Seçim ekonomisine yönelik kuşkular arttı

Mali kuralın ertelenmesinin seçim ekonomisine yönelik kuşkulara artırdığını ifade eden TİSK, bu gelişmenin gelecek günlerde olası gevşek maliye politikasının zeminini hazırladığını ileri sürdü.

01 Eylül 2010 Çarşamba, 10:21
Abone Ol google-news

TİSK, ikinci çeyrek büyüme oranının birinci çeyrekten küçük olacağını belirterek, kapasite kullanımının Eylül ayında da düşmesi halinde üçüncü çeyrek büyüme oranının yüzde 5'leri ancak yakalayabileceğini vurguladı.

TİSK'ten bir uyarı da işsizlik ve istihdam cephesine yönelik olarak geldi. TİSK, 2010'un ikinci yarısında ortaya çıkması beklenen büyüme oranındaki yavaşlamaya ve mevsim etkisine uygun şekilde işsizlik oranının da ilk yarıya göre yükseleceği ve istihdam artış temposunun zayıflayacağı tahmininde bulundu.

TİSK, sanayici ve üreticinin gösterdiği çabaya karşın yurttaşın ekonomiye yeterince güven duymamasının ana nedeninin, süregiden politik tartışmalar olduğunu ileri sürdü. Bu tartışmalar nedeniyle ekonominin ilk gündem maddesi olamadığını vurgulayan TİSK, "Ekonomi ilk gündem maddesi olsaydı, bugün başarı olarak gösterilen veriler daha olumlu noktalara çıkabilirdi" dedi.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), mali kuralın ertelenmesinin seçim ekonomisine yönelik kuşkulara artırdığını ifade ederek, bu gelişmenin gelecek günlerde olası gevşek maliye politikasının zeminini hazırladığını ileri sürdü. TİSK ikinci çeyrek büyüme oranının birinci çeyrekten küçük olacağını belirterek, kapasite kullanımının Eylül ayında da düşmesi halinde üçüncü çeyrek büyüme oranının yüzde 5'leri ancak yakalayabileceğini vurguladı. 2010'un ikinci yarısında ortaya çıkması beklenen büyüme oranındaki yavaşlamaya ve mevsim etkisine uygun şekilde işsizlik oranının da ilk yarıya göre yükseleceğini öngören TİSK, istihdam artış temposunun zayıflayacağı tahmininde bulundu.

TİSK, Ağustos 2010 Aylık Ekonomi Bülteni'ni yayınladı. TİSK Aylık Bülteni'nde, kapasite kullanımının gelecek dönem üretim düzeyini belirlemek açısından önemli olduğu kadar, gelecek dönem istihdam ve büyüme düzeylerini belirlemek açısından da önem taşıdığına dikkat çekti. Üretim cephesinde Haziran ayındaki göreli artışlara karşılık Ağustos ayında kapasite kullanımının yüzde 73.4 düzeyine gerileyerek, Mayıs 2010 düzeyine geldiğini belirten TİSK, kapasite kullanımının, kriz öncesi dönemin yüzde 79'lardaki düzeylerine erişmesinin mümkün olmadığını hatırlattı. TİSK'e göre tüm bu unsurlar birlikte ele alındığında ikinci çeyrek büyüme oranının birinci çeyrekten küçük olacak. Diğer yandan kapasite kullanımının Eylül ayında da düşmesi durumunda üçüncü çeyrek büyüme oranı yüzde 5'leri ancak yakalayabilecek. Söz konusu tahminlerde sapma yaratacak olgu, 2011 yılında yapılacak seçimler nedeniyle artması muhtemel kamu harcamaları olacak. TİSK'in yaptığı bu saptamanın ana gerekçesini mali kuralın yasalaşmasının ertelenmesi oluşturuyor.

 

"Ekonomiyi unuttunuz" serzenişi

Ağustos ayında ekonomideki gerçekleşmelerin gelecek için belli ölçüde her kesimi umutlandırdığına dikkat çeken TİSK, ancak ekonomiye olan güveninin tümüyle tesis edilemediğini vurguladı. Bu ay içinde açıklanan Tüketici ve Reel Kesim Güven Endeks'lerinde kayıplar yaşandığını ifade eden TİSK, bu gelişmenin altında yatan nedenin 2010 yılının neredeyse tamamında ekonominin birinci gündem maddesi olmaktan çıkıp, anayasa ve siyasi tartışmaların öne çıkması olduğunu belirtti. TİSK, ekonominin referandum sürecinde unutulduğu ve ülkenin enerjisi ekonomi dışı alanlara kaydığının altını çizdi. Sanayici ve üreticinin gösterdiği çabaya karşın yurttaşın ekonomiye yeterince güven duymamasının ana nedeninin, süregiden politik tartışmalar olduğunu kaydetti.

 

Cari açık uyarısı

TİSK bülteninde, 23-30 Ağustos tarihleri arasında uluslararası derecelendirme kuruluşu Standard&Poors ile ABD'li iktisatçı N. Roubini'nin Türkiye'nin cari açık riski ile karşıya olduğu uyarısına da yer verdi. Bir önceki bültende büyümenin finansmanıyla ilgili olarak cari açığın bir risk olduğu yönündeki uyarılarda bulunduklarını hatırlatan TİSK, Haziran ayında cari açığın 2009 yılı Haziran ayına göre yüzde 51.5 oranında arttığına, 2 milyar 202 milyon dolardan, 3 milyar 337 milyon dolar düzeyine ulaştığına dikkat çekti. TİSK, cari açık düzeyindeki bu hızlı yükselişin ardında yine dış ticaret açığının bulunduğunu kaydetti. TİSK, Türkiye'nin bu yüksek oranlı cari açık artışının ülke ekonomisi açısından kısa erimde sorun yaratmamasının nedeninin, yılın ilk altı ayında 2009 yılının aynı dönemine göre yüzde 3112 oranında artan ve 672 milyon dolardan 21 milyar 585 milyon dolara ulaşan net sermaye girişi olduğuna dikkat çekti.

