Işık göründü ama...

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, bazı ekonomik verilerdeki düzelmeyi "yokuş aşağı 150 km hızla giden bir aracın hızının 120 km'ye inmesi olarak" değerlendirken, tünelin ucunda görülen ışığın, çıkışı gösterebileceği gibi karşıdan gelen bir araca da ait olabileceği uyarısında bulundu

17 Haziran 2009 Çarşamba, 11:10
Abone Ol google-news

Ankara Sanayi Odası Meclis toplantısında konuşan Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Türkiye ekonomisinin toparlanma sürecinin alışılagelmiş örneklerden farklı olacağına işaret eden Yılmaz, Yatırım talebinin zayıf seyredeceğine dikkat çeken Yılmaz, kriz dönemini kamu borç stoklarında sınırlı bir artış ile atlatan ülkelerin, krizin ardından potansiyel büyüme oranlarına daha çabuk denebileceğine belirterek dengeli bir kamu maliyesi politikası izlenmesi gerektiğini vurguladı. Son çeyrekte büyümenin pozitif olacağına işaret eden Yılmaz, buna karşın yatırım talebinin önümüzdeki dönemde zayıf seyredeceği, yatırım kredi taleplerinde daralma olduğunu vurguladı. Orta Vadeli Mali Çerçeve'nin çizilmesi gereğine dikkat çeken Yılmaz, temkinli olunmasını, ancak moral bozulmamasını istedi.
 

"Tünelin ucundaki ışık karşıdan gelen araca da ait olabilir"

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, makroekonomik göstergelerdeki iyileşmenin artıya geçiş olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Bu verilerin kötüleşmenin hızının azalması olarak görülmesini öneren Yılmaz, durumu daha önce yokuş aşağı 150 km hızlı giden otomobilin hızının 120'ye inmesine benzeterek, "Son dönemde küresel finans piyasalarında göreli bir iyimserliğin yaşandığı görülüyor. Finans piyasalarında yaşanan bu olumlu hava, reel kesime ilişkin göstergelerde de gözleniyor" dedi. Kriz sürecinde ekonominin karanlık bir tünele girdiğine dikkat çeken Yılmaz, "Tünelin sonunda bir ışık göründü. Ancak bu ışık tünelin öbür tarafa çıkışını mı gösteriyor, yoksa üzerimize gelen arabayı mı?" uyarısında bulundu. Piyasalarda iyileşme olarak algılanın sürecin dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, "bu sürdürülebilir bir iyileşmemi, yoksa değil mi zaman içinde ortaya çıkacak. Benim tavsiyem ihtiyatlı olunması gerektiği yönünde" dedi.
 

"Moral bozmaya gerek yok"

2007 yılının ikinci yarısından itibaren ortaya çıkan küresel kriz, finansman imkanlarını ve dış talebi olumsuz etkileyerek, diğer gelişmekte olan ülkeler gibi Türkiye'de de iktisadi faaliyette belirgin bir yavaşlamaya yol açtığına değinen Yılmaz, Son zamanlarda küresel risk algılamalarında gözlenen toparlanma eğiliminin Türkiye'nin risk primine, yurt içi piyasa faizlerine ve döviz kurlarındaki oynaklığa olumlu yönde yansıdığını belirtti.
Batıda bankacılık sektöründe yaşanan sıkıntılar nedeniyle küresel ekonomik krizin başladığı ve derinleştiğini anımsatan Yılmaz, 2001 krizi sonrasında Türkiye'de bankacılık sektöründe önemli bir toparlanma yaşadığının altını çizerek, bu nedenle Türkiye'nin krizden erken toparlanma ihtimali bulunduğuna değinerek, moral bozmaya gerek olmadığını vurguladı.
 

"Sanayi üretimi istikrar kazanacak"

Mevcut göstergelerin, gelecek 3 ay içinde beklenen siparişlerde bir toparlanma yaşandığına ve 2009 yılının ikinci çeyreğinde sanayi üretiminin istikrar kazanacağına işaret ettiğini söyleyen Başkan Yılmaz, özellikle vergi indirimlerinin etkisiyle Mart ayından itibaren stok eritme sürecinin hızlandığını belirtti. Yılmaz, buna karşın iç talepte gözlenen canlanmanın bir bölümünün tüketim talebinin öne çekilmesinden kaynaklandığının unutulmaması gerektiğini söyledi.

Durmuş Yılmaz, dış talebe ilişkin beklentilerde bir toparlanma yaşandığını söyledi. Nominal olarak hem ihracatta hem ithalatta yüksek oranda düşüşler yaşandığını ifade eden Yılmaz, ancak mevsimsellikten arındırıldığında, miktar bazında (reel) ihracatın son dönemde istikrarlı bir eğilim sergilediğini vurguladı.
 

