Hasan Dağı'nın gölgesinde bir ören yeri: Mokisos Antik Kenti'nde altyapı hazırlıkları yapıldı

Kapadokya bölgesinin günümüze kadar en iyi korunmuş ve en büyük Doğu Roma kenti Mokisos (Nora) Antik Kenti’nde, 2021 yılında başlatılması planlanan arkeolojik kazı, koruma ve restorasyon çalışmalarına yönelik teknik ve bilimsel altyapı hazırlıkları yapıldı.

18 Eylül 2020 Cuma, 17:20
Abone Ol google-news

Mokisos, Aksaray kent merkezine otuz km uzaklıktaki Helvadere beldesinin güneyinde bulunan Hasan Dağı’nın kuzey eteklerinde 1500 m rakımda kurulmuş bir kent. Halk arasında Nora ve Viranşehir isimleri ile de bilinen yerleşim, günümüze ulaşan kalıntıları ile özellikle Geç Antik Çağ’ın bölgedeki en önemli temsilcisi.

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nden akademisyenler ile mimarlar ve mühendislerin katılımıyla 05 Ağustos – 04 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmalarda 2021 yılında başlatılması planlanan arkeolojik kazı, koruma ve restorasyon çalışmalarına yönelik olarak teknik ve bilimsel altyapı hazırlıkları gerçekleştirildi.

Yapılan çalışmalar arasında şehir dokusunun araştırılması, dijital fotogrametrik yöntemler ile yaklaşık iki yüz hektarlık alanın 1/1000 lik haritasının oluşturulması, yüksek çözünürlüklü fotolar üzerinden mimari çizim ve taş planların hazırlanması yer aldı.

Ziyarete uygun hale getirilmek istenen örenyerine 1,5 km lik bir yol hattı belirlenerek gerekli temizlik çalışmalarının ardından sekiz noktaya Türkçe ve İngilizce bilgilendirme tabelaları yerleştirildi.

MOKİSOS ANTİK KENTİ HAKKINDA

Mokisos (Viranşehir) kalıntıları 19. yüzyıldaki batılı seyyahlar ve 20. Yüzyılın başlarında bilim insanlarının araştırma raporları sayesinde tanınmaya başladı.

Yerleşime ilişkin en yetkin çalışma ise 1994-1996 yılları arasında Albrecht Berger yönetimindeki ekip tarafından gerçekleştirildi.

Başlangıçta Viranşehir yerleşiminin Nora ya da Neroassos adıyla bilinen Helenistik dönem kalesi olduğu düşünüldü. Ancak aksi bilimsel veriler nedeniyle bu yer saptaması bilim dünyasında genel olarak kabul görmedi. Yerleşimin Mokisos olabileceği ile ilgili en önemli bilgi ise 6. yüzyılın önemli vakanüvisi Prokopios’a dayandırılıyor. Prokopios, Kapadokya’da Iustinianos tarafından imar edilen Mokisos isimli bir kale hakkında bilgi veriyor. Metropolis mertebesine de yükseltilen ve Iustinianopolis olarak da adlandırılan kent geniş bir bölgenin en önemli kenti olarak nitelendirildi. Viranşehir’in Prokopios’un bahsettiği Mokisos yerleşimi olduğu bilim insanları tarafından genel kabul görüyor. Bu konudaki genel görüş, 2021 yılında başlatılması planlanan kazı çalışmaları ile kesinliğe ulaşabilecek.

200 HEKTARLIK ALAN

Mokisos Antik kenti yaklaşık olarak 200 hektarlık bir alanda yayılım gösteriyor. Bu sene gerçekleştirilen araştırmalarda yerleşimin 200 hektarlık alanın dışında da devam ettiği tespit edildi. Antik kente bugün batıda, kuzeyde ve doğuda bulunan dik yamaçlı üç adet geçitten giriş sağlanırken, bunlardan kuzeyde yer alan ve Demir Kapı olarak adlandırılan geçidin 17. yüzyıldan sonra kullanılmaya başlandığı düşünülüyor. Kente erken dönemdeki girişler doğu ve batıdaki geçitler aracılığı ile gerçekleştiriliyordu.

Mokisos kent plan şeması, duvar işçilikleri, malzeme açısından antik çağın ızgara plan şemasına sahip kentlerinden ayrılıyor. Kentin kuruluşundaki en önemli etkenlerden biri olarak değerlendirilen savunma önceliği yerleşimin gelişiminde etkili oldu. Kentin kurulduğu çanağın etrafındaki tepeler doğal bir savunma hattı oluştururken, yerleşimdeki tek sur akropoliste tespit edilmekte.

Kent yoğun yapılaşmaya sahne olmuş, volkanik kayaçlar kullanılarak inşa edilmiş düz damlı veya kubbe-tonoz örtülü yaklaşık 1000 konut 6. yüzyıl yerleşiminden günümüze ulaştı. Yapılarda çoğunlukla kaba taşlar kullanılırken, önemli yapılarda kesme taşların da kullanılmış olduğu görülüyor.

Viranşehir'deki yapıların mimari karakteri, Anadolu'da da sıkça görülse de, şehircilik anlayışı bakımından kendinden önceki Anadolu kentlerinden farklı ve özgün. Aynı zamanda, 4. ve 5. yüzyıllar boyunca Roma şehirciliğindeki çarpıcı değişimler için güzel bir örnek oluşturuyor. Kentin kurulduğu bu alanın öncesinde bir Nekropolis (Antik Mezarlık) olarak kullanıldığı da günümüze ulaşan 50’den fazla pagan mezarından anlaşılıyor.

Kentin kuzeybatısındaki tepe akropolis (antik kentlerde şehrin en yüksek noktasında bulunan surlarla çevrili bölüm) olarak değerlendiriliyor. Kentin merkezinde bulunan dört kiliseden bazilikâl plana sahip ve diğerlerine göre daha büyük ölçekli yapı piskoposluk kilisesi olarak değerlendirilirken, kilisenin güneyinde yer alan ve çok sayıda mekânı barındıran kompleksin de piskoposluk konutu olduğu düşünülüyor.

TESPİT EDİLEN KİLİSE SAYISI 25'TEN FAZLA

Kent merkezindeki dini yapılar ile birlikte yerleşim alanına yayılmış şekilde tespit edilen kilise sayısı ise 25’ten fazla. Bunlardan vadinin batı tepesinin doğu yamacında yer alan ve halk dilinde Kemerli Kilise ve Kara Kilise olarak adlandırılan kiliseler, günümüze diğer kiliselere göre daha iyi ulaşmış durumda.

Bütün bu yapılar muhtemelen 6. ve 7. yüzyıllarda inşa edilmişler, bundan sonra Mokisos’un politik ve askeri gücü tükendiği için daha sonraki yüzyıllarda inşa faaliyetleri yavaşlamış ya da tamamen durmuş. Sadece, olasılıkla 10. ve 11. yüzyıllarda devam eden nadir inşa ve tamir çalışmaları az sayıdaki kilisede ve kentin dışındaki iki manastırda göze çarpıyor.

Gerçekleştirilen çalışmalar bilimsel anlamda Geç Antik Çağ’da Kapadokya III olarak adlandırılan bölgenin metropolisi ve dini başkenti olan Mokisos (Viranşehir)’un anlaşılması açısından önem taşıyor.

Çalışmalara Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yanında, AISIN Otomotiv Parçaları ve Ticaret A.Ş., Kapadokya Dostları Derneği ile SMS Global Akaryakıt Lojistik Ltd. Ş. de destek sağladı.