 

Sermayenin bir kısmı doğrudan yatırım olarak Türkiye'ye girdi

Bültene göre bu sermayenin bir kısmı doğrudan yatırım şeklinde Türkiye'ye girdi. Ancak 2010 yılı Ocak-Haziran döneminde bir önceki yıla göre doğrudan yatırımlar yüzde 24.5 azaldı; 4 milyar 270 milyon dolardan 3 milyar 222 milyon dolara geriledi. Üstelik giren bu sermayenin 1 milyar 422 milyon doları net gayrimenkul alımından kaynaklandı. Net gayrimenkul alımı geçen yıla göre yüzde 83.2 yükseldi. Doğrudan yabancı yatırımlardan yurtdışına ihraç edilen Türkiye kaynaklı sermaye çıkarıldığında bu kalemdeki azalış yüzde 34.3'e ulaşırken, rakam da 2 milyar 273 milyon dolara indi.

Doğrudan yabancı yatırımlardaki bu azalışa karşılık Türkiye'ye portföy yatırımı şeklindeki giriş hızlandı. 2009 yılının Ocak-Haziran döneminde 404 milyon dolar net sermaye çıkışı olan portföy yatırımlarında, 2010 yılının aynı döneminde 6 milyar 765 milyon dolar net sermaye girişi oldu. Bu yükselişin kaynaklarından birisi Ocak-Haziran 2010 döneminde yabancıların 4 milyar 538 milyon dolara ulaşan net devlet tahvili alımları oldu. İkinci kaynak ise ticari ve nakit krediler ile mevduatlar kalemlerinde 2009 Ocak-Haziran döneminde 6 milyar 817 milyon dolar yurtdışına net çıkış olurken bu yıl aynı dönemde 18 milyar 645 milyon dolar net sermaye girişi olması. Türkiye'ye giren bu büyük montanlı sermaye dolayısıyla TCMB'nin resmi rezervleri, 2009 yılının Ocak-Haziran döneminde 4 milyar 430 milyon dolar düşerken bu yıl 6 milyar 98 milyon dolar yükseldi.


İşsizlik ikinci yarıda yükselecek, istihdam artık temposu zayıflayacak

2010'un ikinci yarısında ortaya çıkması beklenen büyüme oranındaki yavaşlamaya ve mevsim etkisine uygun şekilde işsizlik oranının da ilk yarıya göre yükseleceği ve istihdam artış temposunun zayıflayacağı tahmin edildi. Bu dönemde istihdam ve işsizlik cephesinde en olumlu gelişme 2009 yılına göre tarım dışı sektördeki 1 milyon 177 bin kişilik istihdam artışı. Tarım sektöründeki istihdam artışı da 423 bin kişiye ulaştı. Ancak 2010'un ilk beş aylık dönemi, 2009'un aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, istihdam artışında tarımın, ücretsiz aile işçiliğinin ve kayıtdışı çalışmanın önemli pay sahibi olduğu görüldü.

İstihdam edilenlerin yüzde 25.3'ü tarım, yüzde 19.4'ü sanayi, yüzde 6.6'sı inşaat, yüzde 48.7'si ise hizmetler sektöründe çalıştı. İşsizlik oranı 2.6 puanlık azalışla yüzde 11 düzeyine geriledi. Genç nüfusta işsizlik oranı da yüzde 19.8'e indi. Mayıs 2010 döneminde kayıtdışı istihdam oranı ise 1 puanlık azalışla yüzde 43.6 düzeyine indi.

 

TL'nin aşırı değerli olduğu açıktır

TİSK Bülteni'nde reel döviz kurlarını yine tartışmaya açtı. "Reel döviz kurunun hesaplanmasında hangi endeks (TÜFE, ÜFE, BİM) baz alınırsa alınsın TL'nin aşırı değerli olduğu açıktır" diyen TİSK, bunun bir sonuç değişkeni olduğunu, reel döviz kurunun, uygulanan para ve maliye politikasının sonucunda bu düzeye geldiğini kaydetti.

Geçen ay TCMB'nin, enflasyon oranındaki gerçekleşmeler ve ülkeye giren döviz miktarı nedeniyle aşırı değerlenmeye devam eden TL'yi belli bir dengede tutabilmek için iki atak yaptığını vurgulayan TİSK, "Bunlardan ilki döviz alım ihalelerinde alım miktarını 60 milyon dolardan 80 milyon dolardan çıkarması, ikincisi ise döviz cinsinden mevduata (DTH) ilişkin kanuni karşılık oranını yüzde 9'dan, yüzde 9.5'e çıkartarak, piyasadan 693.3 milyon dolar çekmesi oldu" dedi.

 

Maliye'den yeterli destek gelmedi

TCMB'nin kendi bilançosu ve ödemeler bilançosuna yönelik yaptığı ataklara maliye politikasından yeterli destek gelmedi. Bu noktada en önemli destek olan mali kuralın uygulanması, Hükümet tarafından ertelendi. Bu gelişme gelecek günlerde olası gevşek maliye politikasının zeminini hazırladı.