Milli takım uçuyor, kulüpler dibe batıyor! Neden?

Milli takımın başarısı ligimizin dibe vurmuşluğunu gösteren bir fener ışığı olabilir.

26 Mart 2021 Cuma, 11:00
Milli takım uçuyor, kulüpler dibe batıyor! Neden?
Abone Ol google-news

Son yıllarda ülkemizi Avrupa’da başarı ile temsil eden nadir öğelerden en değerlisi Türk Milli Takımı. Öyle ki uzun süredir milli takım ile bağlarını koparmış futbolseverler uzun süre sonra ilk defa “İşte bizim çocuklar” diyerek bağırlarına basabildikleri bir takıma kavuştular. Prim olayları, futbolcularımızın ismini karıştıran teknik direktörler, kaoslar, kavgalar… bıktırmıştı bizi milli takımdan, maç günlerinden haberimiz yoktu. Şimdi öyle mi? Maç gününü iple çekiyor maç sonu kim ne demiş, bir sonraki rakibimiz ne yapmış diye takip ediyoruz. Bu milli takım özel bir takım olduğunu her alanda bize hissettiriyor. 

Milli takımının bu kadar başarılı ve gözde olduğu bir ülkenin ligi de o kadar değerli mi peki? Ya da ona yakın mı? Hiç değil, yanına dahi yanaşamaz! Peki nedir bu farkın ana sebebi? Milli takımın bu başarısı bize ligimizin dibe vurmuşluğunu gösteren bir fener ışığı olamaz mı? 

Her birimizin gurur duyduğu Merih, Çağlar, Ozan, Ali Akman, Yusuf Yazıcı neden ilk fırsatta Avrupa’ya kaçıyorlar? Elbette oradaki organizasyon kalitesi ile mukayese edilemeyecek kadar alt sınıf bir ligimiz var. Kur meselesi bir de. Kurun uçması ile birlikte takımlarımız artık Avrupa ile yarışamıyor. Futbolcularımızı burada tutmanın hiçbir yolu kalmadı. Üzülerek görüyoruz ki artık Türkiye Avrupa’nın gözünde ucuz mal kaynağı. Yetişen genç oyuncuları 300 bin Avro gibi çok yüksek olmayan paralara dahi götürebiliyorlar. Kurun bu kadar yüksek olmasının sebebiyle hiçbir takımımız bu seviyelerde bir teklifte bulunamıyor genç futbolculara. Kurun yüksek olması yöneticilerin oyuncu kaçırma bahanesi olması da cabası. Bir futbolcu sadece para için transfer olsaydı Çin ile Amerika futbolun gözdeleri haline gelirlerdi. Elbette ekonominin güçlü olması önemli ancak tek sebep bu değil hatta ana sebep bu değil.

Süper Lig’in oyuncu kaynağı olması kötü bir durum değil. Ancak genç oyuncuların bizden kaçmaları ile övünmek trajikomik bir durum. Biz futbolcu yetiştirmiyoruz, yetenek göçü veriyoruz. 

Kariyer basamaklarını paranın önüne koymuş idealist futbolcularımız içinse Türkiye bir ihtimal bile değil. Merih Demiral’ın Fenerbahçe’den Portekiz alt ligine transferinde olduğu gibi bu kurak araziden verimli topraklara kaçıyorlar. Kurak olan topraklar değil, yanlış anlaşılmasın, burası futbolcu cenneti. Her sokakta binbir yetenek var, ancak bulup onu işleyecek mekanizma yok. Bahsettiğim kuraklık organizasyon kuraklığı. Genç futbolcularımız bunu biliyorlar. Görüyorlar ki futbolun ve futbolcunun gelişmesi için belli bir sabrın, taktiğin ve organizasyonun olmadığı bir ülkedeler. Bir hocanın ortalama çalışma süresi 1 ay. Hiçbir hocadan bir şey öğrenemeyecekleri bir ligdeler. Bütün hocalar bu 1 ay içerisinde ne kadar puan toplarım derdine düşüyor haliyle. Her an kovulabileceğiniz bir işte risk alıp genç çalışanlarınıza sorumluluk yükler misiniz? 

Biz işte o kaçan çocukların oluşturdukları takımı seviyoruz, alkışlıyoruz. O çocukların neden kaçtıklarını düşünmeden alkışladığımız günün ertesinde Mesut Özil’i Ömer Faruk Beyaz’a, N’zonzi’yi Mustafa Kapı’ya, Karius’u Ersin’e, Sturridge’yi Yusuf Yazıcı’ya tercih ediyoruz. 

Sonuca gelirsek bütün genç futbolcularımız bir şekilde bu kavganın ve kaosun futbol yerine tercih edildiği futbol çölünden kaçmanın, kendilerini Avrupa’ya atmanın peşindeler. Futbol hayatın bir parçasıdır derken edebiyat yapmıyoruz. Bugün Türkiye’de gençlerin hali de tam olarak bu değil mi?