Referandum Gerçekleri...

22 Eylül 2010 Çarşamba, 05:34
Abone Ol google-news

CHP cemaatlerin gücüne karşı emek gücünü partinin ve ideolojisinin ekseni yapmalıdır. Bugün ülkemizde 12 milyon işçi vardır ve bunların çok büyük bir bölümü örgütsüzdür. CHP bunların örgütü olmalı ve kuracağı İşçi Komiteleri ile tüm il ve ilçelerde örgütlenmelidir. CHP toplayacağı uzmanlar komitesi ile İş Yasası, Sosyal Güvenlik Yasası, Sendikalar Yasası ve Toplu İş Sözleşmesi yasalarını yeni baştan yazmalıdır. CHP çalışanlara onların partisi olacağı yolunda umut vermelidir.

1982 Anayasası’nın 26 maddesini değiştiren ve TBMM’de yeterli oyu sağlayamadığı için referanduma sunulan değişiklik yasası oylamaya katılan seçmenlerin yüzde 58’inin “evet” oyu ile kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Referandum amacından saparak bir anayasa değişikliğinin içeriğinin oylanması yerine hükümete güven oylamasına dönüşmüştür. Referandum sonuçlarının, demokrasimizin geleceği açısından, çok iyi değerlendirilmesi gerekir.

Hiç kimse yanılıp da yüzde 58 oy oranının seçmenin sosyal ve ekonomik mutluluğunun sandığa yansıması olarak kabul etmesin. Referandum sonucu para ve cemaat gücünün AKP iktidarının tüm olumsuzluklarının üstünü örttüğü gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Kampanya sürecince AKP çok değişik kaynaklardan topladığı büyük miktarda para ile diğer partilerin tümünün harcamalarının çok üstünde bir harcama yapabilmiştir. Paranın gücüne cemaatlerin gücü de eklenince “evet” oylarının üstünlüğü gündeme gelmiştir.

Şu gerçek artık kabul edilmelidir ki ülkemizde demokrasi “cemaatler demokrasisine” dönüşmektedir. Bireylerin özgür iradeleri yerine cemaatin “toplu iradesi” seçim sandıklarına yansıtılmaktadır. Cemaatlerin isteği açıktır. Atatürk ile başlayan aydınlanma döneminin, laik cumhuriyetin tüm kaleleri yıkılmalı dinci siyaset ve bağnaz dünya görüşü aynen Osmanlı döneminde olduğu gibi devlet yönetimine egemen olmalıdır. Batı’nın ve uluslararası kuruluşların gözünü boyamak için demokrasi biçimsel olarak saklı tutulmalı fakat din sosuna batırılmış bir siyaset anlayışı demokrasinin temelini oluşturmalıdır. Bunun klasik demokrasinin kurumları olan kuvvetler ayrılığı, özgür basın, özerk ünüversite; bağımsız yargı gibi kurumlarla gerçekleştirilmesi olanaksız olacağından tüm bu kurumların üstünde egemen olacak “tek adam” modeli kurulmalı, ülke onun buyrukları doğrultusunda yönetilmelidir. İşte cemaatlerin ve paranın gücü böyle bir modelin kurulmasının yollarını referandum ile açmıştır. Okyanus ötesine selamı bu yolu açan cemaatin ve paranın liderine bağlılık ve teşekkür olarak algılamak ve ülkenin geleceğine bundan böyle kurumların değil hangi kişinin yön vereceğini iyi bilmek gerekir.

Referandum sonuçlarından ötürü karamsar olmak gerekir mi? Bu sorunun yanıtı yüzde 42’lik “hayır” oyunun analizinde vardır. Bu oran muhalefet için önemlidir ve bunun önemli payı CHP’nindir. MHP’nin Türk-İslam sentezine dayanan tabanın İslami kesimi cemaatlerin baskısı sonucu MHP’den ayrılmıştır. Okyanus ötesinden yönetilen cemaat, MHP’nin ideolojisinden güçlü olduğunu kanıtlamış ve yüzde 42’lik oy oranında MHP’nin payını çok düşürmüştür. Sonuçta “hayır” oylarını büyük ölçüde CHP Genel Başkanı’nın sergilediği olağanüstü çaba sağlamıştır.

Demokrasinin geleceğine olumlu bakma seçeneğini bu çaba üstüne kurmak gerekir. Sayın Kılıçdaroğlu’nun siyasete getirdiği olumlu elektrik, dürüst, yoksulun dostu imajı CHP kurmayları tarafından başka girişimlerle de desteklendiği takdirde 2011 de yapılacak seçime umutla bakılmasını sağlayabilir.

Referandum şu gerçeği ortaya koymuştur ki seçim başarısını liderin tek başına sağlaması olası değildir. AKP’nin başarısı liderinin değil arkasına saklanan cemaat ve onun katkısı ile partiye akan paranın başarısıdır. CHP’nin referandumda yüzde 30-35 aralığında oy aldığını kabul edersek bu oyu genel seçime taşımak ve daha da yülseltmek için sadece Sayın Kılıçdaroğlu’nun rüzgârı ve karizması yeterli olmayabilir. Bunun için CHP’nin yeni atılımlar sergilemesi gerekir.

Kampanya sırasında CHP Genel Başkanı partisinin yeni projelerinden, yeni açılımlarından söz edememiştir çünkü partinin bu konuda yeterli hazırlığı yoktur. Bunu için hemen yeni çalışmalar yapılacağı açıklanmıştır. Bu ilk adım umut vericidir. CHP gölge kabine kurarak her bakanlık için uzmanlardan oluşan komisyonlar aracılığı ile o bakanlığın iktidar projelerini somutlaştırmalıdır.

En önemlisi CHP cemaatlerin gücüne karşı emek gücünü partinin ve ideolojisinin ekseni yapmalıdır. Bugün ülkemizde 12 milyon işçi vardır ve bunların çok büyük bir bölümü örgütsüzdür.

CHP bunların örgütü olmalı ve kuracağı İşçi Komiteleri ile tüm il ve ilçelerde örgütlenmelidir. CHP toplayacağı uzmanlar komitesi ile İş Yasası, Sosyal Güvenlik Yasası, Sendikalar Yasası ve Toplu İş Sözleşmesi yasalarını yeni baştan yazmalıdır.

CHP çalışanlara onların partisi olacağı yolunda umut vermelidir. İşçi ve memur konfederasyonlarının bu girişimleri engelleme olasılığına karşı karıncalar gibi toprağın altına yani fabrikalara giderek işçi ve memurla yüz yüze gelmelidir. CHP şunu unutmamalıdır ki emek, cemaatlerden daha güçlüdür. Yeter ki sana inansın ve yanına gelsin. Bu yapıldığında emeğin gücü cemaatleri mutlaka yenecektir.