İlhan Erdost anılıyor

Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı'nca "yasak yayın bulundurduğu" savıyla gözaltına alınan ve Mamak Askeri Cezaevi'nde dövülerek öldürülen yayıncı İlhan Erdost, ölümünün 29. yılında anılıyor.

07 Kasım 2009 Cumartesi, 07:44
Abone Ol google-news

Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’nca “yasak yayın bulundurduğu” savıyla gözaltına alınan ve Mamak Askeri Cezaevi’nde dövülerek öldürülen yayıncı İlhan Erdost, ölümünün 29. yılı olan bugün, Karşıyaka Mezarlığı’ndaki gömütü başında anılacak. Anma çerçevesinde bugün “İlhan Kitap Günü” nedeniyle, Sol ve Onur Yayınları, İlhanilhan Kitabevi’nde okura özel indirimle sunulacak.

Sol ve Onur Yayınları sahipleri Muzaffer ve İlhan Erdost kardeşler, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’nın emriyle, evlerinde yapılan aramada, kendi yayınları olan Engels’in, “Doğanın Diyalektiği” kitabı nedeniyle ve “yasak yayın” olduğu savıyla gözaltına alınmıştı.

Gözaltına alındıkları Mamak Askeri Cezaevi’nde, bir bloktan bir başka bloka nakilleri sırasında, araca bindirilmeden, araç içersinde ve araçtan indirildikten sonra dört ere dövdürülmüşler, koğuşa alındıktan birkaç dakika sonra da İlhan Erdost yaşamını yitirmişti.

İlhan Erdost’un ağabeyi Muzaffer İlhan Erdost o güne ilişkin duygularını Cumhuriyet’e şu sözlerle anlattı:

“Elimde televizyon kumandası, gezinirken durdum. Hangi kanaldı bilemedim. Konu ‘12 Eylül’dü. Emekli bir general, 12 Eylül öncesi ve 12 Eylül sürecinde sokakta, işkencede, hücrede, darağacında kaybedilenlerin fotoğraflarıyla yürüyenleri konuşmasına katarak, ‘Amaç, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) küçük düşürmek, yıpratmak!’ diyordu. General, TSK’yi küçük düşürenleri değil, küçük düşürenlerin teşhir edilmesini, ‘TSK’nin küçük düşürülmesi’ olarak niteliyordu. Bu, suçluların suçlanmasını suçlayan negatif bir suçlamaydı. Somutlaştırmak isterim: 12 Eylül’ün yıldönümlerinde, ilk iki yürüyüşte ben de vardım. Kesinlikle TSK’yi yıpratmak ya da küçültmek gibi bir duyguyla değil. Ama silahlı kuvvetlerin içersinde, silahlı kuvvetleri küçük düşürenleri tarihe taşımak, sorgulamak için yürüdüğüm açıktı.”