'İnanılması güç bir manipülasyon'

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak gezisinde Kerkük'e gitmemesini eleştirerek, ''Başbakan Erdoğan, Kerkük'te ve Irak'ta milli olan her türlü hedefimizi silmiş, süpürmüş, bitirmiştir'' dedi.

31 Mart 2011 Perşembe, 13:46
Abone Ol google-news

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Erdoğan'ın Irak gezisini, BOP Eşbaşkanı sıfatıyla yaptığını savundu.

Erdoğan'ın, karşısında Devlet Başkanı varmış gibi ''dostum'' diye Barzani'ye hitap edebildiğini belirten Vural, ''Başbakan Washingtona'a verdiği sözlerin gereğini yerine getiriyor. Irak'ın kuzeyindeki Kürdistan'ı Türkiye'nin muhatap aldığını bir devlet statüsüne getirmekle kalmıyor aynı zamanda büyük Kürdistan'ın kurulması için Türkiye'ye de aynı projeleri devam ettirmek istiyor'' diye konuştu.

''Başbakan Erbil'e gitmiştir ama Kerkük'e gitmemiştir, yazıklar olsun'' diyen Vural, ''Neden gitmiyor? Dostu Barzani kızar ona. Onun için Kerkük'ü unutuyor'' dedi. Vural, 28 Mart 1991 Altınköprü katliamını kınamak isteyen Kerkük'lü öğrencilerin, fiili saldırıya uğradıklarını belirterek, Başbakan Erdoğan oradayken bunu yaparak Türkiye'ye gözdağı verildiğini ileri sürdü.

Anayasaya göre Türkmenlerin Meclis Başkanı olmasının gerektiğini ifade eden Vural, bunun, Erdoğan sayesinde verilmiş bir jest olarak sunulmasının ''inanılması güç bir manipülasyon'' olduğunu öne sürdü.

Vural, ''Erbil'i bir cazibe merkezi olarak gösteren, Irak'ın kuzeyinde bir Kürdistan'ın kurulmasını teşvik eden, meşruiyet kazandırmak isteyen Erdoğan, Kerkük'te ve Irak'ta milli olan her türlü hedefimizi silmiş, süpürmüş, bitirmiştir'' diye konuştu.

Başbakan'ın ''Irak Meclisi bizden öte'' dediğini ifade eden Vural, şunları söyledi:
''Elinizi vicdanınıza koyun. Bu, TBMM'yi Irak Meclisinin gerisinde gören bir zihniyet. 'Her türden temsilci var' diyor. Bukadar ırkçı bir yaklaşımla insanları etnik kimliklerine göre temsil esasına dayalı, millet egemenliğinin ortadan kaldırıp cahiliye döneminin kabile anlayışını Türkiye'yi yansıtmak istenmesi. Biz hepimiz, burada bu milleti temsil ediyoruz. Hangi ilden seçilirsek seçilelim. Bilinç altında yatan bu. Milli mücadeleyi yönetmiş Gazi bir Meclisi, ABD'nin, Irak'ın oluşturduğu bir Meclisin altında gören bir Başbakan... Kanıma dokunuyor. Bundan daha büyük bir hakaret olur mu? Meclis Başkanına çağrı yapsın; 'Irak'a göre kendimizi düzenleyelim' diye.''

Oynanan oyunları deşifre etmek için yapılan eleştiri, haber, yazının, her bir kitabın ''Recep Tayyip Erdoğan'ın takibi altında olduğunu'' öne süren Vural, misyonerliği sorgulayan ve bu milletin dinine sahip çıkmayı öngören çalışma yapanların sorgulanabildiğini söyledi.
''Bugün, size suç unsurlarıyla birlikte geldim'' diyen Vural, konuyla ilgili bazı kitapları gösterdi.

Bu tip aramalar münasebetiyle misyonerlikle ilgili yaptığı araştırmalar hedef alındığına ilişkin kanaat oluşturulmasının, milletin milli kimliğine ve kültürüne sahip çıkma iradesini zayıflatma amacına yönelik olduğunu savunan Vural, suçlama neyse doğrudan o suçlamayla ilgili kamuoyunun aydınlatılması gerektiğini söyledi.

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Vural, BDP Genel Başkanı Sehalattin Demirtaş'ın, kızının okulda andı okumaması yönündeki başvurusunu nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine ''Nimet Çubukçu ile Demirtaş, aynı eksende buluşmuş gözüküyor'' dedi.

Vural, ''(Türk milleti) tabiri, etnik değil sosyolojik manadadır. Bu andın, hiçbir vatandaşımızı rencide edecek tarafı yoktur. Yakında İstiklal Marşımızın da okunmasını istemeyecekler. Bu andımız, okunmaya devam edilmelidir, okullarımız, İstiklal Marşıyla açılıp kapanmalıdır, kime dokunursa dokunsun'' diye konuştu.

''İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Vekili Zekeriye Öz'ün terfi ettirilmesini nasıl yorumluyorsunuz?'' sorusu üzerine Vural, siyasi iktidarın yargı süreçlerini siyasal olarak kullandığını ileri sürdü.

2009'da savcıların yerlerinin değiştirilmesiyle ilgili HSYK kararnamesi tartışmasında dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in ''Bu yetki gasbıdır, böyle bir şey olur mu? Böyle bir müdahaleyi uygun görmüyoruz. HSYK, vahim bir müdahale yapmıştır'' dediğini belirten Vural, ''Bugün ne diyorlar? Ne değişti. Demek ki dün, bu konuda bir değişiklik istenmesine yönelik bir iradenin ortaya çıkmasını davalara müdahale olarak görenler, bugün böyle bir değişikliği davaya müdahale olarak görmüyorlar'' diye konuştu.

Önemli olanın adaletin yerine gelmesi olduğunu ifade eden Vural, ''Bu süreci, giderek artan baskılar, korku imparatorluğu, yargının bir silah gibi kullanılmasına yönelik toplumda gelişen uyanma karşısında, böyle bir siyasi yönlendirmeyle toplumun bu konudaki duyarlılıklarını dikkate alıyormuş gibi gösterip korku imparatorluğuna devam etmek için kullanıyorlar'' dedi.

Vural, Başbakan Erdoğan'ın ''başkanlık sistemini referanduma götürmesiyle'' ilgili açıklamasını ise ''gündem saptırma'' olarak değerlendirdi.