İnfazı hemen durdurun

Cumhuriyet davasının avukatları, Yargıtay’a yaptıkları başvuruda, dosyanın öncelikli olarak incelenmesi talep edilirken, “Artık değil günler, aylar bir dakika bile hapis söz konusu olmamalıdır” dediler.

19 Temmuz 2019 Cuma, 20:00
Abone Ol google-news

Cumhuriyet davasının avukatları, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın davada verilen mahkûmiyet kararlarının bozulmasına ilişkin hazırladığı tebliğname üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne başvurarak dosyanın öncelikli olarak incelenmesini istedi. Başvuruda, halen cezaevinde olan eski yazar ve yöneticilerimiz Güray Öz, Musa Kart, Hakan Kara, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör ve muhasebe sorumlumuz Emre İper’e yönelik infazın durdurulması da istendi. Yargıtay 16. Dairesi öncelik talebini kabul ederek dosyayı tetkik hâkimine gönderdi. Ancak adli tatilin başlaması nedeniyle infazın durdurulması talebine, Yargıtay’da nöbetçi kalacak heyet bakacak. Nöbetçi heyetin önümüzdeki haftalarda başvuruyu gündemine alarak bir karar vermesi bekleniyor.
Cumhuriyet davasında 5 yılın altında hapse mahkûm edilen ve halen cezaevinde olan 6 Cumhuriyet çalışanının avukatı Evrim İnal, Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne dün “öncelikli inceleme ve infazın durdurulması” talepli dilekçe verdi. Yargıtay Başsavcılığı’nın 16 Temmuz tarihinde açıkladığı tebliğnamede, Cumhuriyet davasında Cumhuriyet mensupları için TCK’nin 220/7 maddesi uyarınca verilen mahkûmiyet kararının kanuna aykırı olması nedeniyle bozulmasının talep edildiği anımsatılan dilekçede, tebliğnamede, aynı suçla mahkûm edilmiş olan cezası beş yıldan az olan Güray Öz, Musa Kart, Hakan Kara, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör ile Bülent Utku ve Kadri Gürsel’e “sirayet ettirilmesinin” istendiği ifade edildi. Dilekçede, şöyle denildi:
“Öncelikle elbette soruşturmanın ilk anından istinaf dilekçemizin sonuna dek sunduğumuz, TCK m. 220/7 suçlamasının hiçbir dayanağının olmadığına ilişkin temel itirazımızın Başsavcılık’ça teyit edilmesi çok önemlidir. Tebliğnamenin bu sonuca ulaşırken tüm dosyayı süzerek, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihadının basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin içtihadına dayanması ayrıca değerlidir. Ceza yargılaması hukuku yönünden ise Tebliğname -savunmanın bugüne kadarki ısrarlı taleplerine rağmen- bu dosyada ‘suçların ve cezaların şahsiliği ilkesi’nin ilk kez hatırlandığı yer olmuştur. Tebliğnamenin bu tespit ve talebine eşlik eden yaşamsal önemdeki husus ise, istinaf dilekçemizden itibaren ısrarla vurguladığımız haksızlığın artık elle tutulur hale gelmiş olmasıdır. ”

‘Eşitsizlik’ vurgusu
Aynı dosyada, aynı suçlamayla, aynı kanıtlarla suçlanan ancak bireyselleştirme esnasında ceza miktarları farklı belirlenen sanıklar arasında ayrım yapılmasının eşitsizlik yarattığı vurgulanan dilekçede, şöyle denildi: “Tebliğname”nin de açıkça belirttiği üzere; sayın Kurulunuz talebe uygun bir karar verirse, CMK madde 306 uyarınca bundan cezası beş yıldan az olan müvekkillerimiz de yararlanacaktır. Oysa ki onlar şu anda halihazırda Sayın Kurulunuzun hukuka uygunluğunu incelemekte olduğu bir karar nedeniyle özgürlüklerinden yoksundur! Bu nedenle Sayın Kurulunuz’un dosyayı öncelikle incelemeye almasını talep ediyoruz. Ancak bu yapılsa bile dosya kapsamı nedeniyle zaman alacaktır. Oysa ki Tebliğname’nin de hukuka aykırı dediği bir karar ile artık değil günler, aylar, bir dakika bile hapis söz konusu olmamalıdır. Dosyaya sunulu Yargıtay 18. Ceza Dairesi uygulamasının da gösterdiği üzere, özgürlükler söz konusu olduğunda Sayın Kurulunuz’un bir tedbir niteliğinde karar vermesi ve infazı durdurması mümkündür. Böyle bir tedbir kararı alınması için yasal hiçbir engel yoktur.” 

EMRE İPER DE TAHLİYE EDİLMELİ
Dilekçede, Emre İper için de benzer tedbir kararının verilmesi istenirken, “Sayın Kurulunuz Emre İper’in mahkûm olmasına neden olan tweet mesajlarına vâkıftır. Hiçbir şiddet öğesi içermeyen bu ifadeler karşılığında verilen 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasının açık hukuka aykırılığı ortadadır. Bu cezanın Anayasa Mahkemesi’nce kaldırılması ya da Yargı Reformları neticesinde yeniden incelenme hakkı kazanması sadece bir zaman meselesidir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkil Emre İper’in hapishanede tutulması, hukukla açıklanabilir bir durum olmaktan çıktığı gibi vicdana da aykırıdır” denildi.