Kadınlar kendi hayatını yoğuruyor

Kimi eşinden boşanmış, kimi çocuk okutan 160 kadın, kendi paralarını kazanıp ayaklarının üzerinde durmayı başarıyor.

21 Ekim 2016 Cuma, 20:13
Abone Ol google-news

Göçmen Börekçisi, 2004 yılında kurulduğunda, evde yapılan anne böreğini satıyordu. Şimdi, Koceli’deki fabrikada, günde 3.5 ton börek üretiyor. Hiç çalışmamış, ihtiyacı olan, eşinden boşanmış ya da üniversitede çocuk okutan 160 kadına da istihdam sağladı. Kadınlara eğitim vermek üzere de bir vakıf kurdu. Firmanın Genel Müdürü Tanju Taner Dönmez, “Hedefimiz kadın çalışan sayısını 500’e çıkarmak. Annemle yola çıktık. Emeğin gücüne güvendik. Makineleşmeyi düşünmüyoruz. Şimdi, 57 şubemiz var. Yıl sonuna kadar 8 şube daha açacağız” diyor. Dönmez ile 6 bin 700 metrekarelik üretim tesisini gezdik. İlk kez iş sahibi olan kadınların hikâyelerine kulak verdik.

‘Artık söz sahibiyim’

Çeşminaz Kara (46), 3 çocuk annesi. Fabrikada 6 yıldır çalışıyor. İşe başlayacağı zaman eşini zar zor ikna etmiş. Kara, şunları söylüyor: “Çocuklarıma, eşime destek oluyorum. Ben okumadım ama çocuklarım okusun diye çalışıyorum. Şimdi eşim de beni destekliyor. Artık ben de masaya yumruğumu vurabiliyorum. Söz sahibi olmak çok güzel bir duygu.”

‘Benim için hayaldi’

Fadime Şahin (45), ekibe 3 yıl önce katıldı. Bir çocuğu tarih öğretmenliği bölümünden yeni mezun olmuş. Diğeri ise üniversiteye hazırlanıyor. Şahin, çocuklarını kendi kazandığı parayla okuttuğunu söyleyerek, “Önceden, evde elişi yapıyordum. Boş oturmayı sevmiyorum. Çalışan bir kadın olmak benim için hayaldi. Eşimle çok mücadele ettim, başardım” diyor.

‘Okula da başladım’

Hatice Okur (33), üç çocuk annesi. İşini çok seviyor. Okur, “Ekonomik bağımsızlığınızı kazandığınızda

hayat gerçekten farklılaşıyor. Ortaokul mezunuyum. Açık liseye devam ediyorum. İşe başlayınca eğitimimi de tamamlamak istedim” diyor.

‘İlk maaşımı alınca ağladım’

Fatma Ordu (46), şiddet gördüğü eşinden 4 yıl önce boşanmış. İki çocuğuna şimdi kendi bakıyor. Göçmen Börekçisi’nde işe başladığından beri eve ekmek götürme kaygısı yaşamadığını söylüyor. Ordu, “Altı yıl önce ilk maaşımı alıp, markete gittiğimde ne alacağımı şaşırdım. Sonra koştum, komşumun kapısını çaldım, ağlayarak elimdeki paraları gösterdim, ‘abla bu paraların hepsi benim mi?’ dedim. Boşanmadan önce bazen evlere temizliğe gidiyordum. O parayı da o elimden alıyordu. Boşandıktan sonra ailem de benimle konuşmadı. Kimsem yoktu. Çalışmaya başladım, herkes yanımda. Şuna inanıyorum; bir kadının istedikten sonra başaramayacağı hiçbir şey yok” diyor.

‘Beraber çalışmak keyifli’

Rabia Gülbin (53), dört çocuk annesi. Göçmen Börekçisi’nde çalışmaya başladıktan sonra, ilk kez, kendi ayakları üzerinde durduğunu hissetmiş. Ekonomik özgürlüğün verdiği gücü keşfetmiş kadınlardan biri. İş kadını olmanın gururunu yaşadığını söyleyen Gülbin, şöyle devam ediyor: “Bunca yıl eşimin parasını yedim. Bu önyargı yanlış ama ev kadını dendiğinde böyle algılanıyor. Şimdi, beraber çalışıp beraber yiyoruz. Bu ayrı bir keyif.”