Oyunu Ulusal Bilinçle Bozacağız...

04 Eylül 2009 Cuma, 06:22
Abone Ol google-news

Tarih boyunca uygarlıklar beşiği Anadolu birçok niteliği ile cazibe merkezi olmuştur. Jeostratejik konumumuz ve doğal zenginliklerimiz birilerinin iştahını hep kabartmıştır. Bizi rahat bırakmadılar ama buradayız. Bu son oyunu da bozacağız, üniter yapımızı koruyacağız.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizdeki sorunların özünde: sosyo-ekonomik geri kalmışlık vardır. Etnisiteye yönelik “demok-ratik açılım” ise ülkeyi çatışmalara ve ayrışmaya götürür. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu durumu engelleyecek bilgi ve deneyime sahip olduğu ortadadır. Biz emperyalist güçlere karşı verilen Kurtuluş Savaşı ile kurulduk. Ve biliriz.

Çağdaş Cumhuriyetimize karşı 19. yüzyılda Balkanlar’da uygulanan politikalar şimdi de aynen uygulamaya sokulmak istenmektedir. Dün Balkanlar’da yapılanlar, bugün Doğu-Güneydoğu Anadolu bölgemizde yapılmak istenmektedir. ABD ve AB’nin parçala-yönet politikası yirmi yıldır doğu sınırımızda eyleme konulmuştur. Üstat Prof. Dr. Halil İnalcık’a göre son durum: Bölücü terör örgütünün bir etnik çatışma çıkararak konuyu Birleşmiş Milletler’e (BM) taşıması ve “Dünya barışı tehdit altına giriyor” söylemi ve gerekçesi ile Türkiye’ye BM müdahalesini sağlayarak sonuç almaya yöneliktir.

Cumhuriyet tarihinin usta kalemi Turgut Özakman ise İngiltere’nin Birinci Dünya Savaşı sırasında Yunanlıları kışkırtarak Anadolu ve Trakya’yı işgale başlatmasını: doğuda istediği politikaları uygulamak ve petrol kaynaklarını ele geçirmek amacına yönelik olduğunu belgeler ile ortaya koymuştur. Nitekim Türkiye Ulusal Kurtuluş Savaşı verip vatanını işgallerden kurtarırken İngilizler Irak ve çevresini kendilerine göre şekillendirmiştir.

Ülkeyi yönetenler, politika ve strateji üretenler son durumun analizini doğru yapıp bu oyunu bozmalıdırlar. Doğu ve Güneydoğu’nun geri kalmışlığını etnik kökene dayandıran, bölücülüğe gerekçe oluşturan politikaları boşa çıkarmalıyız. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını ulusal kimliğe değil de dine dayandıran, tarikat-cemaat ve aşiretler aracılığı ile bölge sorunlarına yaklaşan anlayışa olanak verilemez. Bu bölgelerimizde güvenliğin yanı sıra sosyo-ekonomik sorunları hızla çözmeliyiz. Bölge insanımızın Cumhuriyet felsefesi ve bunun getirdiği huzur ve gönenç içinde umutla yaşamasını sağlamalıyız. Kadınlarımızı, kızlarımızı eğitmeliyiz. Cumhuriyetin 86. yılında hâlâ okuma yazma bilmeyen, Türkçe konuş(a)mayan insanlarımızın varlığı utancımız ve ayıbımızdır. Bu ve benzer diğer ihmallerimizi hızla gidermek durumundayız.

Öncelik ve ivedilikle kamu yatırımları arttırılmalı, bölgeye kamu kaynakları devlet eli ile iletilmeli, istihdam yaratılmalıdır. Toprak reformu yapılmalı ve GAP bitirilmelidir. Çok acil sosyal program yapılarak ailelere (evin kadınına) aile yardımı yapılmalı, kızlar okutulmalıdır.

Bölücü terör örgütüne insan kaynağı sağlayan temel faktör cehalet, işsizlik ve fakirliktir. Koruyacak, sahiplenecek toprağı ve mülkiyeti olmayanların maaşlı olarak dağlara gittiği ya da götürüldüğü bildirilmektedir.

Toprak reformu gerçekleştirilir ise insanlarımız aşiret reislerinin himayesinden kurtulacaktır. “Cambaz işadamı ve sanayiciler bir başka türde aşiret reisi ve ağalardır. Yatırımı Güneydoğu’ya alır, İstanbul ya da Ege’de bitirir ve hatta cambazlıkla gökdelen dahi dikerler.” Teşviklerin boşa gitmesi engellenmelidir. Sonuç olarak biz bu oyunu bozacağız. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimiz için acilen sosyo-ekonomik bir eylem planına ihtiyacımız vardır.

Halk, tarikat-cemaat-aşiret baskısından kurtarılmalı, sadaka ekonomisi değil sosyal devlet olmanın gerekli yardımları yapılmalıdır. Bölücü terör örgütü insan kaynağını kurutacak önlemler alınmalı, işsizlik ve göçe hızla çare bulunmalıdır. Özellikle su ve tarım toprağı önümüzdeki süreçte en yüksek ekonomik değer olacaktır. Biz bunları koruyacağız ve kullanacağız.