İş güvenliği şirketlere bırakılıyor

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasını bekliyor.

02 Nisan 2012 Pazartesi, 08:05
Abone Ol google-news

Hükümetin yıllar sonra hazırlayabildiği, ancak bir türlü TBMM gündemine getiremediği İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı, işyeri denetimlerini büyük oranda şirketlere bırakıyor. Kamu sadece 10’dan az işçi çalıştıran işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetini üstleniyor. Tasarıya göre, işyeri kapatma yerine de işin tamamen veya kısmen durdurulması hükmü getiriliyor.

Türkiye’de 2004 yılından bu yana çıkarılmaya çalışılan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, bütün gelişmiş ülkeler ile 27 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde ayrı bir düzenleme olarak yürürlükte bulunuyor. Oysa Türkiye’de her gün 172 iş kazası meydana geliyor. Bu kazalarda her gün 4 emekçi yaşamını yitiriyor, 6 emekçi de sürekli iş göremez hale geliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın hazırladığı tasarı ise denetimleri büyük oranda hizmet alımına, yani şirketlere bırakıyor.

Son şekli verilen tasarıda yer alan düzenlemeler şöyle:

• İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı görevlendirme veya hizmet alımı yükümlülüğünde aranan 50 işçi çalıştırma şartı kaldırılıyor.

• Hayati tehlike durumunda tehlike giderilinceye kadar, tehlikeli bölgenin veya işin kısmen veya tehlikenin büyüklüğüne göre tamamen durdurulması esası getirilerek kapatma işlemi kaldırılıyor. Mevcut durumda ise hayati tehlike durumunda tehlike giderilinceye kadar, işin tamamen durdurulması veya işyerinin kapatılması hükümleri vardı.

• İşyerleri az tehlikeli, tehlikeli, çok tehlikeli olmak üzere 3 sınıfa ayrılıyor. Büro hizmetleri, kunduracılık, lokantalar, bankalar, eczaneler, berberler az tehlikeli; tekstil, çeltik fabrikaları, soba üretimi, oto tamiri, tornacılık, ilaç üretimi tehlikeli; maden işletmeleri, inşaat, metal, tersaneler, mobilya üretimi, kimya sektörü çok tehlikeli olarak sınıflandırılıyor.

• 10 kişiden az çalışanın bulunduğu işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili hizmetlerin ilgili meslek kuruluşlarının da desteği ile kamu eliyle verilmesi öngörülüyor.
 

Bu hafta Meclis’e geliyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Cumhuriyet’e yaptığı değerlendirmede, bakanların imzalarının tamamlandığını, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da imzalamasının ardından tasarının TBMM’ye gönderileceğini söyledi. Tasarının bu hafta içerisinde Meclis’e geleceğini belirten Çelik, Türkiye’nin iş sağlığı ve güvenliği alanında Avrupa ile karşılaştırıldığında iyi bir noktada olmadığına dikkat çekti.

Çelik, mevcut uygulamada 50’nin üzerinde işçi çalıştıran işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu olduğuna işaret ederek şunları söyledi: “50’nin üzerinde işçi çalıştıran işyeri sayısı 28 bin. Oysa Türkiye’de 1 milyon 426 bin işyeri var. 28 bini çıktığınız zaman 1 milyon 398 bini 50’nin altında işçi çalıştıran işyeri olmuş oluyor. Tabii ki 28 bin işyerinde yoğun bir istihdam var. Yaklaşık 3 milyon civarında ama 50’nin altında işçi çalıştıran işyerlerinde de büyük bir rakam var. İş kazalarının yüzde 57’sinin 50’nin altında işçi çalıştıran işyerlerinde olduğunu görüyoruz. Böyle olunca bu yasayı bütün çalışanları kapsayacak şekle dönüştürdük. 1 kişi de çalışsa, 10 kişi de çalışsa, 1000 kişi de çalışsa fark etmiyor, bütün işyerlerini kapsıyor.”

‘Bir milyon işyeri denetlenemez’

Bakan Çelik, 1 ile 9 işçi çalıştıran işyerlerinde bizzat kamunun maliyet yükünü üstleneceğini, iş sağlığı ve güvenliği denetimini yapacağını, yaptıracağını söyledi.

Bakan Çelik, 10 ile 49 işçi çalıştıran işyerlerinde ise iş sağlığı ve güvenliğinin “hizmet alımı” yöntemiyle sağlanacağını, denetimleri yapacak iş sağlığı ve güvenliği hizmet birimlerinin de işyerleri ile sorumluluğu paylaşacaklarını belirtti.

Meslek örgütlerinin denetimin kamu yerine şirketlere bırakılmasının yaratacağı sıkıntılara yönelik eleştirileri hakkında da Çelik, “1 milyon 426 bin işyeri var. Yılda denetleyebileceğiniz yer, alacağınız personel sayısı belli. Yani 400 binini denetlersiniz ama 1 milyonu kalır. Bu şekilde kadroları şişirip, çok sayıda müfettiş alıp, buralara hizmet veriyor şeklinde değil tam tersine burada sorumluluk üstlenecek bir yapı kurmak gerekiyor” dedi.