Keşfedilen ama hâlâ direnen: İassos

İassos antik kenti, Güllük Körfezi'nin en ucunda kurulmuş. Bodrum’un Milas yönünü geçince, yarımadanın en kuzeyinde.

24 Nisan 2021 Cumartesi, 15:58
Keşfedilen ama hâlâ direnen: İassos
Abone Ol google-news

İassos, veya Kıyıkışlacık mahallesini ilk gördüğüm zamanı hatırlıyorum. 20 sene evveldi. Denizin yanında, antik kent kalıntıları ve muhteşem Ege tadıyla beni büyüleyen bir köydü. Tek lokanta vardı o zaman. Yoksa yan yana iki tane miydi, çok net hatırlayamıyuorum. Sohbetin çok uzadığı bir akşamdı. Lokantanın sahibi, çalan Ege türkülerine dayanamamıştı. Nasıl büyülü bir geceydi…

İassos antik kenti, Güllük Körfezi'nin en ucunda kurulmuş. Bodrum’un Milas yönünü geçince, yarımadanın en kuzeyinde. Hele bu dönemde, Bodrum yarımadasının her metrekaresi tıklım tıklım doluyken, İassos, veya Kıyıkışlacık mahallesi, komşu mahalleleren oranla, bomboş. Ne müzik sesi ne de tekne turu çığırtkanları var. Bu münzevi sakinlik, insanı önce şaşırtıyor. Ruhun yerine gelmesi, dalgayı, taşı, kalıntıyı algılaması biraz zaman alıyor.

İassos isminin anlamı, “toprak ana şehri” imiş. Liman kenti. Agora, tiyatro, tapınaklar, neredeyse tüm şehri görmek, hissetmek hala mümkün. Şehir ilk kurulduğunda, bölgenin bir ada olduğu yönünde güçlü kanıtlar var. Milattan önce 2900 yılından bahsediyoruz kabaca. Zamanla ana kara ve ada arasındaki en sığ geçite sürüklenen kum, alüvyon ve çakıllarla, bu ada kenti, ana karayla, yani kutsal Anadolu topraklarıyla birleşmiş. Sonrasında ticaret biraz daha gelişmiş. Halkının okumaya, eğitime çok düşkün olduğu, yerleşik bir halk olduğu sanılıyor. Mezarlıklar, yağhaneler, okulların kaıntıları, bize bugün ne hikayeler anlatıyor.

İlk yerlelşimin MÖ 3 binlerde olduğu sanılıyor. Daha çok balıkçılıkla uğraşan bir halkı varmış. Toprak bereketsiz, ticaretse Efes’in yanında sönükmüş. Erkek çocuklar denizde yıkanır, yunuslarla yüzerlermiş. MÖ 3. Yüzyılda basılan madeni paralara bile yunuslarla yüzen çocukların çizimleri konmuş. Ünlü tarihçi Strabon, yunuslarla yüzmneye giden ve bir daha kendisinden hiç haber alınamayan Iassoslu oğlan çocuğunun hişkayesini anlatmış yazıtlarında.  

İassos, her antik kent gibi, zamanla saldırılar karşısında zayıflamış: Halk, göç dalgalarıyla kenti terk etmiş. Daha çok da Efes’e yerleşmişler. Yüzlerce yıl kimsesiz, sessiz, müziksiz kalmış. 

