İsyan 7 şehirde

İngiltere'de günlerdir süren isyan yayılmaya devam ediyor. Başkent Londra sakin bir gece geçirirken, aralarında Manchester, Liverpool ve Birmingham'ın da yer aldığı 7 şehirde olaylar yaşandı. Olaylarda şimdiye kadar 4 kişi hayatını kaybetti.

10 Ağustos 2011 Çarşamba, 08:02
Abone Ol google-news

İngiltere'de birçok şehre sıçrayan yağmalama, kundaklama ve şiddet olayları şimdiye kadar toplam 4 kişinin hayatını kaybetmesine neden olurken, yüzlerce kişi gözaltına alındı ya da tutuklandı.

Londra olayların başlamasından bu yana dün geceyi sakin geçirirken Manchester, Birmingham, Salford, Liverpool, Nottingham gibi şehirlerde şiddet olayları meydana geldi.
Birmingham'da dün gece bir arabanın çarpması sonucu üç kişi hayatını kaybetti.

Londra'da ise pazartesi günkü olaylarda 26 yaşında bir kişi başından vurularak öldürülmüştü.

Londra sokaklarında dün gece 16 bin polis görev yaptı. Başkentte olayların başladığı cumartesi gününden bu yana yaklaşık 750 kişi gözaltına alındı, 160'dan fazla kişi de tutuklandı.

İngiltere genelinde ise Manchester ve Salford'da 113, Birmingham, Wolverhampton ve Batı Bromwich'de 109, Liverpool'da ise 50 kişi gözaltına alındı. Nottingham şehrinin merkezinde bir karakola yönelik kundaklama olayının ardından polis, 90 kişiyi gözaltına aldı.

Duggan ateş açmadı

Öte yandan, ülkede dört gündür devam eden gerginliğin başlangıç olayı olan 29 yaşındaki Mark Duggan'ın Londra'nın kuzeyindeki Tottenham semtinde vurularak öldürülmesiyle ilgili, Bağımsız Polis Şikayetleri Komisyonu'ndan (IPCC) açıklama geldi.

Komisyon, Duggan'ın öldürülmeden önce polise ateş etmediğini bildirdi. Yapılan balistik inceleme sonucu, Duggan'ın dolu bir silah taşıdığı, ancak silahın kullanıldığına dair bir kanıt bulunmadığı açıklandı.

Cumartesi günü protesto gösterilerinin başlaması üzerine emniyet yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, Duggan'ın polise ateş açması sonrası vurulduğu söylenmişti.

Görgü tanıkları Duggan'ın polise ateş etmediğini iddia etmişler ve emniyeti protesto etmişlerdi. Tüm şehre yayılan şiddet olayları, cumartesi günkü protesto gösterisi sonrasında başlamıştı.

Öte yandan İngiltere Premier Ligi'nin bu haftaki açılışının, ülkedeki olaylar nedeniyle ertelenebileceği bildiriliyor. BBC'nin haberine göre, konuya ilişkin kararın yarın verilmesi bekleniyor.

Olaylar nedeniyle İngiltere ile Hollanda arasında, bu akşam Wembley Stadyumunda oynanacak dostluk maçı iptal edilmişti.

 

"Polis Sertleşiyor"

İngiliz gazeteleri, siyahi bir gencin öldürülmesiyle Londra'da başlayan ve ülke geneline yayılan yağma, kundaklama ve şiddet olaylarına bugünkü sayılarında da geniş yer verdi.

Times gazetesi başyazısında "İngiliz şehirlerindeki görüntülerin Londra ve ülke için utanç verici" olduğunu yazarak, "polisin şiddeti durdurmak için her türlü aracı kullanması gerektiğini" kaydetti.

İngiltere'nin şehirlerinde yaşananların "ayaklanma" değil, "şiddet olayları" olduğunu savunan Times, Londralıların kendi mahallelerini korumaya çalıştığına dikkati çekti.

Gazete yazısında, Londra'nın Dalston semtindeki Türk toplumunu örnek göstererek, "Dalston'daki Türk toplumu kendi evlerini ve iş yerlerini korumak için harekete geçti, hem kendilerinkini hem de başkalarınkini korudu" ifadesine yer verdi.

Guardian gazetesi, polisin tavrını değiştirdiğini ve sertleştirdiğini "Polis Sertleşiyor" manşetiyle duyururken, olayların İngiliz vergi mükelleflerine maliyetinin 100 milyon sterlini bulabileceğini aktardı.

