memnun kişiler. Az ötede, yamaçların yeşil örtüsünde, otlaklara çıkmış koyunlar da bizler gibi mutlu olmalı. Güneş onların da iliklerini ısıtıyor.

12 Eylül 2021 Pazar, 04:00
Göl sularında ‘Rigoletto’
Abone Ol google-news

Üç ülkenin gölü Konstanz’ın kıyılarında, Meeresburg iskelesindeyiz. Az sonra bizi Bregenz’e götürecek geminin gelmesini bekliyoruz. Konstanz Gölü’nde üç ülkenin gemileri çalışıyor. Özellikle yazın sık sık yapılan seferlerle üç ülke arasında dolaşıp gelmek mümkün. “München” tam zamanında iskeleye yanaşıyor. Halatlar atılıyor, kapılar açılıyor. İnsanlar ağır ağır, hiç acele etmeden, koşuşturmadan gemiye biniyor. Güzel bir günün sonunda herkes yorgun. Göl sessiz ve durgun. Bembeyaz gemiler, kotralar, yelkenliler sularda kayıyor. İki yanımızda aç martılar çığlık çığlığa. Ekmek parçalarını havada kapışıyorlar. Kıyıda küçük yerleşimler, köyler, yalılar, yamaçlarda villalar. Parklar, elma bahçeleri, üzüm bağları. İsteyen Lindau’da iniyor. Kara ile bağlantılı büyük bir ada üzerindeki tarihi kenti ziyaret etmek yöreye her gelen için bir gerek. Eski yapılarının tamamı tamir edilmiş, dar sokaklarının çoğu trafiğe kapatılmış kent, şık dükkânları, lokanta ve kafeleri, otelleri ve yat limanı ile çok çekici. Bregenz az ötede, Avusturya’da.

BÜYÜK KENT İNSANLARI NEFES ALIYOR

Büyük bir köy evinin önündeki düzlükte oturuyoruz. Yükseklik bin metrenin üzerinde. Uzaklarda Ren vadisi ve Alp dorukları görünüyor. Az önce indiğimiz Avusturya’nın Voralberg eyaletinin başkenti Bregenz’den Pfender doruğuna teleferikle çıkmıştık. Büyük kent insanları yörenin tertemiz havasında geziniyor, uzun yürüyüşler yapıyor, nefes alıyor. Kışın da kayaklarını ayağına geçirip tepelerden aşağılara kayıyor. Önündeki tahta masalarda oturduğumuz köy evinde yaşayan ailenin geçim kaynağı hayvancılığın yanı sıra lokantacılık. Yürüyüşçülerle kayakçılar müşterileri. 

Savaş sonrası yıllarında tiyatro festivali ile adını duyurmaya başlayan Bregenz, göl kıyısında eski bir Roma kenti. Almanya’dan İsviçre’ye, kuzey İtalya’ya dinlenceye, Avusturya’nın dağlarına kayağa gitmek isteyenlerin geçmek zorunda olduğu Bregenz gölün doğu ucunda, Pfender dağının eteklerine ve yamaçlarına kurulu. Dar sokaklarında ortaçağdan kalma evlerin arasından yürüyoruz. Bregenz’in üst mahalleleri köyü andırıyor. Bir iki katlı, küçük ve şirin bahçeler içinde taş evler. Sokaklar bomboş. Kimi kapı önünde yaşlı insanlar, bahçe duvarlarında kediler uyukluyor. Güneş iliklerini ısıtıyor.

FESTİVAL ALANI

Buralara gelip de Bregenz festival binasını gezmemek olmaz. Göl kıyısında büyük bir park. Parkın bir köşesindeki ünlü kumarhane, az ötesinde “göl sahnesi”. Her yaz bir ayda yaklaşık 300 bin sanatseveri kente çeken Bregenz festivali 1946’dan bu yana açık havada yapılıyor. Amfitiyatroda oturan izleyiciler göl üzerindeki dev sahnede oynanan Saraydan Kız Kaçırma, Çingene Baron, Satılmış Nişanlı, Fındıkkıran, Romeo ve Juliet, Viyana Kanı, Kuğu Gölü, Yarasa, Otello, Şen Dul, Karmen, Uçan Hollandalı, Sihitli Fülüt, Öp Beni Kate, Batı Yakası Hikâyesi ve Turandot gibi unutulmaz yapıtlarla 70 küsur yıldır kendilerinden geçerken parıldayan sulara, ötelerde İsviçre kıyılarının ışıltısına da dalıyorlar. 

Bu yıl Verdi’nin “Rigoletto”su sırada. Dev bir palyaço başı, kimi an oluyor yumuşak bakışları aniden öfkeleniyor, hüzünleniyor, sonra keyifleniyor, gözleri fıldır fıldır dönüyor, canlı yüzün hareketleri bir insan örneği her an değişebiliyor. Hemen yanında duran büyük bir balonun sepeti de sahnenin bir bölümü. Oyuncular balonun içinde, dev palyaçonun gözlerinde, açılıp kapanan iri ağzında da. Verdi’nin duygulandırıcı müziği ile oyun herkesi sürüklüyor. Ötelerde İsviçre’nin dorukları, karlı dağları. “München” arkasında köpükler bırakarak hızla ilerliyor. Ötelerden bir trenin düdük sesi duyuluyor. Güneş batmaya hazırlanıyor. Çok uzakta, gölün öteki ucunda, pusların ardında Konstanz. Yarın da yolculuk oralara ve daha ötelere. İsviçre’ye, Zürih’e.

[email protected]