Hayatını Seçen Komutan: Ömer Lütfü Paşa

23 Kasım 2011 Çarşamba, 07:19
Abone Ol google-news

Sultan Abdülmecid’in Almanca öğretmeni, Nâzım Hikmet’in büyük dedesi Ömer Lütfü Paşa için Friedrich Engels şöyle yazmıştı: “Sayıca ve silahça Rus ordusu Türk ordusundan kat kat üstün... Türklerin ise başlıca üstünlüğü komutanları Ömer Paşa’dır. Muharebenin sonucunu Ömer Paşa’nın bireysel yetenekleri, sabır, dayanıklılık ve uzgörüsü belirleyecektir.”

 

Ölümünün 150. yılında Sultan Abdülmecid anılıyor, hakkında açık oturumlar, sempozyumlar düzenleniyor...

Abdülmecid dönemi, o dönemdeki büyük reformlar, 1839 Tanzimat, 1856 Islahat Fermanı konuşuluyor... 1859da devlete yönetici yetiştirmek için Mülkiye Mektebinin açılması, Meclis-i Ahkâm-ı Adliyenin ve üyelerinin bir bölümü halk tarafından seçilen il meclislerinin kurulması, iltizam usulü ve cizyenin kaldırılıp vergilerin muhassıl (tahsildar) meclisleri eliyle toplanması, arazi kanunnamesinin çıkarılması tartışılıyor...

Elbette Türkiyenin çağdaşlaşması, demokratik hak ve özgürlüklerin altyapısının döşenmesi konusunda şimdi de çok şey yazılabilir, söylenebilir... Ne ki, yeni bir şey değil... Ve sevgiyle, saygıyla anmadan geçmeyelim... Profesör Bahri Savcı, Tarık Zafer Tunaya, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Hüseyin Naili Kubalı, Reşat Kaynar elli yıl önce üniversitede okuduğumuz yıllarda bu konuları derinlemesine işlemiş, anlatmışlardır.

Bu yazıda yerim elverdiğince Sultan Abdülmecidin Almanca öğretmeni Hırvat asıllı Mihaylo Latas (Ömer Lütfü Paşa) üzerinde kısaca duracağım.

Nâzım Hikmet’in \t\t\tBüyük Dedesi

Ömer Lütfü Paşa, Nâzım Hikmetin de büyük dedesidir. 140. ölüm yıldönümünde, Ömer Lütfü Paşayı, bu büyük devlet adamını Cumhuriyet okurlarıyla birlikte hatırlayıp anmak istiyorum.

Mihaylo Latas (doğumu: 1806, Yanya Gora, Hırvatistan), Avusturya imparatorluk ordusunda genç, geleceği parlak bir teğmendir. Aynı orduda bir levazım çavuşu olan babası Petar zimmetine para geçirdiği iddiasıyla ordudan kovulur. (İvo Andriç, Ömer Paşa, İletişim Yayınları, s. 131)

Bu haksızlığa dayanamayan Latas 22 yaşındayken kaçıp Türkiyeye, Osmanlı İmparatorluğuna sığınır. Deyim yerindeyse, sevgili Nermin Abadan-Unat hocamız gibi hayatını yeni baştan seçer.

Sultan Abdülmecid’in \t\tAlmanca öğretmeni

Vidin Valisi Hüseyin Paşa onu maiyetine alır. Ardından bu yetenekli genci İstanbulda şehzade Abdülmecidin özel kalemine verirler. Latas, Abdülmecide Almanca öğretir. Müslümanlığı kabul edip Ömer adını alır. Daha sonra Osmanlı ordusuna binbaşı olarak girer. 1839da albaylığa yükselir.

1842’de vali olarak Lübnana atanır. 1843te Arnavutluk, 1846da Kürt isyanını bastırır.

Ömer Lütfü Paşa, Tanzimat reformlarına karşı gerici feodal beylerin ayaklanmasını bastırmak için gittiği Bosnada 1850de ilk seküler idadileri (laik liseleri) kurmuş, çağdaş eğitim sisteminin temellerini atmıştır.

Ömer Lütfü Paşa daha sonra Rumeli seraskeri olur. 1853-56 Kırım Savaşı sırasında serdar-ı ekrem sıfatıyla Türk ordusunun başkomutanlığına yükselir. Rusları Oltenitzada yenilgiye uğratır. Bükreşi Ruslardan alıp Namık Kemalin Vatan yahut Silistre piyesinde canlandırdığı Silistreyi, Kanije Kalesini başarıyla savunur. Namık Kemal bu oyun sahnelenirken tutuklanıp Magosaya sürülmüştür.

Ömer Lütfü Paşa, Rusları Kırımdan püskürtür. 1857de Bağdat valisi ve Hicaz orduları başkomutanı olur. Giritte valilik yapar.

Ömer Lütfü Paşa 18 Nisan 1871de öldü. Kabri, Eyüp Sultan Türbesi, Camii Kebir Mahallesi Bostan İskelesindedir.

‘Devşirme ve devrimci’

Marx ve Engelsin elli ciltlik Toplu Yapıtlanın üç cildi 1853-56 Kırım Savaşına, bu savaşın önemli bir bölümü de Ömer Paşaya ayrılmıştır.

Tarihçi Halil Berktay, 19. yüzyılda topu topu iki asker kahramandan söz edilebilir... Batıda Gazi Osman, doğuda Gazi Ahmet Muhtar paşalar...diye yazıyor. (Taraf, 19 Eylül 2009)

Elbette onlar da var... Ama asıl büyük kahraman, bence Ömer Lütfü Paşadır.

Friedrich Engels, Sayıca ve silahça Rus ordusu Türk ordusundan kat kat üstün... Türklerin ise başlıca üstünlüğü komutanları Ömer Paşadır. Muharebenin sonucunu Ömer Paşanın bireysel yetenekleri; sabır, dayanıklılık ve uzgörüsü belirleyecektir diyor. (Marx & Engels, Toplu Yapıtlar, Cilt 12, İngilizce baskı, s. 428)

Dönemin İngiliz gazeteleri Rusların gerileyişini büyük ölçüde abartır. Bunun üzerine Friedrich Engels, New York Daily Tribunede şu satırları yazar: Silistre Kalesindeki askerlerin ve Ömer Paşadan aldıkları söylenen 2 bin asker civarındaki yardımın, Rusların tam bir yenilgiye uğratılması sonucunu verdiğine, 90 bin ya da 100 bin Rus askerinin, 15 bin Türk askeri önünden kaçtığına inanmak için büyük ölçüde saf olmak gerekdiye yazar.

Karl Marx, Ömer Paşadan devşirme ve devrimci diye söz eder.

Hani bugün globalizm/kozmopolitizm filan deniyor ya... Bakmayın siz...

Hayat insanı nereye götürür?

22 yaşında Avusturya ordusundaki genç bir teğmenin, Mihaylo Latasın sonunda Ömer Lütfü Paşa olup Türk ordusunun başkomutanlığına yükselmesi...

İşte Ömer Lütfü Paşa daha o zamandan, ta 19. yüzyılda dünya ölçüsünde böyle bir enternasyonalist kahramandır.

Hayatını yeni baştan seçen cesur bir insan, büyük bir devrimci komutandır.

Cavlı Çulfaz Siyaset Bilimci