Gazetenin olaylara ilişkin bir diğer haberinde, Türk ve Kürtlerin, Londra'nın Hackney bölgesinde saldırılar olduğunda, iş yerlerini ve çevreyi koruduklarına dikkati çekildi.

Guardian, Yılmaz Karagöz'ün şu görüşlerini aktardı: "Gece 9-10 civarıydı. Çok sayıda kişi geldi. Dükkanlarımızdan çıktık, polis bir şey yapmamızı istemedi. Ancak polis bir şey yapmadı ve biz onları kovalamak zorunda kaldık. Geri geleceklerini sanmam."

Mahallede yaşayan Debbie Mumdy'nin görüşlerine de yer veren gazete, Mumdy'nin, "Türk toplumunun bölgeyi koruması, bu bölgedeki halkı rahatlattı. Kingsland High Caddesine saldırılmamasını bu kişilere borçluyuz" sözlerine yer verdi.

Daily Telegraph gazetesi, "Anarşi Yayılıyor" manşetiyle, olayların Manchester ve Birmingham kentlerinde büyüdüğüne dikkati çekerken, Independent gazetesi "polisin ateşe ateşle karşılık verme" kararını manşetine taşıyarak, başyazısında olayların sosyal boyutunun yanı sıra siyasi anlamını irdeledi.

Gazete, 2005'te ABD'nin güney kıyılarını vuran kasırganın yıkımına yeterince hızlı müdahale edemeyen dönemin siyasileriyle hafta sonundan bu yana Londra'da yaşananları doğru anlamamakla eleştirilen İngiltere hükümetini karşılaştırdı.

İkisi arasında pek bir fark olmadığını kaydeden gazete, "Bu da İngiltere'nin Katrina kasırgası anı" yorumunu yaparak, "O zaman New Orleans'ı sellerden koruyacak settin yıkılmakta olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu Bush yönetiminin. Benzer bir sav koalisyon hükümeti için de dile getirilebilir. Cameron tatilden döndü, ama otoritesini kurma konusunda pek ikna edici değil" ifadesini kullandı.

2005 yılında Fransa banliyölerinden yaşanan isyanların "zengin kesimlerle yoksul mahallelerin birbirlerinden ayrılmış olmasıyla" açıklandığını anımsatan Independent, şunları kaydetti:

"Son olaylar İngiltere'deki bu ayrışmanın sadece coğrafi olmadığını, zihinlerde de yaşanabildiğini ortaya koyuyor. Bu gençler, zengin İngiliz kentlerinin göbeğinde yaşarken, kendilerini bu kentlerin bir parçası olarak görmüyorlar. Uyarı işaretleri de aslında yıllardır geliyordu, özellikle de Londra'da."

 

"Koruma işini polise bırakın"

İngiltere'nin başkenti Londra'da Türklerin yoğun olarak yaşadığı Enfield bölgesindeki belediye meclisi üyeleri, insanlara olaylara müdahil olmama, polisle irtibata geçme çağrısı yapıyor.

Enfield Belediyesi Toplum Güvenliği Kabine Üyesi Christine Hamilton, belediye meclisinin toplumla işbirliği yaparak yaşanan şiddet olaylarına son vermeye çalıştığını kaydetti.

Olayları "fırsatçılık" olarak değerlendiren Hamilton, "Bunların protestolarla hiçbir ilgisi yok. Herkes birbirini örnek alarak şiddeti yayıyor" dedi. Polisin stratejisinin Enfield bölgesinde başarılı olduğunu savunan Hamilton, bölgeyi koruma işinin polise bırakılması gerektiğini, aksi halde sorunlar yaşanabileceğini vurguladı. Christine Hamilton, "İnsanlara olaylara müdahil olmamaları, polisle irtibata geçmeleri yönünde tavsiyelerde bulunuyoruz" dedi.

Enfield bölgesinin Türk kökenli belediye meclisi üyesi Yasemin Brett de yaşananlara ilişkin, "Olayların nasıl başladığı ve nasıl büyüdüğü hakkında henüz elimizde net bir bilgi yok. Tabii ki birçok gerekçesi var diye düşünüyorum. Çetelerle ilgili bir komisyon üyesiyim. Komisyonda bu çetelerin nasıl geliştiği, gençlerin nasıl bu tür olaylara karıştığıyla ilgili uzun bir araştırma yaptık. Çok sayıda faktör var, işsizlik büyük rol oynuyor. Biliyorsunuz işsizlik oranı 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki en yüksek rakamlara ulaşmış durumda. Bunun dışında bazı kesintiler söz konusu ekonomik anlamda, bu da bir etken olabilir" diye konuştu.

