Hayatı yaşa ve dert etme

Ressam Pınar Tınç'ın Yuvaya Dönüş sergisi maceranın renklerini anlatıyor.

12 Aralık 2020 Cumartesi, 16:03
Hayatı yaşa ve dert etme
Abone Ol google-news

Ressam Pınar Tınç, pandemi sürecinde ürettiği eserlerini “Home Coming- Yuvaya Dönüş” sergisiyle 5 Ocak'a kadar Arnavutköy Art Gallery Istanbul’da sanatseverlerle buluşturuyor.

Home Coming- Yuvaya Dönüş” sergisi, Pınar Tınç’ın hayatından esinlenerek ortaya koyduğu en yeni kesit. Gitmeler ve gelmelerle dolu ressamın hayatı, bu sefer Bozcaada’dan Bursa ve İstanbul’a, oradan da Hint Okyanusu’nun batısındaki küçük bir yanardağ adasında geçirdiği yedi yıldan sonra Türkiye’ye dönüşünü anlatıyor.

Çocukluğu Bozcaada'da küçük bir köyde geçen ressam Pınar Tınç, çini mürekkebi ile resim yapmaya başlamasının öyküsünü şöyle anlatıyor: “Mürekkeple tanışmam hayalperestliğim sayesinde karşıma çıktı. Eşimle İstanbul’daki işlerimizi bırakıp maceraya atılmaya karar verdik. Hint Okyanusu'nun ücra bir köşesinde kaybolmuş, haritada bile görünmeyen küçücük bir yanardağ adasına yerleştik. La Réunion adası. Çini mürekkebi ile de orada tanıştım. O minik ama devasa yanardağ adasının renklerini, motiflerini, figürlerini başka bir şekilde kağıda dökmenin yolu yoktu. Canlı renkleri kağıdın üzerinde adeta havai fişekler gibi patlatan tek malzeme çini mürekkebi oldu. O zamanlarda bu mürekkebin farklı renkleri Türkiye’de bulunamadığı için, Çinli kesimin yoğun ve Çin’den gelen orijinal malların çok olduğu adada bu renkli mürekkepleri ilk gördüğümde çok heyecanlandım ve hemen resimlerimde kullanmaya başladım. O gün bugündür çini mürekkebi hayal dünyamı en sadık renkler ve formlarla betimleyen malzeme oldu.

HİNT OKYANUSU’NDAN BOZCAADA’YA UZANAN YOLDA RESİM

Koca bir dünya o küçücük ada. Sanki bütün Hint Okyanusu ülkeleri ve hatta bütün okyanus ülkelerinin renkleri, kokuları, peyzajları bu minik kara parçasında birleşivermişler. Bütün bu karışım kendine has tropik bir iklimi, rengârenk ve yemyeşil bir doğa, çeşit çeşit insan ve kültürle burada harmanlanmış. Yani, bir yanda yalın ve yalnız Bozcaada’daki huzurun ve mutluluğun hayallerinde yüzen küçük kız bir yanda da rengârenk parıl parıl patlayan bir cümbüşün içinde kaybolan küçük kız. İki dünya, iki ada, iki küçük kız içimde birleşerek sergilere konu oldular.”

YUVAYA DÖNÜŞ İZLEYENE TAM OLARAK NEYİ ANLATIYOR?

Tınç’a göre, "Home Coming"- `Yuvaya Dönüş` aslında güzel bir başlangıcın güzel sonunu anlatıyor. Doğduğu Bozcaada'dan çıkıp birçok yer gezip birçok şey yaşayıp yeniden Bozcaadasına dönüşünün hikâyesi. İçinde Bozcaada var, İstanbul var, La Réunion adası var. İstanbul'da tropikal La Réunion çiçeklerinin, renklerinin olması gibi. Tınç bu noktada şunları söylüyor, “Elbette felsefi olarak da bir anlam bulunabilir. Bunu düşünmemiştim, ama siz söyleyince gerçekten de bunu fark ettim. Hayatın döngü olduğunu, başladığımız yere geri geldiğimizi, eve dönüşün kaçınılmaz olduğunu anlatıyor Home Coming sergisi. Birçok maceradan sonra, ellerimiz avuçlarımız hayatla, tecrübelerle, kazanımlarla dolu döndüğümüz evimiz. Felsefi olarak, "hayatı yaşa!" diyor eve dönüş fikri. Hayatı yaşa ve dert etme, çünkü önünde sonunda her şey bittiğinde evine döneceksin.”