Piriştina'yı anarken

KONUK YAZAR | Suavi Yardımoğlu, Cumhuriyet'in Ege'si için yazdı...

16 Haziran 2021 Çarşamba, 11:32
Piriştina'yı anarken
Abone Ol google-news

Zaman su gibi akıp geçmiş. Efsane başkan Ahmet Piriştina'yı kaybedeli 17 yıl olmuş. O "İzmir için ölürüm" demişti, ama devrim niteliğindeki icraatları ile kişiliğiyle, gönüllerin tahtına kuruldu, adı ölümsüzleşti. Aradan geçen onca yıla karşın İzmirli'nin ona sevgisi hiç eksilmedi, o gönüllerde yaşıyor. Hep yaşayacak.

Göztepe 17 yıllık Süper Lig özlemini Antalya'da dindirirken o Antalya'da tribünlerdeydi. Sadece tribünlerde boy göstermeye gitmemişti. Bizzat olayların içinde, sarı kırmızılıların en büyük destekçisiydi. O sevinci birlikte yaşadık.

Hemen ardından 2002'de Altay, daha sonra 18 yıl ayrı kalacağı Süper Lig'le buluşurken, o keyifle Küçük Kulüp'te tavlasını atıyordu. Altay'ın da içindeydi, tam arkasında, desteğinin yabana gitmemesinin mutluluğu içindeydi. Dönemin Başkanı Mahmut Özgener'le o keyfi yaşamak onun için herşeye değerdi.

Altınordu, Amatör'de yaşadığı çileli günlere Sürmene'de son verip, profesyonelliğe geri dönerken Trabzon'a uçak bile kaldırmış, verdiği destek bir yana, Kırmızı lacivertlileri, "Bir amatör takıma uçak tahsis ederek" orada da onurlandırmış ve yüce gönüllüğünü göstermişti.

İzmir'deki kulüpler onun döneminde en güçlü desteği arkalarında buldular. 

Onun spordaki ölümsüz eseri ise kendisinin göremediği Üniversiad 2005, yani Cumhuriyet Tarihi'nin en büyük spor organizasyonu olmuştu.

Kent, 1971 Akdeniz Oyunları'ndan bu yana ki (değer olarak Universiade'ın yanına dahi yaklaşamaz) ne doğru dürüst tesis görmüş, ne böylesine büyük bir organizasyona cesaret edebilmiş, ne de bu özgüveni kendinde bulabilmişti.

2003'de Kore Deagu'da bayrağı devralırken, "Yapamazsınız, çok zor. Beceremezsiniz" sözlerine aldırmadan elini taşın altına sokmuştu büyük bir cesaretle.

Yıllardır Olimpiyat'a talip oluyorduk (hala da oluyoruz, ya da olmak istiyoruz ya) ama o olimpiyatlardan sonra en görkemli spor organizasyonuna sebep olmuştu, kendi göremese de. 

İzmir'in Belediye olarak bu yükün altından tek başına kalkması olanaksızdı. Ama o merkezi hükümetle çok güçlü bir işbirliğine girerek, siyasette de bir çığır açmıştı. Kurmaylarına, üniversiteye, gönüllülere İzmir'e güveniyordu. 

Ömrü açılışı yapmaya vefa etmedi, geçit töreninde sadece minnet pankartı yer almıştı,  ama Aziz Başkan (Kocaoğlu) bayrağı yere düşürmemiş ve o günü kadar düzenlenmiş en görkemli en yoğun katılımlı Universiad'a kent damgasını vurmuştu.

60'ın üzerinde tesis yenilenmiş, ya da yenileri yapılmıştı. Buradan organizasyon bittikten sonra yüzlerce, binlerce sporcu yararlandı. Olimpiyat Köyü oyunlar bitti, "yuva" oldu. 30 Ekim depreminde de yaralara merhem Uzundere Konutları'ydı.  

"Bu yaz sıcağında kimse gitmez" denilen organizasyon hep kapalı gişe oynamış sutopu gibi özel bir branşta dahi tribünlerde yer kalmamış, dışarda kalanlar olmuştu. Tıklım tıklım dolu salonlardan şampiyonluk nidaları yükselmiş ve bulutlara Piriştina'nın ruhunu şad etmek üzere arşa yönelmişti.

Ahmet Piriştina'nın İzmir'de spora verdiği değeri, kentin sporuna kazandırdıklarını saymaya, ne örnek ne de sayfa yeter.

Ruhun şad olsun efsane başkan. Kent sporu da İzmirliler gibi ilelebet sana minnettar kalacak. Işıklarda uyu. Kazanılan her madalya, alınan her şampiyonluk aziz hatırana gitsin.