Kıyıkışlacık köyü, şimdiki haliyle 1929 yılında kurulmuş. Ondan önceki dönemde, bütün köy Rumların çalıştırdığı bir çiftlikmiş. Mübadele, toprağını terke eden her iki yakanın halkı; gerisi gayet iyi bildiğimiz hikayeler. Ama dediğim gibi, buranın asıl geçmişi, 3 bin yıl önceye dayanan bir Karya şehri. Rivayete göre, şimdi olduğu gibi, o zamanlarda da bir balıkçılık ve zeytincilik bölgesi. Çocuklar o kadar güzel yüzerlermiş ki, yunuslar Iassoslu gençlerle arkadaşlık yapmaya başlamışlar. Derken bir gün, bir yunus, Iassoslu bir genci açıklara kadar götürmüş. Uzun süre haber alınmayan çocuk, öldüğü düşünülürken bir gün çıkıp gelmiş. Bu olaydan sonra, yunusla yüzen çocuk deseni Iassos paralarında kullanılmaya başlanmış. 500 yaşındaki ağaçlar, bölgenin aynı zamanda da bir zeytincilik merkezi olduğunun yaşayan kanıtları. Bir diğer önemli bulgu da, Iassos’un mermer yatakları merkezi olduğu. Hatta buradan çıkartılan kırmızı mermerler, Ayasofya’da kullanılmış. Bu korunaklı liman kentinde yenen, hâlâ ilkel yağhanelerde sıkılmış olan zeytinlerden elde edilen zeytinyağının tadı, bir ömür akıllardan çıkamıyor...

ANTİK KENTİN İÇİNDEN DENİZE GİRMEK MÜMKÜN

Kazı çalışmaları, 1960 yılından beri İtalyanlar tarafından yapılıyor. Şehrin hemen girişindeki antik kentte, değişik dönemlere ait kalıntılara rastlamak mümkün. Tiyatro ve tapınak kalıntıları etkileyici, tabelalar oldukça bilgilendirici. Ayrıca, bugün denizin ortasında kalan mendirek ve gözetleme kulesi de antik kent kalıntılarının devamı. Iassos'ta birkaç pansiyon ve az sayıda otel var. Tepeler yazlık sitelerle dolmuş, ayrı mevzu. Sahil bandı sit alanı, en az hasarla bugünlere kadar gelmeyi başarmış neyse ki. 

Ayrıca, hemen Kıyıkışlacık girişindeki antik kent kıyısından denize girebilirsiniz ama en yakın doğal plaj, 20 dakikalık araba mesafesinde. Halkı, turiste yeni yeni alışıyor. Sadece iki lokantada, döne dolaşa aynı yemekler yeniyor üstelik.

Buna rağmen tam bir tatil beldesi. Tatilden ne istediğinizle alakalı olarak tabii. Bakkalda, hala gerçekten sayfa çevşirmeyi seviyorsanız, gazete de var yenecek ekmek de. Çantanıza atacağınız iki kitap, isterseniz müzik dinleyeceğiniz bir hoparlör veya kulaklık ve yanınıza bir dost; işte gerekenler sadece bu kadar. Yürüyüşler, tarih, deniz, yıldızlar, lacivert deniz; hepsi sizin nasılsa. 

EN İYİSİ ARAÇLA GİTMEK

Kendi aracınızla gidiyorsanız, Milas-Bodrum karayolundan, Akbük ve Kıyıkışlacık sapaklarını takip ederek ulaşıyorsunuz. Otobüsle gidiyorsanız, Bodrum'dan sonra Milas'a gidip, Kıyıkışlacık minibüslerine biniyorsunuz. Bu arada, Bodrum Havaalanı'na sadece 26 km uzaklıkta. Şehirlerarası geliyorsanız, Bodrum'a uçup taksiyle ulaşmak galiba en kolayı. Ben ay başından beri Bodrum’dayım. Tırlar, inşaat kamyonları, beton makineleri arasında son derece keyifsizim. Güney Florida’nın hiç sevmediğim kalabalığı, burada bir de düzensizlik çöp yığınları ve kanunsuzlukla karışmış. Her yer inşaat, her an gürültü, her köşe moloz ve çöp. Üstelik dikkatinizi çekerim, daha neredeyse kış burada.

Ama gerçek bir gezi, gerçek bir dinlenme, uzaklaşma, arınma için, bir saat araba kullanmak yeterli. Milas köylerini de sonra anlatırım, bana müsaade, daha kimseler cesaret edemezken, ben kendimi buz gibi sulara bırakayım!