"Son çeyrekte büyüme pozitif olur"

2009 son çeyrekten itibaren büyümenin pozitif olacağını belirten Yılmaz, son dönemde politika faizlerindeki indirimler ve alınan mali tedbirlerle 2009'un ikinci çeyreğinde Türkiye'de yurt içi talebin göreli olarak istikrar kazanabileceğini görüldüğünü ifade etti. Yılmaz, bu etkiyle son çeyrekten itibaren büyümenin pozitif olacağını öngördüklerini açıkladı.
 

"Türkiye krize direnç gösterdi"

Kriz boyunca Türkiye'nin finans piyasalarındaki oynaklık sınırlı kaldığına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye'nin risk priminde gerçeklesen artışın, diğer birçok yükselen piyasa ekonomisinin gerisinde kaldığını vurguladı. Yılmaz, Türkiye'nin finans sistemi krize, kredi notunun ima ettiğinden çok daha fazla direnç gösterdiğini belirterek, "Ya bizim döviz kuru oynaklığıyla ilgili verilerimizde yanlış var, ya da derece kuruluşlarının notlarında bir yanlış olmalı" dedi.

Türkiye'nin Finansal Stres Endeksindeki bozulmanın diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha sınırlı olduğuna dikkat çeken Yılmaz, birçok ülkenin bankacılık sektörünün, bu ülkelerin finansal sistemleri üzerinde yüksek oranda baskı oluşturduğunu belirtti. Yılmaz, Türkiye'de ise bu baskının düşük seviyelerde kaldığını vurguladı.
 

"Türkiye ekonomisinin toparlanma süreci farklı olacak"

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, Türkiye ekonomisindeki toparlanmanın alışılagelmiş tecrübelerden farklı olacağına değindi. Türkiye ekonomisinin toparlanma sürecini farklılaştıran faktörleri, "Finansmana erişim imkanlarının sınırlı kalması, ihracat pazarlarında toparlanmanın daha geç ve kademeli olması, ihracatta dış talebe duyarlı dayanıklı tüketim ve sermaye mallarının yüksek payı" olarak sıraladı.
 

"Yatırım talebi zayıf seyredecek"

Durmuş Yılmaz, yatırım talebinin bir sürede daha zayıf seyretmesini öngördüklerini açıkladı. Kısa vadede iktisadi faaliyetteki canlanmanın esas olarak özel tüketim harcamalarındaki artıştan kaynaklanacağını belirten Yılmaz, son dönemde bir miktar toparlanma olduğunu, buna karşın süregelen küresel belirsizlikler ve ekonomideki mevcut atıl kapasite dikkate alındığında, yatırım talebinin bir müddet daha zayıf seyretmesini öngördüklerini vurguladı.
 

"Finansal piyasalardaki ek sıklık devam ediyor"

Küresel piyasalarda meydana gelen likidite daralması ve kredi standartlarının sıkılaşması nedeniyle firmalara verilen kredilerdeki azalış eğiliminin sürdüğünü söyleyen Yılmaz, gerçekleştirilen faiz indirimlerine karşın finansal koşullardaki ek sıkılığın kısmen devam ettiğini ifade etti. Yılmaz, Merkez Bankasının sağladığı likidite imkanlarının, piyasadaki likidite sıkışıklığını hafifletmekle beraber, bankaların vade açısından daha önce kullandıkları fon kaynaklarının yerini tutamayacağının unutulmamasını istedi. Bankalardaki en uzun vadeli mevduat 3 ay olduğuna işaret eden Yılmaz, "Ortalama vade daha da kısa. Bankalar konuta 10 yıl, diğer alanlarda da uzun vadeli kredi veriyorlar. Bunu, bugünkü mevduat vadesiyle finanse etmek mümkün değil. Bankalar kriz öncesinde yurtdışından buldukları kredileri TL'ye çevirip uzun vadeli kredileri finanse ediyorlardı. Bugün bu imkan daraldı. Bu imkan, yeniden açılmadan uzun vadeli kredi veremezler. Biz bankaları fonluyoruz. Ancak takdir edersiniz ki; kredi talebinizi karşılayacak boyutta değil" dedi.
 

"Yatırım kredi talebi azaldı"

Kredi Eğilim Anketleri'nin son dönemde yatırım kaynaklı kredi talebinin belirgin bir şekilde azaldığını gösterdiğine dikkat çeken Yılmaz, kredi talebinin esas olarak firmaların mevcut kredilerini yeniden yapılandırma isteklerinden kaynaklandığını, bankaların kredi standartlarını sıkılaştırmalarında ekonomiye ilişkin risk algılamalarının önemli bir rol oynadığını gösterdiğini söyledi.
 

