Mungan'ın konuğu Sevin Okyay

31.Film Festivali'nde Onur Ödülü alan çevirileri, sinema ve caz yazıları başta olmak üzere kültür- sanat dünyasının en önemli gazeteci yazarlarından Sevin Okyay İKSV Salon'da Murathan Mungan'la önceki gün bir söyleşi yaptı.

11 Nisan 2012 Çarşamba, 07:42
Abone Ol google-news

Sevin Okyay çocukluğundan bugüne hayatını değerlendirirken, daha ortaokuldayken her şeyden haberdar olduğunu, çok okuduğunu anlattı. “Hayatımda, davranışlarımda ne uzun bir anne gölgesi var? Bize, ‘kendinden söz etme, başkasını cesaretlendir’ terbiyesi verildi. Hırslı olmadım, ayıptı. Bu da işimi zorlaştırıyor. Eğer dişli değilsen genelde hafif bir ezilme oluyor” diyen Okyay çevirmenliğe çok genç yaşta başladığını, gazeteciliğin daha sonra geldiğini baştan beri ilgi duyduğu, peşinden koştuğu “sinema”yazarlığının ise daha da sonra oluştuğunu anılarla anlattı. Sinematek’te sansürsüz seyredilen filmler karşısında “elalem neler yapıyor” dediğini, her türlü olanak ve yayının çok kıt olduğu o kurak günlerde Onat Kutlar, Mahmut Tali Öngören’in önemini “Yeni Sinema”, “Genç Sinema” dergilerinin çıkışını, ilgi duyduğu Yeni Dalga ve Çek Baharı filmleriyle sinematekte tanışmasını, esas  sinematekle başlayan şimdi festivalle devam eden eğitimini paylaştı. Mungan’ın sorusu üzerine ;“hafif deli görünenleri isterdim” diyerek arkadaş olmak istediği yönetmen olarak Jim Jarmusch adını verdi,john Cassavetes ise birçok açıdan, oyuncusu da olmak isteyeceği  gözde yönetmeni olmuş.

Murathan Mungan, Okyay’ın ısrarlı sorularını yanıtsız bırakırken bir yandan  da kesişen noktalarda kendi sinema geçmişini, birikimini,  Ankara, İstanbul, Mardin’den çocukluk, gençlik, gazetecilik ve yazarlık anılarını anlattı. Mungan, kendi eserlerine 70’li yıllardan beri gösterdiği ilgiyi örnek vererek; “Şevkatini, dikkatini o gün bugün takdir ederim. Bu çok rastlanır bir şey değildir” sözleriyle Sevin Okyay’ın az bulunur yapıcı, dost, içten yaklaşımına dikkat çekti.

Salondan gelen soruları da içtenlikle yanıtlayan Okyay, Türk sinemasında da Reha Erdem gibi beğendiği yönetmenler olduğunu, sinemamızın daha çok yönetmenleriyle anıldığını belirterek; “filmleri her şeyden önce seyirci merakıyla izlerim, yazarken oyuncuyu, yönetmeni öne çıkarır, siyasi ve sosyal meseleleri es geçmem” dedi. Bir soru üzerine de; “Çok zengin olsam gene bu işleri yaparım ama daha sakin bir hayat sürerim, film yazılarımı toplarım, hikaye yazarım romanı düşünmem, anı yazmanın hiç alemi yok. Tek bir sanat kalacak deseler tereddüt etmeden edebiyat derim” diyerek edebiyat tutkusunun altını çizdi.

Okyay söyleşiyi; “Ödül gecesinde Murathan’ın 30 yıllık arkadaşıma veriyorum. Unutmadığım bir cümledir” sözleriyle noktaladı. 

Fotoğraf Zeynep Altay