Karikatürün ötesiydi

Heykeltıraş Hasan Fehmi Hızal ile “Çizginin Efendisi” diye tanımladığı Turhan Selçuk’u ve yeni sergisini konuştuk.

21 Aralık 2018 Cuma, 22:47
Abone Ol google-news

Şişli Belediyesi Sanat Galerisi’nde heykeltıraş Hasan Fehmi Hızal’ın karikatürist Turhan Selçuk’un çizgi kahramanları üzerine yaptığı heykel çalışmaları sanatseverlerle buluştu. “3. Boyutlu Turhan Selçuk Çizgi Kahramanları Heykel Sergisi” başlıklı serginin açılış sunumunu Cumhuriyet Vakfı Başkanı Alev Coşkun yaptı. Sergi 14 Ocak 2019 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Hızal ile “Çizginin Efendisi” diye tanımladığı Turhan Selçuk’u ve yeni sergisini konuştuk. Sanatçı, “Bir karikatür sanatçısının bu kapsamda ve akademik endişelerle heykelin konusu olması bir ilktir.
Turhan Bey, daha önce bir ilk yaşadı ve Abdülcanbaz bir tiyatro oyunu oldu. Dolayısıyla bütün bunlar Turhan Selçuk’un karikatürün ötesinde olduğunu ve diğer sanatların konusu haline gelmesi bakımından onun önemini ortaya koyuyor” dedi.

Az çizgiyle çok şey ifade ediyor

Neden “Çizginin Efendisi” size göre Turhan Selçuk?
Turhan Selçuk’un çizgi dili son derece arı, duru ve sade. Onun o grafolojik işaret sistemini minimize ettiğimizde sonuçta düz çizgiler var sadece. Bir esler var, bir de çeyrek esler var... Bütün bu yaptığı işleri düz, es ve çeyrek eslerle tamamlıyor. Hat sanatının o aşırı dikkatli çizgi ve kompozisyon tekniğini de sanki karikatür çalışmalarında kullanan bir yapısı var. Bunlardan çok bahsetmez ama... Ben baktığımda öyle görüyorum. En az çizgiyle en fazla şeyi ve yetersizlik duygusu uyandırmadan ifade etme kapasitesine sahip bir sanatçı. O bakımdan çok önemli. Benim için o nok tada her zaman çizgi dili bakımından tüm zamanların en büyük çizeri. Zaten öyle algılamasam, benim çalışmalarımı karikatür temelli başka bir sanatçı oluşturabilirdi. Yerli ya da yabancı. Ama ben bütün onları analiz ettim, Turhan Selçuk’ta karar kırdım. Hiçbir endişem olmadı. Çünkü hafif bir yetersizlik görsem, yabancı bir karikatür sanatçısını da baz alabilirdim aslında.

Turhan Selçuk’un arkasındaki kültürel birikim hakkındaki görüşleriniz neler?

Turhan Selçuk’un arkasındaki hiciv birikimi, Anadolu hiciv geleneği zaten. İçerisinde Nasreddin Hoca’dan, Bektaşi fıkralarına karşı bir gelenek var. Buradaki yaklaşım biçimsel hicivden ziyade daha içeriksel ve kavramsal bir mizah. Bir tür Amerikan mizahı değil yani. Şekil üzerinden anlık güldürmeye dönük, ama düşünme yanı zayıf olan bir yaklaşım değil. Zaten kendisi bazı çalışmalarında şöyle der: “Mizah ciddi bir iştir. Ben insanların fiziki bir özürü üzerinden onları hicvetmem. Bu beni ilgilendirmez” der. Bir tür kavramsal mizah tarafında olduğunu söyler. Karikatür tarafında 70’li yıllardan bu yana biçimsel yaklaşımlar da var. Onun en karşı ve en üst noktasında durur Turhan Selçuk. O da benim ilgimi çeken bir şeydir.

Cumhuriyet aydınlanmasının bir ürünü

Sizin de karikatür çizdiğiniz zamanlarda başınıza bir takım işler gelmiş, Turhan Selçuk’u bir nevi “kader ortağı” mı görüyorsunuz?

Öyle tabii. Aslında o Cumhuriyet aydınlanmasının yarattığı bir tipoloji Turhan Selçuk. Biz onlardan sonraki kuşak olmakla birlikte onların ciddi etkilerini yaşıyoruz. Benim babam mesela Köy Enstitüsü mezunuydu.

O kültürel değerlerden hareket eden bir insandı. Onların bizim üzerimizde büyük etkisi var. 1930’lu yıllarda ivme kazanan Türk modernizminin bir tür kültürel taşıyıcıları onlar.

İstanbul’da sergi açma fikri nasıl oluştu?
Ben geçen yıl Kızıltoprak’ta İMOGA Sanat Galerisi’nde bir sergi açmıştım. O zaman Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu Bey ile Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü Bey, kültürden birkaç araç ve insanla birlikte gelmişlerdi. Orada yüz yüze görüştük ve tanıştık. O zaman sergi istemişti Hayri Bey...

Turhan Selçuk’un yaşayan karakterleri

Peki, nasıl bir sergi olacak?

Biz aslında Turhan Selçuk’u tanımlıyoruz. Bu ilk aşamamız. Anatomik olarak tek tek figürlerini tanımlayacağız. Taşınabilir olması için daha ufak boyutta tuttuk heykelleri. Dolayısıyla yüz hatları çok belirgin olmadığı için bir de büst serisi koyduk, portreleri tanımlamak açısından. Daha sonraki aşamalarda 2’li 3’lü kompozisyonlar oluşturacak ve oralarda bir şeyler anlatacaklar. Oradan bir iki örnek var bu sergide. Henüz o safhaya yeni geçiyoruz. Ondan sonra da günümüzün siyasi aktörleriyle yan yana gelebilecek Abdülcanbaz, Tarzan ya da bir başkası. O karakterleri güncelleyeceğiz ve günümüzün yaşayan karakterleri haline getireceğiz. Çünkü Turhan Selçuk’un oluşturduğu o karakterler aslında sosyal hayatta karşılaştığımız, yaşayan karakterler... 5-10 yıl daha biz bu sergiyle ilgili üretmeye devam edeceğiz. Sergi birinci aşamasında, ikinci aşamadan da birkaç örnek taşıyor diyebiliriz. Ben bu sergiyi İstanbul’un önemli semtlerinde dolaştıracağım.