Brett, olayların hızla yayılmasında gençlerin sosyal medyayı hızlı bir şekilde kullanmasının etkili olabileceğine dikkati çekti.

Bazı iş yerlerinin olaylardan etkilendiğini belirten Brett, "İşyerleri iş vergisi ödüyorlar, eğer birkaç gün magazalarını kapatmak zorunda kaldılarsa o günler için vergiden muaf tutulabilirler. Bizlere müracaat edebilirler" dedi.

Yasemin Brett, olaylara katılanlar arasında Türkler olup olmadığı sorusuna, "Böyle bir bilgi bize gelmedi" yanıtını verdi. Olayları kınadıklarını ifade eden Brett, Türk toplumu arasında küçük ve orta ölçekli işyerleri olan çok sayıda kişinin olduğunu ve bu olaylardan endişelenebildiklerini kaydetti.

Polisle işbirliği içinde olduklarını ifade eden Brett, "Bizlere başvurabilirler, elimizden geleni yapacağız. Tabii ki biz polis değiliz, ama sosyal anlamda destek vereceğiz" diye konuştu.
 

"Polis sayısı yetersiz kaldı"

Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir diğer bölge olan Hackney'nin Belediye Meclisi üyesi Feryal Demirci ise Tottenham'daki olayların Hackney'ye sıçramasını beklemediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Ancak polis twitter ve facebook aracılığıyla Hackney'de olaylar çıkabileceği konusunda uyardı. Belediye binasını boşalttık ve esnafa elimizden geldiğince haber verdik. Gençler önce belediye binasının önünde toplandı, polisler de geldi, ancak sayıları yetersizdi. Bir süre bekledikten sonra etraftaki mağazalara saldırmaya başladılar. Polis sayısı az olduğu için yetersiz kaldı. Mağazaları yağmaladılar, arabaları yaktılar, çok acı olaylar yaşandı. 20 tane araç yakıldı. Hackney için de gençler için de acı bir olay."

Esnafa mağazalarını kapatmalarını söylediklerinde çok ciddi bir şey beklenmediğini ifade eden Demirci, kepenklerini kapatan mağazaların bile yağmalandığını, halkın kendini korumak zorunda kaldığını ifade etti.

Demirci, esnafın kendini koruyacak duruma getirilmemesi gerektiğini belirterek, İngiliz hükümetini eleştirdi. "Başbakan yoktu, Belediye Başkanı yeni geldi, Londra'yı kim yönetiyor diye soruyorlar" diyen Demirci, esnafın polis olmasına rağmen korku içinde olduğunu, mallarına zarar gelmesini istemediklerini kaydetti.

Bu arada, Londra'nın kuzeyindeki Türk esnafın birçoğunun polisin de isteğiyle kepenklerini kapattığı dikkati çekti. İngiliz polisinin ise dün gece boyunca Londra sokaklarında yoğun güvenlik önlemleri aldığı gözlendi.
 

Aşırı sağ tehditi

İngiltere'de aşırı sağcılar, ülkede yüzlerce gencin katıldığı gösterileri bastırmak için sokaklara dökülmeye hazırlanıyor.

Aşırı sağcı örgüt İngiliz Savunma Ligi'nin lideri Stephen Lennon, Associated Press ajansına yaptığı açıklamada, örgütün bin kadar üyesinin, örgütün merkezi olan Luton'da ve Manchester dahil olmak üzere kargaşanın yaşandığı diğer bölgelerde sokaklara dökülmeyi planladığını söyledi.

Lennon, örgütün bazı üyelerinin, şimdiden göstericileri dağıtmaya çalışmak için gruplar halinde gezdiklerini ifade ederek, yüzlerce kişinin bugün ilerleyen saatlerde kendilerine katılacağını kaydetti.

Stephen Lennon, "Ayaklanmaları durduracağız, polis bununla baş edemiyor" dedi.

İngiliz Savunma Ligi'nin, Norveç'te 22 Temmuz'da başkent Oslo ve Ütoya Adası'ndaki kanlı saldırıları düzenlediğini itiraf eden Anders Behring Breivik'e ilham kaynağı olduğu belirtiliyordu.