Ortadoğu küresel ortalamanın iki katı üzerinde ısınıyor: Yeni bir felaketin habercisi

Uzmanlar, Ortadoğu’nun küresel ortalamanın iki katı kadar ısındığını ve 2050 yılına kadar araştırmacıların öngördüğü 1,5 derecelik eşiğe kıyasla 4 santigrat derece daha sıcak olacağı konusunda uyardı. Bu durum, siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü bölgede milyonlarca insanın hayatını tehlikeye atan kuraklık, su krizi ve savaşlarla sonuçlanacak.

25 Ağustos 2021 Çarşamba, 16:04
Ortadoğu küresel ortalamanın iki katı üzerinde ısınıyor: Yeni bir felaketin habercisi
Abone Ol google-news

Haziran ayında Kuveyt, 53,2 santigrat derece bir sıcaklık kaydederken, Umman, BAE ve Suudi Arabistan’da termometreler 50 derecenin üzerine çıktı. Bir ay sonra, Irak'ta sıcaklıklar 51,5 dereceye yükseldi ve İran'da 51 derecelik bir sıcaklık görüldü... 

NTV'nin Almanya'daki Max Planck Enstitüsü'ne dayandırdığı habere göre, artan küresel sıcaklıklar nedeniyle Ortadoğu'daki birçok şehir yüzyılın sonundan önce kelimenin tam anlamıyla yaşanmaz hale gelecek. Yıllarca süren savaşların harap ettiği bölgenin, varlığını tehdit eden zorluklarla yüzleşme gücü yok. 

Ayrıca, Dünya Bankası, aşırı iklim koşullarının rutin hale geleceğini ve bölgenin her yıl dört ay kavurucu güneşle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Ortadoğu zenginler ve yoksullar arasında bölündüğünden, insanların umutsuzca ihtiyaç duyduğu, su ve elektrik gibi temel ihtiyaçların  yokluğuyla karşılaşanlar, petrol zengini ülkelerin yoksul kuzenleri oldu. Bu ülkeler etkisiz hükümetler, otokratlar veya din adamları tarafından yönetiliyor ve harap enerji altyapılarına sahip. 

Uzmanlar, bu nedenle kurumları güçlendiren ve işletmeleri özgürce düşünmeye teşvik eden siyasi ve ekonomik reformların, Ortadoğu'da karbon emisyonlarını azaltmak ve temiz enerjiye geçişi sağlamak için gerekli olduğunu söyledi.

SERA GAZI EMİSYONLARI SON 30 YILDA 3 KAT ARTTI

Diğer taraftan, sera gazı emisyonları son 30 yılda bölgede üç kattan fazla arttı ve uzmanlar arasında, bir yanda sıcaklıklardaki ani artışın ve diğer yanda temel hizmetlerin eksikliğinin bölgeyi daha umutsuz ve tehlikeli bir yer haline getirdiği konusunda endişelere yol açtı.

SICAKLIKLAR 60 DERECENİN ÜZERİNE ÇIKACAK

Max Planck Enstitüsü'nde Ortadoğu ve Akdeniz iklimi konusunda uzman olan Jos Lelieveld, Orta Doğu'nun küresel ısınmadan  “özellikle güçlü bir şekilde etkilenmesine” rağmen sera gazı emisyonlarında Avrupa Birliği'ni (AB)  geride bıraktığını söyledi. Lelieveld, "Ortadoğu'daki birçok şehirde sıcaklıklar 50 santigrat derecenin üzerinde yükseliyor. Hiçbir şey değişmezse, şehirler gelecekte 60 santigrat dereceye kadar sıcaklıklarla karşılaşabilir, bu da klimaya erişimi olmayanlar için tehlikeli olacak” dedi.

YÜKSEK SICAKLIKLAR VE ENERJİ KESİNTİLERİ 

Bununla birlikte klimalar İran, Irak, Lübnan, Suriye, Yemen gibi ülkelerde görece zenginler için bile lüks haline geldi. Bu ülkeler aynı zamanda sıcaklıklar yükselirken ve kuraklıklar tarlaları kavururken temel hizmetlerin eksikliğine karşı büyük protestolara tanık oldu. Toplumsal huzursuzluğa ilişkin fotoğraflar, değişen iklimin etkisini en keskin şekilde hisseden bölgenin geleceğine dair bir fikir verdi.

IRAK'TA YÜKSEK SICAKLIKLAR 

Irak'ta geçen ay rekor kıran sıcaklar nedeniyle insanlar sokaklara döküldü. Yolları kapattılar, lastikleri yaktılar ve silahlı kuvvetler tarafından güvence altına alınması gereken enerji santrallerini öfkeyle çevrelediler. İronik olarak, güney Irak'taki petrol zengini Basra, en uzun elektrik kesintileri yaşayan kentler arasında yer alıyor ve en az üç Iraklı'nın öldürüldüğü gösterilerin merkez üssü oldu. Uzmanlara göre, Irak'taki elektrik krizinin arkasındaki en önemli neden siyasi istikrarsızlık.

LÜBNAN'DA UZUN SÜRELİ ELEKTRİK KESİNTİLERİ

Lübnan'da da bu ay benzer bir olay yaşandı. Lübnanlılar zaten sayısız krizle boğuşuyor ve siyasi elitlerin eylemsizliğinden dolayı hüsrana uğradılar. Yakıt arzı azaldıkça, ülke genelinde kaos sahneleri ortaya çıktı. Bazıları akaryakıt tankerlerini,bazı göstericiler ise elektrik santrallerini yağmaladı.

