Neden Çamlıca'ya Dev Cami?

20 Şubat 2013 Çarşamba, 07:00
Abone Ol google-news

Umalım ki yeni dönem perspektifinde, yarına yenilik taşıyan, çağdaş ve özgün dinsel eserler bırakabilmek amacıyla, çağdaş İslam düşüncesi içinde ve yaşadığımız çağa ilişkin yorumlarla, dinsel yapılara yön verecek politikalar oluşturulmalıdır.

Çamlıca’ya dev cami bir oldubitti midir?

Çamlıca’da İstanbul’un her yerinden görülecek dev cami yapma inadı devam etmektedir. Cami yerinin, yanlı plan değişikliğiyle imara açılmasına ve seçilen replika camiye karşı duran sivil toplum örgütleri, Çamlıca’nın dokusuna zarar verileceğinden korkmakta ve halka danışılmamasından yakınmaktadırlar.

Sürdürülebilir kentsel \tmiras: Çamlıca Tepeleri

Boğaz’ın başlangıcında, özel statüde korunması gereken Büyük-Küçük Çamlıca Koruları, 1940’ların başında kamulaştırılıp ağaçlandırılmış, doğal park olarak kente kazandırılmıştır. 1980’li yıllarda da “Doğal Sit” ilan edilmiştir. Bugün yok edilme sürecindeki tepeler, kent peyzajına en yüksek düzeyde katkı yapan doğal bütünlerdir ve Boğaziçi-Haliç-Tarihi Yarımada’nın oluşturduğu “Bütünleşik Sitler” sistemi içinde yer almaktadır. Halk bunu kanıtlarcasına, Boğaz’ı kentin “kolyesi”, Çamlıca Tepeleri’ni kentin “tacı” olarak algılamaktadır. Bu algı artık belleklerimizde kalan bir anı olacaktır.
UNESCO, tarihi kentsel peyzaja ilişkin tavsiye kararlarında;
“sürdürülebilir kalkınma hedefleri içinde, kentsel mirasın korunma stratejilerinin daha iyi bütünleştirilmesi, düzenlenmesi ihtiyacını” belirlemiştir. Keza, “doğal özellikleri ve yerleşimlerini, kendi sosyal, kültürel, ekonomik değerlerini göz önünde bulundurarak, kentsel bağlamda tarihsel alanları ayırt edecek, koruyacak ve yönetecek bir peyzaj yaklaşımı” önermiştir. Bu kararlar da Çamlıca Tepeleri’nin peyzaj bütünlüğüyle sürdürülebilir kentsel miras olarak korunmasını işaret etmektedir.

Yansız bir şehircilik anlayışı

Yanlı imar yöntemleriyle yapılaşmaya fırsat yaratmayan ve yok olan sit özelliklerini de geri kazandıran bir şehircilik anlayışı tepelerde egemen olmalıdır. Eteklerdeki aşırı/yanlış kullanımlar gözden geçirilmeli, bir dönüştürme politikası oluşturulmalıdır. Bu yaklaşım dışında tepede yapılacak tapınak etkisindeki bu dev cami, çağdaş sürdürülebilirlik kavramıyla da bağdaşık olmayacaktır. Şayet, burada bir ibadet ortamı yaratılmak isteniyorsa, Niyazi Duranay’ın Cumhuriyet gazetesinde önerdiği gibi, açık hava ibadet alanı olarak bir “namazgâh” düzenlenmesi anlamlı bir yaklaşım olacaktır.

