Lech Walesa: En karanlık elektrikçi

Polonya'nın eski Cumhurbaşkanı Lech Walesa iş arıyormuş, kendisi dört uğursuzdan biridir...

29 Nisan 2021 Perşembe, 16:43
Abone Ol google-news

Tarihin en çabuk unutulmuş figürüdür Lech Walesa (Lehçe’de Leşek Vavensa diye okunur). Bakmayın bir dönemler “ülkesini özgürlüğe götüren kahraman” gibi allanıp pullanmasına. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasında rolü olan dört uğursuzdan biridir; diğerleri Ronald Reagan, Margaret Thatcher bir de Polonyalı Papa 2. Jean Paul’du, malum.

Meğer iş arıyormuş, Odatv’den okudum. Önce şaka sandım ama Polish News’ta (https://www. polishnews.co.uk/lech-walesais-looking-for-a-job-via-theinternet-he-posted-an-ad-onflexi-pl/) haberin aslını bulunca anladım ki gerçekmiş. Elli yaş üstü iş arayan kişilere yönelik bir internet sitesine verdiği ilanda kendisinden “deneyimli lider, harika konuşmacı, Nobel Barış Ödülü sahibi, 1990-1995 yılları arası Polonya Cumhurbaşkanı” şeklinde söz etmiş. Haberde “Yayımladığı ilanda, aile toplantılarında konuklarla bir araya gelerek fotoğraf çektirip imza verebileceğini de belirten Walesa, ‘Devlet Başkanlarıyla, Krallarla ve Papa ile bir araya geldim. Polonyalı firmalara ilişkin bilgi ve deneyimimi seve seve aktarabilir, Polonya ekonomisinin gerçek değerini inşa etmek için Polonyalı firmaların dünya çapındaki promosyonlarına katılabilirim’ ifadelerini kullandı” da deniyor.

MASRAFI ÇOK

Deneyimlerini gönüllü sunmak istediğini düşünen varsa belirteyim, 6 bin zloti emekli maaşı aldığını ancak eşinin aylık 7 bin zloti harcaması olduğunu belirtiyor Walesa. Yani 7 çocuğu, çok sayıda torundan oluşan geniş ailesini geçindirmek zorundaymış. Dolayısıyla paraya ihtiyacı var. Yıktığı sosyalist Polonya’da iş derdi olmayan bir emekçi iken kapitalizme kavuşturduğu (!) Polonya’da bir devlet başkanı eskisiyken iş aramak durumunda kalması nasıl bir duygudur anlamak isterdim.

İş bulmada yararlı olacağını düşündüğü niteliklerini saymış ama bence çok önemli birini atlamış Walesa, muhbirliğini. Walesa, 1970’lerin başında Gdansk tersanelerinde elektrikçi iken Polonya Güvenlik Örgütü’ne para karşılığı bilgi veriyordu. Bunu ortaya atanlar halen iktidarda olan, sosyalist Polonya’yı beraber yıktığı figürlerin kurduğu gerici, sağcı Hukuk ve Adalet Partisi (PİS). Ayrıca Slawomir Cenckiewicz ile Piotr Gontarczyk adlı tarihçiler de Walesa’nın “Bolek” kod adıyla 1970’ten 1976’ya kadar muhbirliğini sürdürdüğünü belgelediler. Tabii yandaşları iddiaların çürütülemezliği karşısında “aslında yanıltıcı istihbarat veriyordu” diyerek aklama yoluna gittiler faaliyetini. Oysa Walesa güvenlik örgütü mensuplarıyla görüştüğünü, bir belgeyi de imzaladığını kabul etmişti. Alındığı sorgularda güvenlik mensuplarıyla sadece “gevezelik” ettiğini söyleyerek durumu hafifletmeye çalışmıştı. Cenckiewicz ile Gontarczyk’ye göre, Walesa devlet başkanı olduğunda, iddia edilen işbirliğiyle ilgili tüm belgelerin yok edilmesine de çaba göstermiş.

ÇÖKÜŞTEN SONRA

Yani Reagan, Thatcher, Papa 2. Jean Paul en uygun kişiyi bulmuşlar demek ki. Sadece onlar değil, başkaları da keşfetmiş ki daha 1983’de Nobel Barış Ödülü’nü de verdiler. Sonraki yıkımlarının peşin ödemelerinden biriydi bu. Polonya’daki sosyalist yönetiminin elbette dünya kadar hatası vardı. Bunu en çok eleştirenler sosyalistler oldu. Ama o, şahsen bendenizin de “yerin dibine” batırdığımız sosyalist Polonya’nın hiç dış borcu yoktu. Enflasyon nedir bilinmezdi. Walesa sosyalist Polonya’da iş aramak zorunda kalmayacaktı hiç, işsizlik yoktu çünkü. Sosyalizmin çöküşünden sonra Polonya’nın neredeyse nüfusunun yarısına yakını ülkeden kaçtı, kapitalist ekonominin tüm olumsuzluklarını halen yaşıyor Polonya halkı.

Walesa’nın etik açıdan ciddi bir suç işlediği ortada. Belgeler ortaya çıktıktan sonra, ahlak kaygısı olan biri olsaydı 90’larda yapılan seçime katılmazdı. Çünkü işçi “lideri” iken ikili oynayan biriydi Walesa. Savunucuları “İsteseydi kendisine Batı’da sunulan olanakları değerlendirebilirdi, buna rağmen ülkeyi terk etmedi” diyorlar. Doğru olabilir ama Nobel Barış Ödülü’nden gelen para da dahil olmak üzere batıdaki “konferanslarından”, batılı yayın organlarıyla söyleşilerinden hayli para kazandığını bilince neden ülkesini bıraksın ki diye düşünüyor insan.

“Demokrasiye” geçildikten sonra karşılaştığı tüm sorunlarda yalnız bırakıldı Polonya. Ne ABD ne İngiltere ne de Katolik Papalık yanında olmadı hiç. AB’ye alınışı bile sorunlu oldu Polonya’nın. Putin Rusyası etkisini artırdıkça yine önem kazanır gibi oldu bir ara. Batılılar için ihtiyaç duyduklarında kullandıkları aparata dönüştü ülke. Sorumlularından biri işte bu elektrikçidir. Ülkesini karanlığa götüren bir elektrikçi.

İş arıyor. “Karımın harcamaları maaşımdan fazla. Çalışmam lazım” diyerek hem de. “Özgür”, “demokrasiye kavuşmuş” bir Polonya’da söyleyebilirdi Walesa bu lafları.

Nobel paraları suyunu çekince karşılaştığı gerçek budur.