1990'da iç savaşın sona ermesinden bu yana Lübnan'da üç saat süren elektrik kesintileri rutindi. Ancak 2019'da ekonomi çöktüğü için elektrik kesintileri uzadı.

Ancak, 12 Ağustos'ta Lübnan Merkez Bankası yakıt sübvansiyonlarını kaldırdı ve jeneratörler kurudu. Işıklar söndü ve zengin mahallelerde yaşayanlar  bile bunaltıcı sıcakla baş etmek zorunda kaldılar. 

Yerel basın, benzin istasyonlarındaki insanlar arasında, dağıtımı izlemek ve barışı korumak için Lübnan ordusunun varlığını gerektiren neredeyse her gün çatışmalar olduğunu bildirdi. Bir olayda, el konulan bir yakıt tankeri, Lübnan ordusu benzin dağıtırken patladı ve yaklaşık 30 kişiyi öldürdü. Doktorlar, cesetlerin tanınmayacak kadar kömürleşmiş olduğunu söyledi.

İRAN'DA KURAKLIK SÜREKLİ ARTTI

Diğer taraftan, 2017'de İran, bölgedeki en yüksek resmi sıcaklığı 54 santigrat derece olarak kaydetti. Ancak tekrarlayan kuraklıklar, ülkenin hidroelektrik santrallerini işlevsiz hale getirdi  ve elektrik talebinin arttığı bir zamanda üretimde düşüşe neden oldu. Temmuz ayında İran'ın farklı şehirlerinde protestolar patlak verdi ve bazı göstericiler İran'ın dini lideri ve ülkenin en güçlü adamı Ayetullah Ali Hamaney'e atıfta bulunarak "Diktatöre ölüm" ve "Hameney'e ölüm" sloganları attı.

İran'ın güneybatısındaki Huzistan eyaletinde insanlar su kıtlığını protesto etmek için yolları kapattı ve lastik yaktı. Devlet güvenlik güçlerinin ateş açtığı iddia edilen en az üç protestocu öldürülürken, insan hakları aktivistleri sayının daha yüksek olduğunu söyledi.. İnsan Hakları İzleme Örgütü, “sosyal medyada paylaşılan videolarda güvenlik görevlilerinin ateşli silah ve göz yaşartıcı gaz kullandığını ve protestoculara ateş ettiğini gösterdiğini” söyledi ve ölümlerin soruşturulması çağrısında bulundu.

SURİYE İÇ SAVAŞININ TEMEL NEDENLERİNDEN BİRİ

Suriye'de  2006 ve 2011 yılları arasında yaşanan kuraklık, kırsal ve kentsel alanlar arasındaki sosyo ekonomik ayrımı derinleştirdi. Ayrıca, uzmanlar bu durumun Suriye iç savaşına yol açan nedenlerden biri olduğunu söyledi.

YEMEN'DE SU KAYNAKLARI HIZLA TÜKENDİ

Yemen'de uzayan savaş su krizini daha da kötüleştirdi. Yemen'in tatlı su yeraltı kaynakları hızla kuruyarak ülkedeki su krizini büyüttü. Ülkede kişi başına düşen yıllık su payı, küresel ortalama olan 7 bin 500 metreküpe kıyasla sadece 120 metreküp.  Savaştan önce Yemen'in su bakanlığı kuyuların açılması için şartlar koymuştu, ancak çatışma sırasında bu durum gerçekleşmedi.  Son on yılda Yemen, zaten yetersiz olan tatlı su kaynaklarını hızla tüketti.

KÜRESEL KAYNAKLARIN YÖNETİMİ

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nden Johan Schaar, bölgesel işbirliğinin su krizini azaltabileceğini ve bölgenin karbon ayak izini azaltabileceğini söyledi. 

Küresel ısınma konusunda uzman olan Schaar, "Bölgesel işbirliği açısından en önemli şey, hem nehirler hem de yeraltı suları gibi aşırı hava olayları nedeniyle daha kıt ve daha değişken hale gelecek ortak su kaynaklarının kullanımı ve yönetimi konusunda anlaşmaya varmaktır. Su  konusunda çok az ikili sınır ötesi anlaşma var ve nehirler için birçok ülke tarafından paylaşılan havza çapında anlaşma yok” diye konuştu.

MİLYONLARCA İNSANIN HAYATI TEHLİKEDE

Sonuç olarak Ortadoğu, ortak kaynakların kullanımı konusunda işbirliği yapmak yerine çatışmalarla mücadele ediyor.  Schaar, "Hiçbir ülke sera gazı emisyonlarını azaltmak için yeterince yatırım yapmadı. Süre gelen çatışmalar, nüfusların yerinden edilmesine ve yoksullaşmasına yol açarak, onları küresel ısınmanın  etkilerine karşı daha savunmasız hale getiriyor. İstikrarsızlık, uyum için gereken uzun vadeli planlama ve yatırımlar için kaynakları ve politika alanını daraltıyor ve bu durum milyonlarca kişiyi tehlikeye atıyor” dedi.

Öte yandan, küresel ısınma ile Arap Baharı'nın devrimleri ve savaşları arasındaki bağlantı hararetle tartışılıyor. Ancak su, klima ve diğer olanaklardan kötü yararlanan topluluklardaki kötü yönetim ile  kentsel huzursuzluk arasında açık ve tartışılmaz bağlantılar bulunuyor. Durumun aynı kalması halinde küresel ısınmanın  yaşam koşullarını kötüleştirmesiyle bu şehirlerde ne olacağı düşüncesi ürkütücü.