Kar yağışı nasıl oluşur?

Yarattığı beyaz örtüyle her kış mevsiminde hayranlık uyandıran kar yağışı, aslında su taneciklerinin aşırı soğuk ile karşılaşması sonucu oluşuyor. Su taneciklerinin yağmura dönüşmeden kar haline gelmesi, çok hızlı bir şekilde gerçekleşiyor.

15 Şubat 2021 Pazartesi, 17:07
Abone Ol google-news

Büyükten küçüğe herkes için bir eğlence kaynağı olan ve kış mevsiminin sembolü olarak kabul edilen kar, bulutları oluşturan minik su tanelerinin soğuk hava ile karşılaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşiyor. Beyaz, parlak, çoğunlukla altıgen şekilli, buz kristallerinden oluşan bir yağış çeşidi olan kar, 0 °C altında su buharının yoğunlaşması ile oluşuyor. 

İşte kar yağışının yeryüzüne düşüş hikayesi…

Teknik olarak bakıldığında dağlara ve diğer soğuk bölgelere düşen kar aslında donmuş sudur. Küçük donmuş su kristallerinden oluşur. Bir kar tanesi veya bir buz kristali, altıgen, yıldız gibi şekillerle atmosferden düşen buz kristallerinin birleşimidir. Yeni yağmış kar, güneş sıcaklığının yüzde 90’ından fazlasını atmosfere geri yansıtır.

Güneş ışınlarından dolayı, denizler, nehirler, göller ve göletlerden sürekli olarak bir buharlaşma gerçekleşir. Su buharının atmosferdeki havadan daha hafif olması sebebiyle, su buharı atmosferde yükselir ve bulutlara dönüşür. Yukarılara çıkıldıkça sıcaklığın azalması nedeniyle havanın su buharını tutma kapasitesi azalır. Belirli bir yükseklikte hava, su buharı ile aşırı yüklenir.

Su buharı ve nem ile dolu havanın aşırı doymuş bir durumda olduğu bilinmektedir. Havanın daha fazla soğumasından sonra su buharı, kar parçacıklarına dönüşür. Bu parçacıklar birbirleriyle birleşerek kar kristallerini oluşturur. Hava bu parçacıkların ağırlığını taşıyamazsa, dünya yüzeyine kar taneleri olarak düşmeye başlar.

HER BİR KAR TANESİNİN KRİSTAL YAPISI FARKLI

Çok sayıda kar kristal çeşidi olmasına rağmen hepsi altı köşelidir. Kar tanelerinin kristal yapıları birbirinin tıpa tıp aynısı değildir. Mikroskopla büyütülen kar taneleri üzerinde yapılan araştırmalarda, kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlanmamıştır. Kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan Amerikalı Wilson Bentley elli yıl boyunca sürekli kar kristali fotoğrafı çekmiştir. Elde ettiği 6 bin resim içinde kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlayamamıştır.

Daha sonraları da diğer bilim insanlarının sürdürdüğü çalışmalar neticesinde şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü taşıyan iki kristal bile bulunamamıştır. Aynı koşullarda oluşan kar kristallerinin birbirlerine benzer olmaları, oluşum ortamları birbirine ne kadar çok benzerse, o kadar olasıdır. Birbirinin aynısı iki kar kristali 1988 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin Wisconsin eyaletinde tespit edilmiştir.

KAR YAĞIŞI ÇEŞİTLERİ

Kar tanelerinin şekli ve niteliğine göre farklı isimlendirmeler yapılır.

Bunlar:

  • Lapa lapa: Durgun havada, çok soğuk olmayan ortamda birleşen kar tanelerinin çapı 1 santime yaklaşır. İri taneler halinde gerçekleşen yağışa kuşbaşı kar veya lapa lapa adı verilir.
  • Sulusepken (Sulu kar): Atmosferin üst kısımlarında fazla soğuk olmayan havada oluşan kar taneleri, yere yakın alanlarda artan sıcaklıktan dolayı erirler. erime ile yağmur veya karla karışık yağmur oluşur. Bu yağışa sulu kar veya sulusepken adı da verilir.
  • Graupel (Bulgur): Normal kar tanelerinden daha küçük, yuvarlak, sert taneciklerdir. Çevresi ince bir buz tabakası ile kaplı olan taneler yere hızlı düşer ve zıplar.
  • Kuru kar: Aşırı soğuk ve nem oranının düşük olduğu havalarda, çapı 1 mm'den küçük kar kristalleri oluşur. Yerde ince bir kar tabakası oluşturan kar hemen erimediğinden çevreyi ıslatmaz.
  • Tipi: Kar yağışının, 56 km/s'tan hızlı rüzgarlarla birlikte oluştuğu durumdur. Görüş mesafesi düşer, yürüyüş güçleşir.

KAR YAĞIŞININ DAĞLARDA DAHA SIK GÖRÜLMESİNİN SEBEBİ NEDİR?

Dağlarda kar yağışının daha çok görülmesi temelde iki sebebe bağlıdır, bölgenin deniz seviyesinden yüksekliği ve bölgenin Ekvator‘dan uzaklığı. Bölgenin yüksekliği ne kadar yüksek olursa, düzenli kar yağışı alma olasılığı o kadar fazla olur. Benzer olarak, Ekvator‘dan ne kadar uzak olursa, bölgede kar yağışı olasılığı da o kadar artar.

Atmosferde oluşan kar miktarı oldukça büyük olmasına rağmen, bunun sadece küçük bir kısmı dağlara kar olarak düşer. Kalan kısım yağmur olarak çiseler, çünkü su buharı bulutunun dağ yamacından geçerken sıcaklığı yükselmeye başlar ve erimesine neden olur. Bunun sonucunda da aslında kar olarak yağması gerekirken suya dönüşür. Bu nedenle, sıcaklığın daha fazla olduğu bir ova bölgesinde kar yağışı görmek çok nadirdir.