"Koronavirüse karşı sağlıklı gıda sistemini kurmalıyız"

Tüm dünyayı sarsan koronavirüs salgını, aynı zamanda gıda güvenliği ve gıda sağlığının önemini de ortaya koydu. Ülkemizde de her geçen gün artan vaka sayısı, ülkemizin kaynaklarını verimli kullanması bir kez daha hatırlattı. Geleneksel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Derneği (GÜCİSDER), Türkiye'nin bu salgından kurtulması yollarından birinin kendine yeterli ve sağlıklı bir gıda sistemini kurmak olduğuna dikkat çekti ve stratejiler çizilmesi gerektiğini belirtti.

27 Mart 2020 Cuma, 15:09
Abone Ol google-news

Tüm dünyayı sarsan koronavirüs salgını, aynı zamanda gıda güvenliği ve gıda sağlığının önemini de ortaya koydu. Ülkemizde de her geçen gün artan vaka sayısı, ülkemizin kaynaklarını verimli kullanması bir kez daha hatırlattı. Geleneksel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Derneği (GÜCİSDER), Türkiye'nin bu salgından kurtulması yollarından birinin kendine yeterli ve sağlıklı bir gıda sistemini kurmak olduğuna dikkat çekti ve stratejiler çizilmesi gerektiğini belirtti. 

GÜCİSDER'den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: 

"Küresel düzeydeki Coronavirüs vak’ası insanlarda gıda güvencesini ve gıda güvenliğini kaygı olarak en ön sıraya koydu. Çünkü tüm canlılarda olduğu gibi insanların da en temel gereksinimi doyma yani besin-gıdadır. Sanayi devriminden sonra her alandaki artışlar, kullanılan kimyasallar, yeşil devrim vd. bizi yeniden kaybettiğimiz değerler üzerinden sağlıklı bir tüketime doğru yönlendirmeye başladı. Coronavirüs vak’ası gösterdi ki, dünyadaki hiçbir şey insanların beslenmesinden ve yaşamını sürdürmesinden daha önemli değildir. Bunun için her ülke, her toplum bugünlerde gıdayı, kendine yeterliliği daha çok konuşur oldu. Sınırlar kapanıyor, para ile her şey alınamıyor, gıda da alınamıyor. O zaman ne yapmalı? Türkiye gibi, geleneksel ürünler açısından zengin, coğrafi işaretli ürünler potansiyeli yüksek ülkeler kendi özüne yani değerlerine bir değerler sistemi içinde daha fazla sahip çıkmalıdır. GÜCİSDER (Geleneksel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Derneği) olarak diyoruz ki; kendine yeterli ve sağlıklı bir gıda sistemini daha fazla önemsemeliyiz ve bunun için stratejiler, öncelikler geliştirmeliyiz Bunun da en önemli araçları geleneksel ürünlerin, yöresel ürünlerin, coğrafi işaretli ürünlerin üretimi ve bunları üretecek aile çiftçiliğinin yaşatılmasıdır. İnsan ve doğa merkezli bir üretim ve yaşam biçimini bunun için daha fazla merkeze almalıyız.  Sadece bugünün kriz ortamında değil, gelecekteki riskleri de bertaraf etmek için potansiyelimizi çok iyi kullanmak zorundayız. İnanıyoruz ki; geleneksel, ürünler, yöresel ürünler, coğrafi işaretli ürünler küreselleşmenin getirdiği ve getireceği risklere, belirsizliklere karşı yerel hareketlerin, kırsal kalkınmanın ve sürdürülebilir üretimin teşvikini sağlayan bir olgu olarak görülürse ve bu kalıcı olarak desteklenirse, Türkiye bugünün ve geleceğin zorluklarından daha rahatça çıkabilecektir. Bu ürünler ile hem kendimize yeteriz ve hem de gelecek kuşakların kendine yeterliliğine şimdiden katkıda bulunmuş oluruz."