Modern cami mimarisi

Çamlıca’nın yer olarak seçimine olduğu gibi, seçilen replika esere de tepkiler olmuştur. Jüri, değerlendirmelerinde klasik yaklaşımı yeğlemiş, modern cami önerilerini dışlamıştır. Yeni teknolojilere ve sanatsal gelişmelere açık olmamış ve modern cami projelerine mesafeli durmuştur. Bu şaşırtıcı durum da yadırganmıştır.
Yıllar önce Ankara’da, ideal külliye yaratma girişiminin başarısız olması sonucu, o dönem Başbakan’ın müdahalesiyle Cumhuriyet dönemini temsil edecek bir cami proje yarışması açılmıştır. Yanlı oluşan tepkiler üzerine, kazanan modern caminin temelleri atılmışken dinamitlenerek bugünkü Kocatepe Camisi yapılmıştır. Tepki gösterilen proje, fikri müellifi tarafından geliştirilerek, uluslararası yarışmada birinci seçilmiş, İslam dünyasında da hayranlık yaratan modern İslamabat Camisi olarak gerçekleşmiştir.
Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmiş, Cumhuriyet dönemi özelliklerini taşıyan, çok az sayıda çağdaş ve özgün örnek ortaya çıkmıştır. Ağa Han Ödüllü TBMM Camisi ve belki çok az sayıda başka modern camiler, Cumhuriyet dönemini simgeleyen, yenilik müjdeleyen dinsel eserler olarak mimarlık tarihimizde yerlerini almışlardır.

Çağdaş tasarım \t\t\tve özgünlük

Çamlıca Camisi tartışıldığı sıralarda, Diyanet İşleri Başkanlığı bir üniversite ile birlikte; I. Ulusal Cami Mimarisi Sempozyumu düzenlemiştir. “Gelenekten Geleceğe Cami Mimarisi-Çağdaş Tasarım ve Teknolojiler” teması çerçevesinde, çağdaş camilerde bulunması gereken işlevlerin tanımlanması, 21. yüzyıl cami mimarisinde özgün projeler ortaya çıkarılması vs. konularda bildiriler sunulması, tartışılması amaçlanmıştır. İktidarın, cami yapılmasında yeni bir dönemi işaret eden hazırlıkları içinde olduğu, önceki iktidarların aksine, İslami değerleri öne çıkaran politikalarla ve kararlarla cami yapılmasını özendirdiği, desteklediği ve yönlendirdiği görülmektedir.
Kentsel dönüşüm uygulamalarında cami yapılması programın parçası haline getirilmeye çalışılmakta, belediyelerin de dinsel yapı yapmasına zemin hazırlanmaktadır. Anlaşılmaktadır ki önümüzdeki dönemde, yeni cami inşaatları yoğunlaşacak, geniş bir uygulama alanı açılmış olacaktır. Dolayısıyla sempozyumda amaçlanan cami mimarisinde çağdaş yorum ve biçimler getirilmesi, 21. yüzyıla ait özgün mimari projeler üretilmesi için fırsatlar doğmuş olacaktır. Bu gelişmelerin, mimari proje yarışmaları düzenlenmesine fırsat yaratacağı da umulmalıdır.
Ülkede, yarısı kentlerde olmak üzere sayısı 75.000’i aşan cami bulunmaktadır. İstisnalar dışında, bunların hemen hepsi, dernekler tarafından, mimarsız ve rastgele yerlerde inşa edilmişlerdir. Bundan rahatsızlık duyan Başbakan daha 2004 yılında bir söyleminde; camilerin rastgele her yerde inşa edilmesinin yanlış olduğuna, bir program içinde hareket edilmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Bu rahatsızlığı gidermek istercesine artık camilerin rastgele yerlerde değil, Başbakan’ın ve yönetimlerin belirlediği program içinde ve mimarlar tarafından yapılmaya başladığı görülmektedir.
Umalım ki yeni dönem perspektifinde, yarına yenilik taşıyan, çağdaş ve özgün dinsel eserler bırakabilmek amacıyla, çağdaş İslam düşüncesi içinde ve yaşadığımız çağa ilişkin yorumlarla, dinsel yapılara yön verecek politikalar oluşturulmalıdır. Çağdaş cami yorumlarına ve araştırmalarına da destek verilmelidir. Bazı İslam toplumlarında, “geleceğin cami mimarisi” arayışları için açılan proje yarışmaları izlendiğinde görülmektedir ki; bu yarışmalarda, geleneksel biçimler, dinsel kotlar cesaretle yorumlanmakta, yeni teknolojilerden yararlanılmaktadır.
Böylece hem insanlık, hem de İslam adına artistik-kültürel birikimler oluşacağına ve mimarlık mesleğine, güzel sanatlara, kültür birikimimize daha çok katkı sağlanacağına inanıyorum.