Salgının altıncı ayı: 'Koronavirüs uzun süre bizimle' diyen hükümetlerin yaklaşımları değişiyor

Dünya genelinde, koronavirüs salgınını denetim altına almış gibi görünen hükümetler, kendilerini virüsün bir süre daha bizimle kalacağı gerçeğine uyarlamaya çalışıyor. Ekonomiye ve toplumsal psikolojiye büyük zarar veren sıkı kurallar yerine daha hedefe yönelik yaklaşımlar benimseniyor.

25 Haziran 2020 Perşembe, 16:55
Abone Ol google-news
Görsel: Getty Images
Japonya'da birçok noktada ateş ölçülüyor.

Dünya genelinde, koronavirüs salgınını denetim altına almış gibi görünen hükümetler, kendilerini virüsün bir süre daha bizimle kalacağı gerçeğine uyarlamaya çalışıyor.

Ancak bu kez ekonomiye ve kitle psikolojisine büyük hasar veren ulusal kısıtlamalar yerine, salgın ikinci, üçüncü ve dördüncü bir dalgaya dönüşmeden, çıktıkları noktalarda, erken dönemde kontrol altına almak için daha hedefe yönelik önlemler arayışındalar.

Farklı ülkelerde, farklı stratejiler uygulanıyor, ancak hepsinde ortak nokta, hükümetlerin gerekli gördüklerinde önlemleri sıkılaştırması ya da esnetebilmesi.

Yoğun test ve gözlem, yetkili makamların hızlı müdahalesi, sınırların sıkı kontrölü ve halkın sürekli insanlarla sık temasa karşı uyarılması öne çıkıyor.

Bu değişen stratejiler, aynı zamanda virüsle mücadelede en başarılı ülkelerin bile, aşı bulunana kadar zafer ilan edemeyeceğinin itirafı olarak görülüyor.

New York Times gazetesine konuşan, Yeni Zelanda'daki Auckland Üniversitesi'nden Epidemiyoloji uzmanı James Thornley "Virüs daima bizimle olacak. Virüsü uzun vadede ortadan kaldırabileceğimizi sanmıyorum. Virüsle birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerekecek" diyor.

Virüsün kontrol altına alınmış gibi göründüğü yerlerde bile, büyük salgınlar hala bir risk. Tokyo’da geçen hafta 253 vaka ortaya çıktı.

Batı Almanya’da bir et işleme tesisindeki 1.500’den fazla çalışanda irüs saptandı ve yetkili makamlar iki bölgeyi karantina altına aldı.

Güney Kore’de son günlerde onlarca yeni vaka bildiriliyor.

Geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın en sıkı kısıtlama uygulamasından birinden çıkan İtalya’nın başkenti Roma’da bir hastanede 122 kişide virüs görüldü. Ortak banyo ve tuvalet kullanan dairelerin bulunduğu bir binada 18 kişi virüs kaptı.

Hollanda'da maske takan bir kadın.
Getty Images
Hollanda'da maske takan bir kadın

KURALLAR GEREKLİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DEĞİŞİYOR

Güney Kore ve Japonya gibi ülkeler virüsle çevik bir mücadeleye girişti.

Güney Kore stratejisine “günlük yaşam karantinası” adını veriyor. Ülke, diğer yerlerde görülmeyen sıkı kısıtlamalara gitmedi. Sosyal mesafe teşvik edilse de hiç zorla uygulanmadı.

Ülke önüne günde en çok 50 yeni vaka hedefini koydu. Test ve izleme kapasitesi de dahil, kamu sağlığı sistemlerinin bu hedefe ulaşabileceğini söylüyorlar.

Yetkililer, kuralları gerektiğinde değiştiriyor. Seul’te ikinci dalga enfeksiyonlar görülünce, toplu taşımada maske kuralı getirildi ve kamusal tesisler iki haftalığına kapatıldı.

Ofis çalışanlarının zik zak şeklinde oturması, klimaların iki saatte bir kapatılması ve hava akımının arttırılması için, pencerelerin açılması gerektiği belirtildi. Pazarlarda ve diğer kamusal alanlarda şarkı söylenmemesi istendi.

Ayrıca halktan, biri ameliyat maskesi, biri de daha kalabalık yerde kullanmak için sağlık çalışanlarının taktığı N95 tipi maskelere benzeyen maskeler olmak üzere iki tip maske bulundurmaları istendi.

VİRÜSLE BİRLİKTE YAŞAMAK

Sadece kısıtlı karantinalar getiren Japonya da, ekonomisini yeniden canlandırmak için, böyle devam etmek istiyor. Avustralya, Yeni Zelanda, Tayland ve Vietnam’dan ziyaretçi kabul etmeyi değerlendiriyorlar.

Japonya geçen Cuma günü, kullanıcılarını son 14 günde koronavirüs testi pozitif çıkan biriyle temas ettiklerinde uyaran bir temas takip uygulaması başlattı.

Tren işletmecileri, yolculara trenlerin ne kadar kalabalık olduğunu gerçek zamanlı ileten bir uygulama geliştirdi.

Salgınla daha sert yöntemlerle başa çıkmaya çalışan Çin gibi ülkeler de, ekonomik hasarın de etkisiyle daha esnek bir yaklaşım benimsedi.

Pekin’de dışarıda maske zorunluluğu kaldırıldı. Kent genelinde ateş ölçümleri sıklaştırıldı. Pekin’de 53 kişide virüs görüldüğünde, kenti toptan kapatmak yerine, salgının ortaya çıktığı pazar ve çevresindeki yerleşimler kapatıldı. 100 bin kişi, bir haftada 2,3 milyon kişiyi test etmek için seferber edildi.

Vuhan’ın tersine mücadele hedefe yönelikti. Pekin’in diğer bölgeleri aynı şekilde hayata devam etti.

Yetkililer artık, Çin’in hedefinin sıfır vaka değil, sıfıra yakın vaka olduğunu söylüyor.

YEREL YÖNETİMLERE YETKİLER

Avrupa ülkeleri de, sert önlemlerden sonra daha ensek olmayı öğreniyor.

Almanya’da bölge yönetimleri ve belediyeler yedi gün içinde 100 bin kişide 50’den fazla vaka görülürse, okulların kapatılması, tam karantina ve kitlesel test gibi yöntemlere başvurabiliyor.

İngiltere’de de vakaların yoğun görüldüğü noktalarda kısıtlı, durumun gerektirdiği gibi önlemler değerlendiriliyor.

Ancak yerel yetkililer, bu sistemde çok sayıda boşluk bulunduğu uyarısı yapıyor.

Kuzey Yorkshire bölgesi Kamu Sağlığı Direktörü Lincoln Sargeant New York Times’a yaptığı açıklamada, “Bütün salgınlar önce yerel düzeyde başlar. Bize zamanında bilgi verilmesi gerekiyor” diyor.