"Karşılıksız çekler ve protestolu senetler arttı"

Durmuş Yılmaz, karşılıksız çıkan banka çeklerinin takas odasına ibraz edilen toplam çek adedine oranı ve protestolu senet tutarlarının ticari kredilere oranında, 2008 yılı Eylül ayından itibaren gözlenen artış eğiliminin devam ettiğini belirtti. Buna göre 2006 yılı sonunda karşılıksız banka çek adedinin takas odasına ibraz edilen toplam çek adetine oranı 5.17, 2007 sonunda 5.58, 2008 sonunda 7.87 olarak gerçekleşti. 2009 yılı verilerine bakıldığında bu oranın mart ayında 10.40, Mayıs ayında ise 7.18 oldu. Protestolu senet tutarlarının (12 aylık birikimli) toplam ticari kredilere oranı ise 2006 sonunda 3.17, 2007 sonunda 3.34, 2008 sonunda 3.19, 2009'un ilk üç ayında 3.52, Nisan sonu itibariyle ise 359 oldu.
 

"ÖTV ve KDV indirimleri enflasyonu artıracak"

Hükümetin açıkladığı ÖTV ve KDV paketinin enflasyonu artıracağını açıklayan Başkan Yılmaz, otomobil, beyaz eşya ve sigara gibi kalemlerde hayata geçirilen yeni düzenlemeyle enflasyonun Haziran ayında yüzde 0.56, Temmuz ayında ise 0.54 oranında artacağını tahmin ettiklerini söyledi. Mayıs ayında tüketici fiyatları yıllık enflasyonu yüzde 5.2 olarak gerçekleştiğine dikkat çeken Yılmaz, enflasyondaki gerilemenin bütün temel gruplarda hakim olduğu, özellikle hizmet kalemindeki yavaşlamanın giderek belirginleştiğine dikkat çekti. Yılmaz, temel enflasyon göstergelerinin yakın dönemdeki seyrinin de enflasyonun ana eğiliminin tarihsel olarak düşük seviyelerde olduğunu gösterdiğini belirterek, "Merkez Bankası, 2008 yılının son çeyreğinde enflasyonu yükselten küresel gelişmelerin tersine dönmesiyle birlikte süratli bir şekilde faiz indirimlerine gitmiş, bu konuda yükselen piyasalar arasında öncü bir rol üstlenmiştir" dedi.
Durmuş Yılmaz, para politikasının asağı yönlü esnekliğini uzunca bir süre korumasının gerekebileceğinin düşünüldüğünü belirtti. Bununla birlikte, iktisadi faaliyete dair toparlanma işaretlerinin belirginleşmesi halinde, faiz indirimlerinde bir yavaşlama veya indirimlere ara verilmesinin gündeme alınabileceğini işaret eden Yılmaz, bankaların likidite yönetimlerini ve aktarım mekanizmasının sağlıklı çalışmasını desteklemek amacıyla, 19 Haziran 2009 tarihinden itibaren temel fonlama aracı olan bir hafta vadeli repo işlemlerine ilave olarak 3 aya kadar vadeli repo işlemlerinin de aktif olarak kullanılacağını açıkladı.
 

"Dengeli kamu maliye politikası izlenmeli"

2009 yılında küresel büyümedeki belirgin yavaşlama ve deflasyon riskini hafifletmek üzere uygulanan dengeleyici maliye politikalarının tüm dünyada bütçe açıklarının hızla artmasına neden olduğunu anımsatan Yılmaz. bu dönemi kamu borç stoklarında sınırlı bir artış ile atlatan ülkelerin, krizin ardından potansiyel büyüme oranlarına daha çabuk denebileceğini belirtti.
 

"Orta vadeli çerçeve gereksinimi"

Orta Vadeli Mali Çerçeve çizilmesi gereksinimine dikkat çeken Yılmaz, "İçinde bulunulan iktisadi konjonktürde kamu kesiminin artan finansman gereksinimi, para politikası kararlarının iktisadi faaliyet üzerindeki olumlu etkilerini zayıflatma potansiyeli taşımaktadır" uyarısında bulundu. Uzun vadeli faizlerin tek haneli seviyelere daha erken gelebilmesi, güçlü ve inandırıcı bir orta vadeli mali disiplin perspektifi verilmesiyle mümkün olabileceğine dikkat çeken Durmuş Yılmaz, Katılım Öncesi Ekonomik Program'da açıklanan orta vadeli bütçe ve borçlanma hedefleri ile uyumlu bir maliye politikası izlenmesinin önemini koruduğunu belirtti.

Yöneltilen bir soru üzerine Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, faiz indirimi kararı alan Merkez Bankası'nın, zamanı geldiğinde faizi artıracağını da söyledi.