Oktar Türel’in büyük çalışması

Küresel İktisadi Tarihçe: 1980-2009 (Yordam Kitap) her babayiğidin girişemeyeceği bir ‘Büyük Çalışma’. Kırk yıllık kapitalizmin ekonomisi, nadir ustalık ve vukuf eseri. ‘Okullular’a, üretim, finans, ticaret dünyasındakilere ve Türkiye için dünya bilgisine hakkıyla sahip olmayı kavrayan, çoğalması gereken meraklı insanlarımıza sunuluyor.

20 Ağustos 2021 Cuma, 00:02
Abone Ol google-news

KAPİTALİZMİN TOMOGRAFİSİ

Oktar Türel, Küresel İktisadi Tarihçe: 1980-2009 (Yordam Kitap / 2021) isimli incelemesinde kapitalizmin tomografisini çekiyor, kesitleriyle. Nasıl bir doku, nasıl bir ‘senaryo’ (ya da ‘model’) ile ortaya çıkıyor.

Okuyucuyu ciddi bir entelektüel serüvene davet ediyor. Kesitleri birleştirip bütüne erişebilmek için daveti kabul etmeliyiz. Yoksa, sadece görebildiğimiz ‘parçalar’la yetiniriz.

‘Büyük Çalışma’, malzeme ustalığından ibaret değildir. Türel bu kapitalizm üzerindeki düşünce tarzını, probleme nasıl yaklaştığını malzemenin içine yedirerek sunuyor. Önemli olan budur.

HER ÜLKEDE KAPİTALİZM!

Bir vurgusundan başlayalım: “Sermaye hareketlerinin serbestleştiği ve finans akımlarının ticaret akımlarını fazlasıyla aştığı bir dünya!” Başka deyişle, ‘her ülkede kapitalizm!’.

Burada ana parça sermayedir, bütünüdür. Bütünün zaman içindeki hareketi 1980’den başlayıp bir yeni ‘sermaye rejimi’ yaratmıştır. Tüm elemanları, kurumları, araç-gereçleri, yasakları ve kendine özgü ‘serbestliği’ ile dünyayı ‘kendisi için’ kurgulamıştır.

Sermayenin birikim motorunda ana piston finanstır, durdurulmaz şekilde. Ticaret buna göre yeniden (dünya çapında) örgütlenmiştir.

Bu doku kendi içinde nasıl besleniyor? Odak noktasında kapitalizmin şirketleri var, sermaye stokunun (üretim araçlarının) sahibidirler. Kapitalizm borçlandırarak işler: Şirketlerin yükümlülüklerine (hisseler, borçlar) finansal aracılar (bankalar, sigortalar, fonlar) sahiptir.

PÜF NOKTALARI: BORÇLANMA VE DÜŞÜK ÜCRET!

Dokudaki hane halklarının varlıklarının karşılığı ise finansal aracıların (mevduat, vs.) yükümlülükleridir.

Finansal aracılar (ve onların ‘olmazsa olmaz’ı, finans piyasaları) şirket sermaye varlıklarının değerlerini belirlerler ve yakıtı (kredi) sağlarlar. Hane halklarının emekçileri ise sermaye tarafından ayarlanan ücretleriyle yaşarlar, borçlanmakla hep yüz yüzedirler.

Püf nokta, şirketlerin yarattıkları gelirden (ve kârlarından) daha çok borçlanmalarıdır. Hep gelirden daha çok borç! Kime? Finans kesimine. İkinci püf nokta ücretlerin düşük düzeye ayarlanmasıdır.

GÜLER YÜZLÜ REFAH DEVLETİNE REDDİYE!

Basitçe, kapitalizmin 1980 sonrası böyle işleyebilmektedir. Bu senaryo Türel’in, Küresel Tarihçe: 1945-79 (Yordam Kitap / 2017) çalışmasındaki kapitalizme (‘güler yüzlü refah devleti’ne) ‘reddiye’dir.

Türel’in ‘kesitleri’nde görüyoruz: Senaryonun ‘tanrı’sı piyasalardır. Esas olan, dünyanın tek (‘küresel’) piyasa yapılmasıdır. Bu devasa piyasa her şeyin yeniden düzenlenmesini ister.

Teknolojinin mülkiyetini, üretimin zincirlerle kurulmasını, ticaret kurallarına kat kat kordon çekilmesini, yeni anlaşmaları, kurumlaşmaları ve tümünü yapacak, kapitalizme tam imanlı kadroların yetişmesi, işlere sahip olmasını! Hepsi Türel’in kayıtlarında var, mükemmel şekilde.

RUGGIERO: ‘SİSTEMİN DOĞASINI DEĞİŞTİRDİK!’

1990’larda şahlanan Dünya Ticaret Örgütü’nün direktörü Ruggiero demiş ki (Türel aktarıyor):

“Bugün DTÖ kuralları on yıl önce tasavvur edilemeyecek ölçüde (geniş) bir dizi ekonomik alanı kapsamaktadır… Sistemin doğasını değiştirdik! Bölünmez bir küresel mimari yarattık… Tek bir küresel ekonomi anayasasını yazıyoruz!”

Kapitalizmin hukuku sermayenin gölgesinde, 1990’larla birlikte yeniden yazılmıştır.

Senaryonun ‘tanrı’sı için para ve finans yeniden ayarlanmıştır. Türel anlatıyor, piyasanın damarlarında ‘dünya parası’ dolaşmalıdır. O Amerikan dolarıdır.

DOLARİZASYONUN ZEMİNİ

Tüm öteki paralardan farklıdır. Karşılığı yoktur. Ama, herkes kendini doları kabule muhtaç sayar. Kabul, ‘her ülkede dolarizasyon’un zeminidir.

Dolar servisini Amerikan FED’i yapar ve hepimize kapitalizmin ‘merkezi bir sistem’ olduğunu hatırlatır. O servisle yanıp sönen sinyaller piyasanın keskin disiplinini sağlar: Bu döviz / faiz disiplinidir, tüm fiyatların anasıdır. Sert ve acımasızdır.

YA DEMOKRASİ?

Peki devlet? O artık piyasaya ‘uyum’ sağladığı kadar ‘kamu’dur! Kaynak tahsisinde pasif konumdadır. Makro politikalar bu değişmez ezbere göre düzenlenir. Ya demokrasi? Kapitalizm artık onu pek giymemektedir. Gardıroba kaldırmıştır.

Oktar Türel’in olağanüstü emek ve kalite ile okuyucuya sunduğu yapıttan böyle basit çizgilerle de olsa, kapitalizmin kırk yıllık fotoğrafını çekebiliriz.

Bu senaryo vaat edilen sonsuz büyüme, denge ve refahı getirdi mi? Dünyada ve ülkemizde buna gönül vermiş meslektaşlarımız yıllarını vakfettiler. Herhalde bir albenisi vardı. (İstisnalara girmeyelim.)

Şu oldu: 1990’larla başlayan hızlı büyüme bağrında taşıdığı sürdürülemez çelişkilerle seksen yıldır yaşanmamış bir ‘derin çöküş’e (2008) geliverdi. Ve kapitalizm on üç yıldır toparlanamıyor.

Oktar Türel’in ‘Büyük Çalışma’sı, hepimizi yeni analiz düzeylerine taşıyacaktır. Burada basit bir çerçeve ile yetindik; yer darlığı şimdilik genişine elvermiyor.

Türkiye’de yaratıcı düşünce kapasitesinin cılızlaştığı bu yıllarda, Türel bize ne kadar büyük, kalıcı bir armağan veriyor. Müstesna meslektaşımıza şükran borçluyuz.